Altı Mart Viyana dönüşü daha ne oldu ne oluyorum demeden komşumuz sevgili Mehmet Amcayı uğurladık ebediyete.
Hastaydı, iyi olamıyordu lakin umut işte, pek severdik sohbetini, pandemiden dolayı da ziyaret edemiyor, o güzel sohbetleri edemiyordum epeydir, neleri almadı ki şu pandemi elimizden neleri.
Devlet Demir Yollarından emekliydi, çok da bilgiliydi tarım konusunda. Kalecik’in yetmiş küsur yıllık tarihini biliyordu, Kalecik Karasının ilk çubuklarının benim memleketim Sungurlu’nun bağlarından geldiğini söylerdi hep, benim hemşehrilerimin şimdilerde söküp attığı çubuklar olduğunu söylerdi.
Yerlerinde yeller esiyor o güzel bağların, beton yığınlarıyla dolu şimdi. Evet Mehmet amcamız gitti kızı meslektaşım ve arkadaşım Ayşe’yi de üzgün bırakarak Allah yerine yakıştırsın.
Benim yurtdışı görevim ve izlenimlerim hakkında oldukça bilinçli sorular sorar çok da takdir ederdi, benim için dermiş ki “ne galender insan şu Şükran Hoca” dermiş. Bence “kalender ve ender” olan kendisydi.
Mekanı cennet olsun bu cesur, mert, dürüst Anadolu beyefendisinin.
Bu pazartesi sabah erkenden de eşimin ablasının eşi enişte Kemal Demirel’i gönderdik ebediyete, bir haftada iki kayıp.
Çok ender rastlayabileceğimiz bir değerdi Kemal Eniştemiz.
Çok çok yetkin bir pide ustası, üstelik yetim ve öksüz büyümesine rağmen çok iyi bir aile babası ve aile bireylerine karşı kibar ve nazik iyi bir enişteydi. En iyi pide hamurunun ve içinin hazırlanmasının ihtisasını yapmış bir pide ustasıydı.
Birçok başka yemek ve salatayı da çok iyi bilir ve yapardı, zaman zaman tarifler aldığım gurmemdi.
Ustalığını yurtdışında da ispatlamış biriydi.
Evi bir müze gibiydi, doldurulmuş hayvanlar, orijinal okey ve tavla takımları, tespih ve para koleksiyonları, fosilli taş ve kaya parçaları daha neler neler. Boşluğu çok büyük olacak çocukları için.
Film artisti olacak kadar da yakışıklıydı. Bana ‘gelin’ diye hitap ederdi ‘enişte artık yaşlandım bana gelin demeyin nine oldum’ dediğimde, ‘olsun sen bizim gelinimizsin’ derdi.
Bir de unutulmaz Soğuksu hikayemiz var. Yıllar evvel çıktığımız bir Kızılcahamam Soğuksu pikniğinde dolaşıp para toplayan davul ve zurnacı için yazılı kağıtlarını okuyup yaslandığı kaba çam ağacının altından ‘aman doğru dürüst sonuna kadar bir hava çalmıyorlar ki bunlarınkisi para toplamak’ dememi rüzgar davulcuların kulağına götürmüş olmalı ki davulcular gelip tepemize dikilmiş birkaç oyun ve halay havası çalmışlardı kulağımızın zarını delerek.
Mangal başındaki enişte hem bahşişlerini hem ekmek aralarını verip zor göndermişti başımızdan davulcuları.
Bunu hep bir şaka malzemesi yapar her aradığımda ‘gelin Kızılcahamam’a gelin de Soğuksuya gidelim bi davul çaldıralım’ derdi.
En iyi esnaf ahlakına sahip bu Anadolu beyefendisine de rahmetler diliyorum.
Yaşantımızdaki bu dönem de bitti. Allah onu da yerine yakıştırsın. Etrafımızda birbirinin aynısı olan insanlardan farklı olduğunu hissettiren insanlardandı ikisi de.
Allah’ın iyi kulları çoğalsın inşallah.
Şükran Uçkaç Yargı Sazsızozan
17.3.2022
Ankara






















