Ne garip bir dünyada yaşıyoruz.
Kadına kadınlığı öğretmeye çalışanların çoğu erkek.
Sanki biz kadınlar oturup onlara erkek olmayı öğretmeye kalkıyoruz.
Kadın nasıl konuşmalı…
Kadın nasıl gülmeli…
Kadın nasıl yürümeli…
Kadın nasıl bakmalı…
Kadın nasıl sevmeli…
Hepsinin bir tarifini yapmışlar.
Kadın için kurallar koymuşlar.
Bir kalıp çizmişler ve o kalıbın içine sığmayan kadını hemen yargılamışlar.
Kadın çok gülerse hafif.
Az konuşursa soğuk.
Kendini korursa kibirli.
Kalbini açarsa kolay.
Kadın ne yaparsa yapsın bir kusur bulunur.
“Kadın dediğin cilveli olmalı…”
“Kadın dediğin nazlı olmalı…”
“Kadın dediğin kapris yapmalı…”
“Kadın dediğin seksi olmalı…”
Ama aynı ağızlar bir dakika sonra şunu da söyler:
“Bu devirde kadınlar çok zor.”
“Kadınlar paraya bakıyor.”
“Kadınlar güvenilmez.”
“Kadınlar kaprisli.”
Peki siz ne yaptınız?
Bir kadının hayatını kolaylaştırmak için ne yaptınız?
Onun kalbini anlamak için ne kadar çaba gösterdiniz?
Onun emeğini görmek için bir gün durup düşündünüz mü?
Kadından fedakârlık beklersiniz.
Ama fedakârlığın yanına yaklaşmazsınız.
Kadından sadakat beklersiniz.
Ama sadakatin ağırlığını taşımaktan korkarsınız.
Kadının sevgisini istersiniz.
Ama sevgiyi taşıyacak karakteri göstermezsiniz.
Kadının sabrını tüketirsiniz.
Sonra da dönüp “zor kadın” dersiniz.
Bir kadını zor yapan çoğu zaman onun karakteri değil,ona yaşatılan hayal kırıklıklarıdır.
Çünkü kadınlar en başta zor değildir.
Kadınlar sadece artık kandırılamayacak kadar tecrübelidir.
Kadınları anlamadan onlar hakkında hükümler veren bir dünya var.
Kadınları dinlemeden onlar adına kararlar alan bir dünya.
Kadın ne giyecek…
Kadın kaçta eve gidecek…
Kadın nasıl yaşayacak…
Her konuda bir söz söyleyen var.
Ama kadınların sözünü gerçekten dinleyen çok az.
Kadınların aklı küçümsenir.
Kadınların duyguları hafife alınır.
Kadınların emeği görünmez sayılır.
Ama iş fedakârlığa gelince,
ilk hatırlanan yine kadın olur.
Oysa gerçek şu ki;
Biz kadınlar erkeklerden daha iyi biliriz adam olmanın ne demek olduğunu.
Çünkü biz, Sadakati biliriz.
Fedakârlığı biliriz.
Sevdiğimiz için kendimizden vazgeçmeyi biliriz.
Biz bir evi ayakta tutmayı biliriz.
Bir yarayı sararken susmayı biliriz.
Bir hayatı yeniden kuracak gücü içimizde taşımayı biliriz.
Ve evet…
Gerekirse adamlığın kitabını da yazarız.
Çünkü bir kadının kalbini kırmamak,
bir kadının emeğini görmezden gelmemek,
bir kadını sadece bedeniyle değil ruhuyla sevebilmek…
Bunlar büyük sözler değil,
insan olmanın en basit kurallarıdır.
Ama bazıları için kadın hâlâ sadece bir beden.
Bir süs.
Bir arzu nesnesi.
Kadını sadece cinsel bir obje gibi gören zihinler için söyleyecek tek bir sözüm var:
Bu sadece bir cehalet değil, insanlık adına bir trajedidir.
Kadın bir beden değildir.
Kadın bir ruh, bir akıl, bir vicdan, bir hayat taşıyıcısıdır.
Kadın doğurur.
Kadın büyütür.
Kadın sabreder.
Kadın yaraları sarar.
Kadın yıkılır ama yeniden ayağa kalkar.
Ve çoğu zaman bu dünyada en ağır yükleri sessizce taşıyan yine kadındır.
Bir kadının emeği çoğu zaman görünmezdir.
Onun yorgunluğu konuşulmaz.
Onun uykusuz geceleri anlatılmaz.
Ama bir gün yorulduğunda ona ilk söylenen söz yine aynı olur:
“Abartıyorsun.”
Kadınların verdiği emek çoğu zaman bir teşekkür bile görmeden geçip gider.
Ama bütün bu adaletsizliğe rağmen kadınlar hâlâ seviyor.
Hâlâ merhametli kalabiliyor.
Hâlâ insanlığa inanmaya çalışıyor.
İşte kadınların en büyük gücü de budur.
Çünkü kadın sadece hayatı doğuran değil hayata vicdan kazandıran varlıktır.
8 Mart’ta çiçek dağıtıp ertesi gün kadına saygıyı unutanlara da bir not:
Kadınlar günü bir kutlama değil, bir hatırlatmadır. Kadınların hâlâ eşitliği beklediğini…
Kadınların hâlâ saygı beklediğini…
Kadınların hâlâ insan gibi görülmeyi beklediğini hatırlatan bir gün.
Ve unutmayın,
Bir toplumun gerçek yüzü, kadınlarına nasıl davrandığında gizlidir.
Kadını küçülten toplumlar küçülür.
Kadını susturan toplumlar karanlıkta kalır.
Ama kadının değerini bilen toplumlar gerçek anlamda büyür.
Çünkü kadın sustuğunda sadece bir ses değil, bir dünyanın vicdanı susar.
Ve son bir söz;
Kadınlara nasıl davranılması gerektiğini anlatan onca kitap yazıldı, onca söz söylendi.
Ama gerçek şu ki; kadınlara saygı duymayı öğrenememiş bir erkek, önce insan olmayı öğrenmelidir.
Çünkü kadınların eşitlik istediği bu dünyada, asıl eksik olan şey kadınlık değil,
Erkeklerin unuttuğu insanlıktır.
#Nurteniyem






















