Korku dolu bir dünya. Korkunun kalplerde yaşanmasına neden olan bir dünya. Bireyi ve toplumu ölümle tehdit edip evlere tıkanların dünyası. Tehditle ve şantajla çok şey yaptırılan bir dünya.
Öyle bir korku ki, “Öl de ölelim” mantığın geçerli olmadığı, zekâsını kullanmayanın uyutulduğu bir dünya. Uyutulmaktan, “Alanın da satanın da” memnun olduğu, uyumasa da uyku taklidi yaptığı bir dünya.
Korku dünyasını yaratanlar, toplumları yönlendirirken, birtakım yaptırımları uyguluyorlar. Uygulanan yaptırımlar acaba korkunun nedeni mi?
Korkunun nedeni, parayı ve kendine bağlı zannettiği toplumu kaybetme mi?
Yöneticiler; korku dünyasını çözmüşlerse, toplumu neden uyutma yoluna gidiyorlar. Korkutan gücün, kırılma noktasını birlikte bulmak mümkün değil mi?
Korkutan gücün, neyi beklediğini uygulamayı hangi sahada ve ne zaman düşündüğünü açık olarak ortaya koyması gerekmez mi?
Korku dünyasında, hükümran güç, tek kalmak istemez. Aksine kendisine bir rakip çıkarır. Böylece gündemde kalmasını sürekli hâle getirir. Bu durumda da kötülüğünü uygulama alanı bulur. Korku dünyasında böyle bir fırsatı yakalayabilecek mi?
Korku dünyasının korkuya neden olan olaylarını yorumlayamıyorsak, selin önünde dal gibi takla atarak gidecek miyiz? Herhâlde bekleyeceğiz, korku dünyasını yaratanların insafını.
Dünyanın güzellikleri, korkuyu yaratan insafsızların elinde mi?




















