ROBOT ALİ
Öğretmen, “robot” nedir? Hakkında bildikleriniz? İlk öğretim, dördüncü sınıfa, ödev olarak verir. Ödevi iyi olanlar sınıfı geçer, diye de ekler.
Okula isteksiz gelen, Süleyman, babasına ödevin konusunu söyler. Sınıf geçmem buna bağlı der. Baba, şimdiden geçtiğini bil, diye söz eder. Çünkü Robot Ali’yi çok iyi tanıdığını söyler.
Robot Ali, köyün yukarı kesiminde, bağında bahçesinde çalışan orta yaşlı biriydi. Tek omuza giden, uyuşuk ve bazen sarsak davranış gösteren, insandı. Ayakta fazla duramaz, hemen dizlerinin üzerine çöker. Tam anlamıyla iskelet üzerine deri kılıfı geçirilmiş gibiydi. İskeletin bacak ve kollarının eklemleri kapı menteşesi gibi birbirine eklenmişti.
Ali’nin kafa tası küçük, gözler mile gibi ve kulaklar kepçedir. Kulağının üzerinde bıçak yarası, yüzüne ürkütücü bir sertlik kazandırır. Kulakları ağır işitir. Hanımı seslenmiş ve sesini duyuramayınca, sinirlenmiş, elindeki bıçağı sallayınca, yüzünü keşmiş.
Robot Ali hanımına, yakın gel, diyerek, yürümeye çalışırmış. Yakın gel, yakın gel, diye de tekrarlarmış. Şunu belirteyim, hanımına “yakın gel,” diyorlardı.
Kafatası gövdesinden ayrılacak gibi sesler çıkarır, iskeleti de çatırdarmış. El arabasıyla eşya taşırmış. Yorulduğunda dizlerinin üzerine çöker, pilim bitti yakın gel, dermiş.
Robot Ali başındaki üç tel saçına rağmen yakın gele, tarak ayna, tarak ayna der ve saçlarımın ayarını yap böylece, saçlarımın isyanını engelle, derdi. Aynaya bakar ve kırışıklıklar uzun hatlar oluşturmuş, yakın gel, yakın gel düzenle, dermiş.
Yürüyen iskelet olarak, robot Ali’nin suç işlemiş hali vardı. Kazara düşse, kalkamaz ve yardım beklerdi. Yakın gel, yetiş bağlantı yerlerim koptu, derdi. Kollar değnek ve parmakları ise çubuk gibiydi. Sert tutsan kırılacaktı.
Sabahtan ineklerin peşinde yürür ve bir saat içerisinde otururdu. Hanım, yakın gel diye bağırırdı. Yakın gel kalkmak istiyorum, diyordu. Robotun sesi, alakarga gibi çıkıyordu. Birden çırlıyordu. İkinci çırlamasına yakın gel, diyordu. Yakın gel onu yakın takibe alırdı.
Robot Ali’nin parmakları durduk yere çıtlardı. Ali, yağmur, yakın gel, beni takip et, derdi. Elma ağacından koparttığı kırmızı meyveleri hanımına verir, elma elmamız, sulu derdi.
Bahçedeki kayanın üzerine çuvalı atan yakın gel, Ali’nin korkacağın düşünmemişti. Robot Ali yakın gel kurtar beni diye bağırdı. Kayanın üzerinde, yabani var, dedi.
Memiş’in Kemal, oğluna baktı ve Robot Ali’nin tahta köprüden, çocukları köprüyü çöktürürsünüz diye kovduğunu biliyor musun? Dedi.
Kemal’in oğlu, ödevimiz çok iyi gidiyor, dedi. Sınıfı geçtiğimi sayıyorum, dedi. Kemal, tanıdığımız robotu biraz daha anlatayım, dedi.
Geçende pazardan gelen Robot Ali sağanak yağmura yakalanır ve yakın gel, diye bağırır. Yakın gel, yağmurun geleceğini, anlayınca peşine çıkmaz. Robot su ıslanır, ayağa kalkamaz ve hasta olur.
Süleyman babasına, Robot eve niçin televizyon almaz? Diye sorar. Baba, televizyonda istemediği isimleri duymak beni yoruyor, hasta ediyor diye almıyormuş.
Robot Ali oğlunu okuldan almış, onu ben okutacağım dermiş. Oğluyla dereye iniyor, karşıya geçerken su tarafından sürükleniyor. Robot bağırır, yakın gel, der ama gelen olmaz. Çocuğu kenara iterek onu kurtarır.
Robot Ali, dededen kalma elbise giyer. Elbisesinin içerisine onun gibi üç kişi daha girer.
Robot sırtına aldığı sepetin yan yatmasıyla altında kalır. Yakın gel olmazsa boğulacağını söyler. Kalkamıyorum, enerjim tükendi, der.
Robot Ali’nin önüne köpek çıksa eve kaçar. Kedi çıksa gitmesini beklerdi. Korku beynine hakimdi. Yakın gel, yakın gel korkuyorum, korkuyorum, derdi. Bahçede tohum atma olayına yakın gel, görev yapardı. Tohum, robot Ali’nin boğazına kaçar ve midesinde çimlenirdi.
Robot Ali farklı bir ses duysa eve kaçar yakın gel, kapıları kitle, derdi. Kaçarken kolları omuzlarından çıkacak gibi olurdu.
Çocuklukta süt içmediğim için böyle iskelet gibi oldum, derdi.
Çoğu zaman eğri yürür ve dizlerinin üzerine çökerdi.
Süleyman, robotu anlatmada, sınıf birincisi olmuştu.
Hasan TANRIVERDİ















