İNÖNÜ VAPURU
Bir bahar günü, öğleden sonra, Kadıköy’de Eminönü iskelesine yürüyorum. Vapura geçtim. İkinci katın salonuna oturup arkama denk gelen, direğe yaslandım.
Kalbimin derininden gelen duygusallığımla, kendimi boğazın serin esintisine bıraktım. Karadeniz’e yöneldim. İçimdeki sevgiyi dışa vurmak istedim. Geçen yıl boğaza bakıp yazdığım şiiri, sesli olarak, okumak istedim.
Boğazı gören tarihi saray, köşk ve yalıların sesimi duymasını arzuladım. Boğazı süsleyen bitkilerin şiirimden etkilenmesini izlemek istedim.
Boğazın doğal güzelliğine hayran olmamak, mümkün değildi. Hayallerim mi renkli yoksa rüyada mıyım? Gözlerim kapalı boğazı dinliyor ve uyukluyorum.
Suların maviliği ve boğazın her iki yakasının zümrüt yeşilliğinin birleşmesindeki ahenge daldım. Hayalimdeki ufka gidiyorum.
Tarihi eserleri, sarayları, doğal parkları ve bahçeleri tekrar ziyaret edeceğime söz verdim.
Şiirimi esintiye karşı tekrar okumayı düşündüm. Hislerim coştu ve kendimden geçtim.
Vapurun yol almaya başladığını fark ettim. Boğazın akıntısında, sessizce ilerliyorduk. Gemide ses yoktu. Birkaç martı havada, simit kovuşturuyorlardı. Moralleri bozuldu, çünkü bulamadılar.
Geminin ikinci katı kalabalık değildi. İnsanlar daha çok birinci kattaydı. Akıntıda ilerlemeye devam ettik. Gözümün önüne devasa, petrol tankeri geldi. Ayağa kalktım, yavaş, yavaş tanker geçsin, dedim.
Vapurumuz hızını kesmedi ve tankere yaklaşmaya devam etti. Aynı hızla gidiyoruz ama tankerin de hızlandığını fark ettim.
Gemi, tankerin geçmesiyle oluşan dalgaya girdi. Bu durumda vapur, dalganın altında kaldı. Vapurun birinci katı dalgalara yenik düştü ve su ile doldu. Fakat dalga, ikinci kata çıkmadı. Yalnız epeyce yan yattık.
Yolcular çığlık çığlığa kaldı. Büyük bir tehlike atlattık. İkinci kattan merdivene kadar gelip yolculara baktım. Su içindeydiler. Ellerinde eşyası olanların eşyaları gitmişti. Yapılacak bir şey yoktu. Geçtim yerime oturdum.
Yolu yarılamıştık. Vapurda gürültü devam ediyordu. Hani o kalkıştaki sessizlik. Sallanmayan el ve mendil. Hislerim ve duygusallığım kayboldu gitti. Şiirimi çantama attım. Mavi sular zehirden de öte olacaktı. Korkuya esir oldum.
Serin sular az kalsın sessizce bizleri yutacaktı. Boğazın suları denecekti…
Doğayı sevmelisin, suyun gücüyle oyun olmaz. Doğaya samimi bir şekilde itaat edeceksin.
En küçük bir yanlış kurtaramayacağın olaylara neden olacaktır.
Vapur Eminönü iskelesine yanaştı. Birinci kattan çıkanlardan sular sızıyordu.
Su içinde olanlara gerçekten üzüldüm.
Hasan TANRIVERDİ














