Amaçlarının gerçekleştiğine sevinen, yoksullar, yaptıkları her şeye karşılık başarılarıyla övünürler. Derme çatma bir dam ve tepenin altındaki mağara içerisindeki kışlık çadırlar.
Sınıra yakın damlarda, kaçaklara yardım etmekle, geçimlerini sağlayan yoksul insanlar, sınır ötesinin hangi devletin hükmünde olduğunu dahi bilmez. Bilinen sınırdan geçmek isteyen kaçaktır. Kaçağa yardım ise geçimlerinin nedenidir. Yoksul insanlar, bonzai ağaçları gibidir.
Tohumunda hiçbir sorun yoktur. Yaşantıları renksiz bir fotoğraf gibiydi. Baksalar da göremezlerdi. Kimi hikâyeler, destansı sırlar, fısıltı ve huşuyla yayılan efsanelerdir.
Bazı kaçakların çok para vermesi, yoksulların bayramı oluyor ve akşam bir şeyler yiyebilirlerdi.
Sınırların kime ait olduğunu kar adam da bilmezdi. Sınırda güvenliğin olmaması bilgisizliğinin devamlılığın sağlıyordu. Kar adamın da mağarada herkes gibi damı da vardı. Hayvanlarını orada bakıyordu. Orta boylu ve şişmandı. Başında saç yoktu, kalpağı başından çıkartmıyordu. Yün örme pantolon ve kabanı soğuğun düşmanıydı. Doğada bulduklarını yiyorlardı. Bunlardan yabani hayvanlar ana besin kaynağıydı.
Kaçakların geldiği günler genelde belliydi. O günlerde, nehirde alabalık bekleyen ayılar gibi kaçak bekleniyordu. Kaçakları olaysız karşı tarafa aktarıyorlardı. Onlara bir şey sormak işinden olmaktı. Kar adam biz onlara, tahta köprü ve bazen de sal oluyoruz, diyordu.
Çocuklar akar suya gidip balık tutuyorlardı. Kar adam, akşama ziyafet var, diyordu. Kar adamın komşusu kar için yardımcı gibiydi. Giyim için yün eşyaları yoktu, çok üşüyorum, diyordu. Kar adam seni yüne boğacağım. Ağzını tutacaksın. Senden bir şey duyulmayacak, tembih ederdi.
Beklenmedik bir günde, Kar adama iyi giyimli üç kişi geliyor. Acilen karşıya geçmeleri gerektiğini söylüyor. Kar adam da onları gizli geçitten karşıya aktarmayı düşünürken, kolluk kuvvetleri çıkıp geliyor. Kar adam onları damın altına gizliyor. Kolluk kuvvetlerinden ekmek isteyen Kar adama ekmek veriyorlar. Dama giriyor ve buraya gelenleri haber vereceksin, diyorlar.
İki gün sonra üç kişiyi çıkarıp karşı dağlardan karşı tarafa aktaran Kar adam iyi para alıyor. Çıkrık Ali, bir vurgunla şehirden ev almıştı. Kar adam çıkrığın işini hiç unutmuyordu. Komşusu Kar adama sakın bir yere gitme takip ederler ve yakalanırsın, diyor. Kar adam, aferin sana iyi akıl verdin, diyor. O parayla şehirde ev satın almaya başka birini daha sonra gönderecekti.
Kar adam kaçak ne bulurlarsa, karın doyurmaya bakıyordu. Mağaraya akşamları gidiyor ve hayvanların süt yağ ve peynirden yararlanıyordu. Gündüz dama geliyor ve damı boş bırakmıyordu.
Kar adam hayata tutunmak için çırpınıyoruz. Uyuşmuş ve ümitsizliğe sürükleniyoruz. Kış günü sefalet, boyutumuzu aşıyor ve moral kalmıyor. Mağara olmazsa soğuktan donarız, diyor.
Kar adam, kaçaklardan giyecek istemeye başladı. Aldığı elbiselerin fazlasını satıp para kazandı.
Sınır devletleri sınırlarını güçlendirdi. Kar adam kaçaktan daha fazla para alıyoruz ve onları yer altından kaçırıyoruz, diyordu. Kar adam para kazanmaya başladık, artık karınlarımız doyuyor, diyordu.
Kar adam şehirden ev aldıktan sonra, caddeden karşıya geçerken, otomobilin çarpması sonucu hayatını kaybediyor.
Köylüleri kar adam başkaydı. Ondan çok şey öğrendik, diyordu.
Hasan TANRIVERDİ






















