Müdür, yetenek, fizik ve zekâ sporda aranır. Şartlar uygunsa, antrenman için sahaya çıkarsın. Başarılı da olabilirsin, yalnız bir engel, karşına çıkmazsa, dedi. Öğretmenlerden müdürün yorumuna katılmayanlar oldu. Hatta içlerinden biri, bu halimle top mu oynayabilirim, diye çıkıştı.
Müdür, haline ne olmuş, dedi.
Öğretmen hamileyim, görmüyor musunuz?
Müdür, iyi ya iki kişi sayılırsın, bırak bebek oynasın, diyerek ciddi olduğunu vurguladı.
Öğretmen, bebek karanlık odada, nasıl oynasın, diyerek üzüldü.
Müdür, görerek değil, duyarak, hissederek oynar. Kol ve bacaklarını sallar ama yine de oynar, dedi. Havaya zıplamazsın, oyun içinde olman iki kişi olarak yeterlidir. Seni, karşı takım iki kişi olarak kabul edecek mi? Çünkü sen iki kişilik enerjiye sahipsin. Senin görmediğin pozisyonu bebek görür. Kaçırdığın topu takım arkadaşına haber verir, dedi.
Müdür, bebeğin yapılan hatadan anında haberi olur. Yoksa bilmediği oyuna niçin çıksın. Kaçırdığın topu yüzüne vurmaz. Bebeğinle anlaş ve sahada kavga etme. Belli ki oyuna, yeteneğin olmadığı açık. Onun yeteneği babadan geliyorsa, oynasın şimdiden kabiliyetini köreltme. Başarılı bir oyun sergileyebilir.
Öğretmen, müdür bey, sözlerinizden sonra, sınıfa girdim. Öğrenciler bebek oynuyor mu? Diye söz ettiler. Oynamayacağını çünkü annesinin yeteneksizliğini ortaya çıkartmak istemiyor, dedim. Öğrencilere, bu durumda sahaya çıkmam, şaibeli olacaktır. Fakat kenardan desteklemek amacıyla çift kişi el kol sallarken, tezahüratınıza ortak olurum, dedim.
Müdür, bebek oynasın, konusunu fark ettirmeden, aczinize katılıyorum. Rakiplerinizin ağzını kapatmanız için sahaya çıkmamanız mutluluk verici. Nazik davranışınıza devam ediniz, dedi.
Müdür yardımcısı, içinde top sevgisi olmayan ve oynamayı, işitmek olarak algılayandan bir şey beklemiyoruz. Saha dışında, göz yaşı dökün ve alkışlayın, arada da yuh çekin. Biliniz ki bebeğin kabiliyetini köreltiyorsunuz. Tutumunuz ileride size çok şey kaybettirecektir. Buna göre saha kenarında durup da sıhhatinizden olmayın, çekin evinize gidin. Yardımcının sözlerini Müdür de aynen destekledi.
Öğretmen, bu kadar tacize karşılık, sahaya çıkıp “bebek oynasın,” dedi. Ruhen güçsüzlüğümden ve psikolojimin bozulmasına kadar, tıp dilini dinledim. Kendimi savunmasız bırakamam ben de varım diyen karanlık odanın müdavimini, sahaya sürmemin gerekliliğine inanıyorum. Bebek de karanlığa rağmen, duyabilme hassasiyetiyle kol ve bacak sallamasını yapıversin.
Öğretmen sahaya çıkmadan önce, doktora sormam gerekenler var. Öncelikle karanlık odaya sonra girerim diyerek dışarı çıkmak isterse ne yaparım. Onu sahada yakalayacak polis mi devreye girer. Sahadakilere çarparım ve oyundan atılmasını sağlarım. Böyle bir olay da kazanmada önemlidir.
Öğrencilerin görüşü ise, hamile oynamaz ama bebeği kısıtlamamak gerekir. Şimdiden yaşantısında yasaklarla karşılaşmasın. Oyundaki eşitlik sağlansın ve yalnız konuyu hakeme de soralım.
Öğretmen konuşurken, görmediğini bildiği bebeğinin hisleriyle oynanması, doğru mudur? Ona şiirle hitap ediyorum. Hissiyatına ortak olmak istiyorum. O ise el kol hareketleri yaparken, tekme atmaya da devam ediyor. Belleğimdeki mısralar ve beyitler üşüşürken, bebeğimin hissi düşüncesinin nereye varacağını bilemiyorum.
Öğretmen sahaya girmeden müdüre dikkatli baktı. Gözlerinden öfke akıyordu.
Müdür, bırak makamı da sen oyna bari, diye söylendi.
Hasan TANRIVERDİ























