Annem, ellerini değil, sözlerini bir terbiye aracı olarak kullanırdı; can yakmaz ama iz bırakırdı. Çocukluğumdan beri koku dünyam, bir kuyumcu terazisi kadar hassastır. Belki Başak burcunun titizliğinden, belki de doğuştan gelen bir duyarlılıktan; evdeki hijyenin, sabunun ve o keskin deterjan kokularının içinde büyüdüm.
Ancak son dört yıldır hayatın aroması soldu. COVID-19 benden lezzetli yemeklerin ve çiçeklerin rayihasını çalıp götürdü.
Koku duyum, sanki bir filtreden geçiyor ama bu filtre sadece çirkinliği süzüyor. Artık güzel kokuları duyamıyorum; oysa zihnimin karanlık köşelerine sinmişti o nahoş hatıralar.
Çöp, küf, leş ve ter kokuları; yüz metrelik bir mesafeden bile genzimi yakmaya yetiyordu.
Hafızam, sanki sadece dünyanın pasını hissetmeye mahkûm edilmiş bir bekçi gibiydi.
Hiç unutmam; bir gün okuldan eve geldiğimde, kapıdan girer girmez o ağır koku çarptı yüzüme. Annem mutfakta hummalı bir hazırlık içindeydi, “murdar dolması” yapıyordu.
İşkembenin o kendine has, baskın kokusu evin her zerresine sinmişti. Burnumu kırıştırıp, çocuksu bir pervasızlıkla,
“Öf, bu ne! Ev resmen osuruk gibi kokuyor!” diye bağırdım.
Annem, elindeki işi bırakmadan, yüzünde o muzip ve bilge gülümsemeyle lafı gediğine koydu:
“O koku sakın senden geliyor olmasın?”
Tam itiraz edecek, savunmaya geçecektim ki sözlerim dudaklarımın ardında asılı kaldı. Annemin o eski halk bilgeliği, odanın içindeki işkembe kokusundan daha keskin bir gerçeği fısıldıyordu:
“Koku, onu ilk duyanın içinden sızar; ses, onu ilk işitenin yankısıdır.”
.
Şimdi,
“Nereden çıktı da kokulardan bahsediyor bu kadın?” diye düşünebilirsiniz.
Cevabı basit aslında: Eski bir kitabın sayfaları arasında saklıdır zaman: Tozlu, küf kokulu, hafif vanilyalı bir hüzündür o. Burnuna değdiği an, yirmi yıl önceki halin gelip omzuna dokunuverir.
Bugün de en çok anne kokusunu özledim.
Ama bazı kokular vardır çok geç duyulur.
Asıl korkuncu da bazı kokuların hiç duyulmamasıdır!
Mesela;
Mutluluğun,
Güvenin,
“Buradayım” diyen bir tenin kokusu…
Kaybolana kadar fark edilmezler.
Tıpkı Anne kokusu gibi…
Sadece aklıma geldi de…
Işıklar içinde uyusun, melekler yoldaşı olsun.
Emine Pişiren























