Şehrin banliyösünde, tek katlı bir yapıyı atölye olarak kullanıyordu. Atölyenin çevresi, leylak ve hanımeliyle sarılıydı. Atölyenin içini çiçekler güzel kokuyla dolduruyordu. Yalnız çiçeklerde değil, meyveler de olgunlaşmıştı.
Komşu kapıyı çalmadan içeriye girdi. Elekçi koltuğunda oturmuş pencereden gök yüzünü izliyordu. Komşu, bulutlar yumak gibi, dedi. Elekçi başını salladı. Eliyle işaret etti, komşu da oturdu.
Komşu sıkıntılı bir çehreyle, “oğlumu şehre göndereceğim, yol parası istiyorum,” dedi. Elekçi, “gitmek mi zor kalmak mı,” dedi. Komşunun kızardığını gören elekçi, “sana nasıl güveneyim?” diye sordu. Komşu kekeledi sustu. Sanki kaçmak istiyordu.
Elekçi, sana vereceğim param yok, dedi.
Komşu, kalktı ve arkasına bakmadan gitti. Elekçi koltuğuna yaslandı ve bulutlar dedi, yağmur mu doğuruyorsunuz? Diye sitem etti.
Elekçi istemeyerek de olsa dışarı çıktı ve hanımelinin altında bir süre bekledi, kokusunu soludu. Tablonun başına gidebilirim, dedi. Elmadan koparmak istedi. Olgun mudur? Diye sordu.
Eve dönecekti ki komşunun oğlu geldi. Üzgündü ve sessizce “babam size bir şey söyledi mi? Amca bir şey vermeseydiniz. Babam iki aydır, internetten kumara tutulmuş, önüne geleni çarpmaya çalışıyor. Beni kullanıyor, okula gidecek para istiyormuş. Geçen ay da araba çarptığını söyleyerek, para almaya çalışmış,” dedi.
Elekçi, “yakalarsam, ona dünyanın kaç bucak olduğunu göstereceğim. İnsanları aldatmanın ne olduğunu, idrak edecek yaşta,” dedi. Çocuğu “gereğini yapacağım,” diyerek gönderdi.
Elekçi tablosunun başına geçti ve yağlı boyayı işlemeye devam etti. Elekçi tablolarıyla tanınıyordu. Pencereyi açtı ve bulutların hareketine daldı. Yoldan geçen kamyonetin gürültüsüyle irkildi. Çünkü kamyonet ağabeyini oğluna aitti.
Odun yüküyle yoldan çıkmış ve hendeğe yuvarlanmıştı. Yaralanan odunun sahibini sağlık ocağına gönderildi. Fakat arabada zarar vardı. Kamyonetin kazasını duyan koştu, elekçi boyayı bitirmeden tablosunun başından ayrılmadı. “Biraz daha hızlı olsaydı, komşunun damını yıkardı,” dedi.
Elekçi “yalan ve iftira üzerine hareket edersen, burnun nereden ayrılmayacağını biliyorsunuz. İşini temiz yapacaksın. İnsan olduğunu bileceksin. Kendini üstün görerek, kimseye zulmetmeyeceksin,” dedi.
Kamyonetin yanına geç vardı. Yaralananlar gitmiş ve arabayı da çekiciler kurtarmışlardı.
Yeğenine, “ne oldum delisi olmanın faturasını daha ağır ödersin,” dikkatli olmalısın, dedi.
Elekçi koltuğuna uzandı ve gökyüzünü izledi.
Hasan TANRIVERDİ























