Sinop denince akla huzur gelir; doğa gelir, deniz gelir, tarih gelir. İnceburun’u, Hamsilos Koyu’nu, Akliman’ı bilen herkes aynı cümleyi kurar: “Keşke burada yaşasam.”
Evet, Sinop güzel bir şehir. Ama mesele tam da burada başlıyor.
Ben Sinop’a sadece uzaktan bakanların gördüğü o güzelliği değil, içinde yaşayanların bildiği gerçekleri de konuşmak gerektiğine inanıyorum.
Çünkü bu şehir hayranlık uyandırdığı kadar eksikleriyle de yüzleşmek zorunda.
Karadeniz’in en kıymetli turizm noktalarından biri olan Sinop, söz konusu yatırım olunca geri planda kalıyor. Sürekli övülen ama yeterince büyütülmeyen, anlatılan ama geliştirilemeyen bir şehir görüntüsü veriyor.
Sinop, yıllardır Karadeniz’in üvey evladı gibi davranılan bir şehir.
Sinop Türkiye’nin en güzel turizm şehirlerinden biri… Ama;
Sinop denince akla ne geliyor?
Huzur geliyor.
Doğa geliyor.
Tarih geliyor.
Masmavi deniz geliyor.
İnceburun geliyor.
Hamsilos geliyor.
Akliman geliyor.
Tarihi Cezaevi geliyor.
Şehir hayatından kaçanların “keşke burada yaşasam” dediği yer geliyor.
Sinop’un turizm potansiyeli yalnız Karadeniz’in değil, Türkiye’nin sayılı değerlerinden biri.
Ama gel gör ki…
Turizm konuşulunca herkes Sinop’u över,
yatırım konuşulunca herkes Sinop’u unutur.
Açık konuşuyorum: Sinop huzurlu bir şehir ama bu huzurun içinde çözülmesi gereken ciddi meseleler var.
Sinop’un her ilçesi ayrı bir turizm değeridir.
Toplam 9 ilçesi bulunan Sinop’un her biri doğasıyla, deniziyle ve ormanlarıyla keşfedilmeyi bekleyen bir hazinedir. 464 köyü ise oksijenin, temiz havanın ve huzurun adeta merkezidir.
Şehrin her köşesi doğayla iç içe, insanın ruhunu dinlendiren bir atmosfer taşır. Her mahallesi ise yaşanabilirliğiyle, sıcak insanıyla ve kendine özgü güzelliğiyle bu bütünün tamamlayıcı parçasıdır.
Bu yüzden Sinop sadece bir şehir değil; doğanın, huzurun ve yaşam kalitesinin birleştiği özel bir coğrafyadır.
Potansiyeli büyüktür ve doğru planlamayla çok daha güçlü bir geleceğe yürüyebilecek bir değerdir.
Deniz ulaşımı Sinop için bir seçenek değil, büyük bir fırsattır. Kıyı hattı bu kadar güçlü olan bir şehirde vapur seferlerinin olmaması büyük eksikliktir. Bu adım hem ulaşımı rahatlatır hem turizme canlılık getirir.
İlçeler arası ulaşım daha planlı hale getirilmelidir.
Sinop’un Ulaşımı Hâlâ 90’lı Yıllar Gibi
Bugün Samsun konuşuluyor, Trabzon konuşuluyor, Rize konuşuluyor… Hızlı tren projeleri, havaalanları, dev yollar…
Peki Sinop?
Sinop’a ulaşım hâlâ bir mücadele.
Bugün Sinop’ta ulaşım büyük ölçüde dolmuş sistemiyle sağlanıyor. Bu sistem tamamen kaldırılmak zorunda değil ancak daha düzenli ve denetimli bir yapıya kavuşmalıdır.
Bununla birlikte Sinop Belediyesi’nin her ilçeye belediye otobüsü kazandırması artık bir ihtiyaçtır. Bu adım hem ulaşımı kolaylaştıracak hem de vatandaşın yaşam kalitesini artıracaktır.
Şunu da net şekilde soruyorum:
Bir şehirde bu hizmetlerin olması için illa büyükşehir olmak mı gerekir?
Sinop büyükşehir değil ama potansiyeli büyük.
Gerze, Ayancık, Türkeli… Bu ilçelere bakıldığında imkânların sınırlı olduğu açıkça görülüyor. Bu tabloyu değiştirmek bizim elimizde.
En büyük kaybımız ise insan.
Gençler gidiyor. Köyler boşalıyor. İlçeler yaşlanıyor.
Sessiz bir göç yaşanıyor ve bu sessizlik en büyük tehlikedir.
Çünkü bir şehir, insanıyla yaşar. İnsanını kaybeden bir şehir geleceğini de kaybeder.
Sağlık alanında atılan adımlar var ama yeterli değil.
İnsanların Samsun’a sevk edilmek zorunda kalması hâlâ çözülmesi gereken önemli bir sorundur. Artık insanlar sadece yaşamak için değil, güvende hissetmek için şehir seçiyor.
Turizm tarafında ise elimizde büyük bir güç var ama bu güç doğru planlanamıyor.
Hamsilos, Erfelek Şelaleleri, sahiller…
Bunlar kendiliğinden yetmez. Turizm vizyon ister, süreklilik ister.
Sinop’un her ilçesi ayrı bir değerdir. 9 ilçesiyle, 464 köyüyle bu şehir başlı başına bir hazinedir. Doğası, havası, insanı bu şehri özel kılar.
Ama bir gerçeği de görmezden gelemem:
Sinop’ta birlik eksikliği var.
Sinop Gerzeli hayırsever, Türkiye çapında tanınmış iş insanımız Hüseyin Yüksek gibi değerlerimize sahip çıkmamız gerekiyor.
Bu şehre elini taşın altına koyan, katkı sunan insanları desteklemeden gelişemeyiz.
Bu şehir hepimizin.
Birlik olmadan kalkınma olmaz.
Destek olmadan yatırım gelmez.
Sahip çıkmadan büyüme olmaz.
Sinop’u geliştirmek istiyorsak önce birbirimize sahip çıkmalıyız.
Bu şehir büyük düşünmelidir.
Sinop artık büyümek zorundadır.
Sinop’un büyükşehir vizyonu konuşulmalıdır.
Çünkü bu potansiyel var.
Ben şuna inanıyorum:
Sinop sıradan bir şehir değil.
Karadeniz’in en özel noktalarından biri.
Ama bu potansiyel kendi kendine gerçeğe dönüşmez.
Adım atılırsa olur.
Birlik olunursa olur.
Destek verilirse olur.
Artık mesele çok açık:
Beklemek mi, yoksa harekete geçmek mi?
Sinop’un kaderi beklemekle değil, birlikte atılacak güçlü adımlarla değişir.
Ve o adımlar atıldığında bu şehir sadece değişmez… hak ettiği yere yükselir.
Araştırmacı Yazar | İsmail Yaman
📧 yazarismailyaman@gmail.com
☎️ WhatsApp • +90 541 850 78 84
















