Yaşamımızda eğer ve meğer sözcüklerini genelde bizler “Keşke ve Belki” ler oluşunca kullanırız.
Şimdi size bizzat tanık olduğum bir anımı aktaracağım:
Çok değil bundan 1 ay önce dişi kumru balkonumdaki hobi malzemesi olarak toplamış olduğum saksıya 2 tane yumurta yapmıştı.
Tabi ben ve oğlum doğanın bu evcil olmayan, ürkek yabanıl kuşlarının bizim balkonumuzu seçmesinden çok mutlu olmuştuk.
Ne zaman balkon kapısını hızlı açsak, ürküp kaçıyordu kuluçkadaki kumru.
Onun bize alışması için buğday aldım ve balkondaki masamıza serptim.
Keşke bunu yapmasaymışım.
Kumrunun yuvadan, “yemlenmek için uzaklara doğru” uçuşunun önüne geçmek isterken;
Meğer ki,
Ben bu eylemimle kumrulara daha büyük bir felaket hazırlamışım.
Alışverişe gittiğim bir gün olan olmuş, yumurtalardan biri kargalar tarafından kırılıp ilişmişti.
Evde olmadığımdan kumrunun kargalarla kavgasını görmedim.
Eğer ki,
Görseydim kovalardım o kara kargaları.
Devamı gelecek.
E. P





















