İhanet; planını bir kez yapmaya görsün!. Uygulamanın yollarını arar. En önemlisi, yandaş bulmaktır. Yönetimden, piyasadan, medyadan!. Bulur da!
Sevr bile ortak elemanlar bulmadı mı kendisine hem de içerden?
Mustafa Kemal’in Kurtuluş Savaşınah karşı, işgal ordularının az mıydı ortakları,?..
Fark etmez, onun için, içerden ya da dışardan olması!.. İşbirliği olsun yeter!..
Kaçınılmazdır her toplumun bünyesinde ihanete ortak, bir grubun varolması.
Ajandır, yalakadır, haindir, ama, çıkara ortaktır!.. Vicdanen satılıktır…
Her ülkenin tarihinde mutlak vardır böyleleri…
Tehlikenin büyüklüğü ihanetin varlığından değil, çokluğundandır ve beslendiği güç ve kaynaktandır..
Korunursa ihanet, beslenirse hain; bilinmez bazı güçlü ellerce, aydınlığa kavuşturamaz hükmünü adalet. Acı olan da budur!.. İhanet cesaretten beslenir. Korumayla güçlenir.
”Kanı yerde kaldı” dedikleri budur!..
Uğur Mumcu Cinayeti de; tam budur işte!.. Kan yerde kalmıştır. Bu ihanet, gelecekte işlenecek cinayetler için de cesaret kaynağı olmuştur!..
Ne kanı kurudu, ne yapanlar ettiğini buldu. Ne de ihanetin sahipleri bulundu, çeyrek asırdır!.. 1993- 24 Ocak – 2026- 24 Ocak!.. O gün doğanlar, çeyrek asrı aşkın gençler oldular!..
Bu ihanetin sahiplerinden bazılarını belki doğa çekip almıştır aramızdan.
Uğur Mumcu ise dimdik ayakta, kalplerdedir, yüreklerdedir. Beyinlerindedir sevenlerinin..
Ne fayda ki; fikirleri, söylemleri yaşasa da, o fikirlerin yenilerini üretemez kılınmıştır o koca yürek!..
İhanet sadece, bedenini almadı aramızdan, ihanete meydan okuyan yüreği aldı götürdü. Mumunu söndürdü aydınlanmanın.. Zaten beden değildi onların silmek istedikleri. Fikirdi, düşünceydi, aydınlanmanın ışığıydı.. İhanetlere ışık tutamaz oldu koca yürek.
Kan emen yarasalar, sevmezler aydınlığı ve aydınlatanı.
İstedikleri; bilmesin’di halk ne sömüreni, ne de ihanet edeni!.. Devam etsin’di sömürü!.. Cirit atsın’dı ülkemizde Sevr artıkları… Karanlık güçler, yarasalar!.
Bu günlere bakınca, kim diyebilir ki, yarasalar, Karanlık güçler, şeriat özlemcileri başaramadılar! Kim der arzuları kursaklarında kaldı!..
Başardılar!… Gaflet toplumu sarınca başardılar… İhanetle işbirliği yapınca başardılar.
Hem de çok yol aldılar.. Mahkeme koridorlarında yankılanır oldu şeriat sesleri. Hırsızı da arttı ülkenin, arsızı da… Yalancısı da talancısı da!…
Aydın; sadece dünü bilen değil; yarını görendir!.. İşte O’ydu Uğur Mumcu!.
*
Kaç kişi var aramızda; Uğur Mumcu kadar, o günden bugünleri, bugünden yarınları görebilen?
O iki çeyrek asır önce gördü ülkenin bugününü. Bugünlerin Orta doğusunu; Emperyalizmin ülkemiz üzerinde oynadığı oyunları!…
Hangisi gerçek olmadı ki!?.. Ömrü boyunca, araştırdı yazdı; düşündü kaleme aldı; fırsat buldukça konuştu!.. Hiç susmadı!..
Göz oldu, gördü, kulak oldu duydu, dil oldu söyledi, yürek oldu karşı durdu.
Üniversitelerden kovuldu, sakıncalı piyade oldu, hapsoldu, ama hiç ahkam kesmedi; damdan düştüm demedi, damdan düşerek buralara geldik demedi!.. O “Ancak, bilgi sahibi olmakla fikir sahibi olunabileceğini” ortaya koydu!…
“Vurulduk Ey Halkım Unutma bizi!” derken faşizmin, hayının, kahpeliğin tuzağını gördü!. Ve yüzlerce uyarının ardından vasiyetiydi sanki bu “Unutma Bizi!” çığlığı.
Çığlığını duyamadık ama, bilmem ki unutmamayı başarabildik mi!?..
(Devam edecek)
Mehmet Halil Arık
Emekli eğitimci























