Kentler sadece betonla değil, vizyonla büyür. Bazen bir proje, bir şehrin geleceğine atılan güçlü bir imza olur.
Geçtiğimiz günlerde Mersin Lojistik Merkezi’nin açılışına katıldım. Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilen bu proje, Mersin’in uzun süredir ihtiyaç duyduğu önemli bir eksikliği gideriyor.
Tır parkı, nakliyeci ofisleri, sosyal tesisler, çocuk kampüsü ve okuma salonu… Hepsi tek bir çatı altında düşünülmüş. Mersin’de nakliye komisyonculuğu yapan 122 firmanın yer alacağı ofisler, ortak kullanım alanları ve lojistik akışı destekleyen altyapısıyla bu merkez, sadece bir proje değil; aynı zamanda planlı kalkınmanın somut bir örneği.
Özellikle 256 kişilik okuma salonu ve çocuk kampüsü, projeye farklı bir anlam katıyor. Çünkü bu alanlar sadece bugünü değil, geleceği de inşa ediyor.
Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Sn Vahap Seçer’in sosyal belediyecilik anlayışı ve eğitime verdiği önem, bu projede açıkça hissediliyor. Mersin, Akdeniz’in incisi olmanın ötesinde, ticaretin de güçlü merkezlerinden biri olma yolunda ilerliyor. Bu tür yatırımlar, kentin değerine değer katıyor.
Ancak hayat sadece yapılanlarla değil, yaşananlarla da şekilleniyor.
Geçtiğimiz günlerde Fındıkpınarı yaylasında meydana gelen heyelan, hepimize doğanın gücünü bir kez daha hatırlattı. Yoğun yağış sonrası yaklaşık 56 bin metrekarelik alanda 100 hanenin etkilendiği, 30 evin kullanılamaz hale geldiği bu olay, sadece bir afet değil, aynı zamanda bir uyarı niteliği taşıyor.
Bölgede AFAD ekipleri çalışmalarını sürdürürken, Mersin Valimiz Sn.Atilla Toros’un sahadaki varlığı sürecin ciddiyetini ortaya koyuyor. Ancak gerçek şu ki; doğayla mücadelede en büyük gücümüz, doğru planlama ve sağlam denetimdir.
2023 Depremleri sonrası zaten kırılgan hale gelen yapı stokunu düşündüğümüzde, çarpık yapılaşmanın ne kadar büyük riskler doğurduğunu bir kez daha görüyoruz.
Doğayla şaka olmaz.
Bir yanda toprak kayıyor, evler yıkılıyor…
Diğer yanda ise mor sümbüller, tüm zorluklara rağmen açmaya devam ediyor. İşte hayat tam da burada anlam kazanıyor.
Mücadele etmek, üretmek ve yeniden ayağa kalkmak…
Çünkü umut, insanın en güçlü dayanağıdır.
Yaşlı bir adamın kurumuş bahçesine her gün su taşıması gibi… Herkes vazgeçmesini isterken onun inatla devam etmesi gibi… Ve sonunda o bahçenin yeniden çiçek açması gibi…
Umut, vazgeçmediği sürece yeşeren bir gerçektir.
Biz de vazgeçmeyeceğiz.
Üretmeye, inşa etmeye, yeniden başlamaya devam edeceğiz.
Çünkü biliyoruz ki;
Umut hep olmalı…















