Ateş Çemberi mi, Güç Testi mi? Türkiye Sahneyi Nasıl Okuyor?
Dünya tarihinin en kırılgan dönemlerinden birinden geçiyoruz.
Türkiye’nin çevresine baktığımızda adeta bir ateş hattı görüyoruz.
Balkanlar’dan Kafkasya’ya, Orta Doğu’dan Karadeniz’e kadar uzanan geniş coğrafyada savaşlar, işgaller ve iç çatışmalar yaşandı, yaşanmaya devam ediyor.
Balkanlar’da patlak veren Bosna Savaşı ve Kosova Savaşı Avrupa’nın ortasında büyük insani trajedilere sahne oldu.
Kafkasya’da Dağlık Karabağ Savaşı bölgesel dengeleri değiştirdi.
Karadeniz’in hemen karşı kıyısında ise önce Donbass Savaşı başladı; ardından 2022’de Rusya’nın geniş çaplı saldırısıyla Rusya-Ukrayna Savaşı Avrupa’nın en büyük savaşlarından birine dönüştü. Bu savaş enerji piyasalarından gıda krizine kadar tüm dünyayı etkiledi.
Güneyimizde tablo daha da çarpıcı.
Irak Savaşı sonrası Irak uzun süre istikrarsızlıkla mücadele etti.
Suriye İç Savaşı milyonlarca insanı yerinden etti ve doğrudan sınırlarımıza dayandı.
Gazze Savaşları Orta Doğu’daki gerilimi sürekli canlı tuttu.
Kuzey Afrika’da Libya İç Savaşı devlet yapısını sarstı.
Daha doğuda Afganistan Savaşı uzun yıllar sürdü; Afganistan-Pakistan sınır hattında zaman zaman çatışmalar yaşanmaya devam ediyor.
Rusya’nın kendi içindeki Rusya-Çeçenistan Savaşları ve 1991’deki Körfez Savaşı ise bölgesel güç dengelerini kalıcı biçimde etkiledi.
İşte Türkiye bütün bu yangınların tam ortasında bulunuyor.
Buna rağmen Türkiye’nin dimdik ayakta kalması tesadüf değildir.
Bu direncin temeli Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk tarafından atılan sağlam devlet yapısına dayanır.
Milli egemenlik anlayışı ve bağımsızlık ilkesi Türkiye’ye kriz zamanlarında savrulmayan bir omurga kazandırmıştır.
Bugün Türkiye, NATO içinde en büyük ve en etkin ordulardan birine sahiptir.
Karadeniz’de Rusya-Ukrayna savaşı sürerken Montrö Sözleşmesi’ni titizlikle uygulaması ve diplomasi kanallarını açık tutması, Türkiye’nin denge kuran rolünü göstermiştir.
Savunma sanayinde yerlilik oranının artması, İHA ve SİHA teknolojileri, sınır ötesi operasyon kabiliyeti Türkiye’yi sahada söz sahibi bir güç haline getirmiştir.
Terörle mücadelede ise PKK başta olmak üzere örgütlerin hareket alanı ciddi ölçüde daraltılmıştır.
Tehdit artık sınır içinde beklenmemekte, kaynağında baskılanmaktadır.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde savunma, enerji ve dış politikada atılan adımlar Türkiye’nin manevra kabiliyetini artırmıştır.
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin milli birlik ve devlet vurgusu da Cumhur İttifakı’nın güvenlik politikalarına istikrar kazandırmıştır.
Türkiye geçmişte darbelerle sınanmış; ancak 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin millet iradesiyle bertaraf edilmesi devlet-millet bütünleşmesinin güçlü bir göstergesi olmuştur.
Bugün çevremizde savaşlar sürerken Türkiye yalnızca ayakta kalmıyor; diplomasi masasında da sahada da etkin rol oynuyor.
Ateş çemberinin ortasında yükselen gerçek şudur:
Türkiye sıradan bir ülke değildir.
Devlet geleneği derindir, ordusu güçlüdür, siyasi iradesi kararlıdır.
Ve tarih bize şunu göstermiştir:
Türkiye güçlendikçe dengeler değişir.
Türkiye yürüdükçe oyun yeniden kurulur.
Araştırmacı Yazar | İsmail Yaman
E-posta: yazarismailyaman@gmail.com
























