Tekerleri yağlamış ve ayrılıkla ilgili, duygusallıkla sessiz bir yolculuk başlamıştı.
Komutan, sürücüye kamçıla ki tan yeri ağarmadan, düşman gözetiminden kaçabilelim, dedi.
Düşmanın öncü kuvveti, kasabaya gelmiş, fakat işgal henüz gerçekleşmemişti. Bu süreye kadar köyler boşalmış ve asker dağa çekilmişti. Yol boyunca vur kaç taktiğiyle, düşmana çok zayiat verilmişti. Ordu güçleri henüz yardıma gelmemişti.
Komutan, atlarımız çok şükür ki yorgun, değildi. Yalnız komutan ve askerler iki gündür yemiyor ve uyumuyordu. Vur kaç taktiğinin, başarıya ulaşması, asker açısından önemliydi. Gidecekleri mağara dağın arkasındaydı. Mağaraya bir ordu dahi gizlenebilir, hatta kışı geçirebilirdi.
Bomba gürültüsü arasında, aileler, çocukları ve hayvanlarını mağaraya ulaştırmışlar, askerin kontrolüne vermişlerdi. Böylece asker, beslenme olayında, problem çekmeyecekti.
Askerimiz, delikanlıların vur kaç saldırılarını sıklaştırmıştı. Bu durumda düşman, karargâh kuramasa da köyler sürekli bombalanıyordu. Genci, yaşlısı, gerekli malzemeleri, sürekli mağaraya taşınıyordu. Dere yatağını, dağ yolu olarak kullanıyorlardı.
Muhtar, düşman komutanına, köylerde eli silah tutanın kalmadığını şehirlere göç ettiğini söylüyor. Evlerimizi bombalamayın, hatta izin verin geri dönelim, diyor. Bu şekilde havayı az da olsa serinletiyor ve sivil asker, birlikteliğini gizlemeye çalışıyordu.
Düşman askeri, dağa çıkmak için, dere yatağını kullanmaya çalışınca, pusuya düşürülüp kırılmıştı. Bir asker dahi kurtulamamıştı.
Gece boyunca aileler, değirmenden un taşımaya devam ediyor. Bunu haber alan düşman komutanlar, gece evden çıkmayı yasaklıyor. Buna rağmen, dere yatağından un taşımaya devam ediyorlar.
Mağaradan asker, sahile sivil kıyafette iniyor ve vurup kaçıyordu. Düşman karşı duramıyordu. Düşman komutanı, bizim ordu komutanına haber salıyor. Bombalamayı ve asker sevkini kestik, bize saldırmayın, diyordu.
Komutanımız köylere saldığı haberde serbest hareket etsinler. Evlerinde kalsınlar, hiçbir şey olmayacaktır, diyordu.
Düşman bu tarihten itibaren çekildi. Bu süre en az bir yıl sürdü.
Hasan TANRIVERDİ























