SESİNİ DUYMAK
Rüzgâr yağmura, dans ettiriyordu. Yağmurun dans saatinde okulda buluşacaktık. Okulu sel basmış ve önü göl haline gelmişti.
Zamanı kolluyor, saatin tik taklarını dinliyor. Ne gelen vardı ne de giden. Moralimin felç geçirdiğine inandım. Yağmursuz ve rüzgârsız yerde dikildim. Yağmurla iletişime geçip geldiğini öğrenemedim.
Saatin alarmı yine oyuna geldi. Tatil günü, oyun nereden çıkmıştı. Oynarsın kendi başına çalan da sen söyleyende. Oynamayacağı gibi sesini bile duymayacaktım. Oynasaydık karşılıklı su üstünde sen ve ben. Tatile geldim ama yağmur ve suya çaresizce karıştım.
Engeller çaresiz, engeller tuzaktı. Aşamadı aşamazdı engelleri okul açıkta olsa. Kuşlar telgraf tellerinde bende kulübenin arkasında dikiliyoruz. İkimiz de uzak diyarlardan geldik. Geldik rüzgâr yağmura ve sele. Kuşlar cıvıldaşıyor bende o da yok.
Kuşlar bırakmışlar tünemeyi suya girmiş ve çırpınıyorlar. Kanatlarını temizliyorlar. Islanacağımı bilsem de ayrılmak istedim. Yağmura rağmen, yola girdim. Hayaller gerçek olsaydı, renkli rüyalar, her gece bizi bulurdu. Hayatın gerçekleri, tatlı ve de acı anıları. Deneme süzgecinden geçirmedim, dedim.
Hayatın süzgeci sesin geçişiyle başlık bulsa, yağmur da yağsa sel suyu da olsa, dedim.
Pencereden gelen sesleri sevgi ve neşeye yordum. Okul tatil olmuş ve çocuklar oynuyorlar, dedim. Havanın eziyetini çekmemek için evde kurulan oyun, okulun kapısından daha neşeli miydi?
Yarın okula sabır göstermek. Okumak ve öğrenmek. Oyuna rağmen. Gönüllerde yer tutan şarkılar, pencereden yansıyor. “Bekledim de gelmedin,” Yağmurdan kuru yerim kalmadı. Ölçümü aldım, gelemezdin, haklıydın. Engeller büyüdü aşılamadı.
Pencereden çıkan ses onun sesi değildi. Çünkü onun sesi nağme kadar güzeldi.
Gönül şarkıları söylenir yol boyu. Dalgalar izlenirken, güneşli bir son bahar gününde. Gezdiğini ve soluduğunu bilirsin. Ben de varım dersin, dalgalar arasında işim olmazdı, dersin. Yağmura rağmen ıslanan, sesini duymak için tik takları hesap etmeyen. Ayak sesleri arasında, seni tanıyan. Gemi sis içerisinde ilerlerken, kayaları göremez ama kaybolmamıştır.
Kaldırımı çiçeklere boğan, sesini gül koklar gibi bilen, bugün tatil değilmiş, söylenmedi. Dalgaları saydım, nemli havasıyla ıslandım. Büyük dalga geriden mi geliyordu, fark edemedim. Çatının altında kurumak, ıslanmayı düşünmemek.
Sesini duymak için katlanılan, acıya dönüşen çile. Çileyi sevdim ve eve yöneldim. Yolu kısa sürmesi biraz daha kalabilmeyi cazip hale getirdi.
Evin önünden mi geçtim ayılamadım. Yavaş yürüdüm yine de sesini duyamadım.
Hasan TANRIVERDİ





















