Şakacı adam, şafakla evden çıkar ve akşam karanlığı bastırdığında da dönerdi. “Yolda,” diyerek sözüne başlayan adam, rastladığına şaka yapardı. Herhalde bir tek uyurken şaka yapmazdı. O zaman belki de gözleri güler, dudakları oynardı.
Kaldırımda yürüyen adama; “beygir gibisin, bastonun gözüme girecek,” dedi. Bastonlu, geriye baktı ve sen kim oluyorsun, dedi.
Şakacı adam, “kim olduğumu ne yapacaksın. Senin kişiliksiz, olduğun ortada,” dedi. Ortalık karıştı fakat şakacı aradan uzaklaşırken, ilk defa, yaptığım şaka ters tepti, dedi.
Şakacı, olaya ayak uyduramıyorlar. Her söyleneni ciddiye alıyor. Halbuki çocukluktaki gibi oyalanmak gerekir, dedi. Akşam hanımına bir şey söylemedi. Çünkü hanımı ona bir gün gelecek birine çatacaksın ve seni benzetecek. Şakacı, çenesi düşük olana uymam, diyordu.
Şakacı, kişiler şakanın ağına takılmadan geçtiğini anlatmalı. Şakalar birer anı olarak devam etmelidir, dedi.
Şakacı adam komşu Nine’ye sokakta rastladığında, halını hatırını sordu. Hava biraz soğuk, ne işin vardı, dışarıya çıktın, dedi. Nine oğlunun gönderdiği parayı almaya gittiğini, söyledi. Şakacı adam da bende oğlumun parasını aldım, dedi. Nine senin oğlun nerede, dedi. Şakacı Fransa’da, dedi.
Şakacı evden çıktı ve komşusuna rastladı. Dün ki tartıştığı adamı sordu. Komşusu; doğru bildiği yoldan dönmeyen, dürüst bir insandır, dedi. Şakacı o zaman doğru yoldan dönmüyorsa evine nasıl gidiyor. Evinden çıktığı gibi daha dönmemesi gerekirdi. Halbuki ne kıvırmalar atıyordur.
Şakacı yaşlıya, hayırdır ne arıyorsun, dedi. Yaşlı da komşusunun evini sordu. Şakacı penceresi açık olan evdir. Pencereye vurursan kapıya gelirler, dedi. Yaşlı, niçin pencere dedi. Şakacıysa, onlar kapıyı açmazlar, ancak seni görünce açarlar. Manda gibi geç ürkerler, dedi.
Şakacı adam, tartıştığı adamı gördü. Adam şakacıya baktı ve niçin konuşmuyorsun, dedi. Şakacı son konuşan bendim ve kaçtım, sıra sende, dedi.
Adam seninle niçin uğraşayım ki, çünkü ne dediğin belli değil, dedi. Şakacı çok bozuldu. Beni insan yerine koymuyor musun? Dedi. Adam, öyle dedi. Şakacı cevap veremedi ve öteye beriye baktı ve çekip gitti.
Adam, ileri geri konuşursun ama, tanımadığınla şakalaşmak da ne oluyor. Öyle insanı beş paralık ederler, dedi.
Şakacı dinlemeden yoluna devam etti. Kahveye oturdu ve çay istedi. Garson çayı getirdi ve taze, dedi. Şakacı kaç günlük, dedi. Garson taze diyorum, dedi. Şakacı, çayın yaprağı bir hafta önce kesilir yine de adı tazedir, dedi.
Garson çayla yaprağının ne ilgisi var diye söylenerek gitti.
Şakacıya baktı ve çayı öteki kahveden içebilirsin. Çünkü seni burada görmezler, dedi. Şakacı nereden biliyorsun? Diye sordu. Garson daha yeni akıl hastanesinden çıktı da dedi. Şakacı öteki kahveye gitti, ger döndü ve kişinin yanına geldi. Garson bu kahveyle yer değiştirmiş, dedi. Kişi şaşırdı, kalktı ve kahveden uzaklaştı.
Şakacı bakkala girdi ve bugün kaç kişiyi kazıklayacaksın, dedi. Bakkal, ağıma düşen ilk seni, dedi. Şakacı dikkat etmelisin, acısı ağır olur, dedi.
Şakacı parayı ödedi ve gitti. Kapıda rastladığı arkadaşı, kazıklandın mı? Diye sordu. Şakacı hayır, dedi. Arkadaşı nasıl olur, dedi.
Şakacı bizde her yol bulunur. Çünkü ona normal para vermedim, dedi.
Hasan TANRIVERDİ























