Yerle gök arasında gider gelir tinim
Bedenim ya yatakta, ya sokakta ya da bir iş başında
Ne varsa doğada
Her biri ayna tutar bakışlarıma
Şu kısacık ömrümde
Hesap sorarım şu akılsız başıma
Güneş sıcacık sarar
Ay gecede yoluma ışık tutar
Dağlar kuşlara, kurtlara, hayvanlara yuva
Ormanlar nefes olur her bir cana
Şarıl şarıl akan su hayat verir bana, onlara
Oh çeke çeke çekilen hava dolar taşar her nefese
Yerdeki ot, daldaki meyve canlara en lüks sofra
Çiçekler her biri ayrı renk, kokuda ve şekilde
Toprak bağrına düşecek yeni bir tohum peşinde
Rüzgâr estikçe nice gizemlere gebe
Bulutlar koşuşmaca dolanır gökyüzünde
Bir de şu görünenler ve görünmeyenler seslenir durur zihnime
Sıkıştırır göğsümü yaşananlar peşi sıra
Ey! Aklı kıt! Beceriksiz şey!
Bir de kendini bir halt sanırsın aptalca!
Neye yarar bastığın toprak zehirli
İçtiğin su kirli, çektiğin hava bilmem hangi hallere girmişse?
Güneş ısıtsa, Ay parlasa neye yarar?
Gökdelenlerin olsa,
Bankada paraların,
Makam arabalarına kurulsan,
Evlatlarına trilyonluk miras bıraksan ne fayda?
Amerika, Avrupa, adalarda çiftliklerin olsa ne yazar?
Bastığın toprak,
Yüzdüğün deniz,
İçtiğin su,
Çektiğin can çekişiyorsa?
Doğada ne varsa boynu bükük yaşamak direncindeyse?
Kuşlar, hayvanlar, çiçekler, kurtlar böcekler yaşamak için kürek çekiyorsa?
Nereye kadar sürecek bu göz- gönül doymazlığı?
Senin yüzünden çekenlerin ahı da var üstünde
Unutma ki yer gök ve arası hikmetler var
Anlamıyorsan geçmişe dön de bir bak!
Güneş doğacak
Ay düzene uyacak
Yıldızlar parlayacak
Yeryüzü yine mevsimlere kucak açacak
Ya sen?
Ya sen kendini bir şey sanan sen!
Doğanın umurunda sanma!
Şükran GÜNAY’dan
Şükranca























