Yaylada görülmemiş güzellikte bir gün yaşanıyordu. Parlak bir güneş, sıcak bir hava tepeleri sarmıştı.
Arkadaşlarla obanın doğu tarafındaki çimene gittik. Ağaçların altında oturduk. Çeşitli konularda görüş alışverişinde bulunduk. Konuşmamız devam ederken, sporcu arkadaş, “Karşıdaki ağacın tepesi kesik, bu olayı nasıl açıklayabiliriz.” Dedi.
Karşımızdaki çam ağacı en az altı metre boyundaydı. Bu uzunluktaki ağacın uç kısmının kesik olması tuhaftı. Bu tuhaflığın nedenini açılamaya çalıştık. Çeşitli görüşler ileri sürdük. Kimse bir şey bilmiyordu. Kar veya rüzgâr kırdı desek, nasıl ispatlayacağız. Eğer doğru ise diğerlerinden bir tane bile kırılmadı. Kırılma olsa yana soyulma olurdu. Halbuki düzenli bir kesilmeydi.
İnsan yaptı diyelim ama nasıl. Oraya kadar çıkmak mümkün olamazdı. Mantık ölçüsünde bir karara bağlayamadık. Böylece konuyu kapattık.
Güneş dönmüş, tepesi kesik ağaca doğrudan ışınlarını vuruyordu. Ağaç çok güzel görülüyordu. Çünkü altı metreye yakın boyu ile muhteşem görünüşte bir ağaçtı. Çam ağaçlarının bu kadar düzgün bir biçimde büyümesine hayranlıkla seyrediyorduk.
Çam ağacının büyüyebilmesi için gerekli tüm dış şartlar elverişliydi. Ağacın büyümesini dış şartlara bağladığımız sırada, komşu obadan bir ağabey geldi. Onu karşıladıktan sonra oturması için yer verdik.
İyice soluklandıktan sonra “Yorulmuşum” Dedi. Peşinden karşı ağacın tepesinin niçin kesik olduğunu ve nasıl kesildiğini sordu. Her birimiz düşüncemizi söyledik. Biraz önce tartıştık bir karara varamadık.” Dedik.
Ağabey bize kesilmiş yerde ip bağlı demesin mi. Dikkatli baktığımızda ipi gördük. Onun üzerine olayı anlatmaya başladı. Geçtiğimiz şubat ayının ortasıydı. Ayağımızda hediklerle en az yirmi kişi, obaya geldik. Amacımız domuz sürülerini takibe almaktı. İlk gün aşağılarda kaldık. İkinci gün ise buradan geçip öteki obaya varmak istedik. Buraya kadar ağaçların tepesi görünüyordu. Biz de uzun tepeli olanı kestik ve kestiğimiz yere ip bağladık. Böylece altı metrelik ağacın ucunu kesik olması hikâyesi de böyle. Diyerek olayı sonlandırdı.
Ağabeye tepeler, vadilerin durumunu sorduk. İlginç durumlar anlattı. Vadiler bir çukur gibi kalıyor. Tepeler düzleşiyor. Küçük vadi ve tepeler tamamen kayboluyor. Dedi. Obadaki evler düzleşiyordu.
Güzel bir yaz gününü, yine aynı güzellikte kış hikâyeleriyle kapattık




















