Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Cuma, Ocak 30, 2026
  • Giriş Yap
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Anasayfa Yazarlar Ümit SÖNMEZ

Dil Öğreniyorum

Ümit SÖNMEZ Yazar Ümit SÖNMEZ
19 Kasım 2013
Ümit SÖNMEZ
0
400
Paylaşma
5k
Görüntülenme
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Diller nasıl gelişti? A harfinden başlıyorum düşünmeye… gerçi, fazla ileri gidemiyorum. İnsanların en çok kullandıkları harf a harfidir. Ağzın normal açık olması; ki tüm insanlık için aynıdır bu; farkında olmadan yaptığımız hareket-ağız biçimi a harfini söylemeye daha meyillidir, diğer harflere nazaran. Ağız biçimi, şekil olarak ş harfini söylemeye meyilli bir şekilde olsaydı muhtemelen bugün ah çekmek yerine şah çekecek olurduk.

Dil öğrenme merakı iki sene önce başladı.”Türk’ün aklı sonradan gelir” atasözünün anlamını yurtdışına gidip geri gelince daha iyi anlamıştım. Aslında, “gelince” değil, oradaki birkaç şey yüzünden kafamı hayali duvarlara vurur oluştum. Gitmeden hemen önce birazcık cümlelere baksan ne olur! Yok, zaten orada biri var bütün çevirileri yapacak, diye tek bir kelimeye bile bakmadım. İlk durağım Almanya olduğu için üç-beş Almanca kelime bakmam önerilmişti… fakat bakmamıştım.

Ben misafir eden öğretmen ablanın komşuları ile de tanıştım. Hans ve İvona. Sonraki günlerde Günter ve Nadia ile. Bir akşam bizi davet ettiler Hans ve İvona. Birkaç komşu daha gelmiş, oturuyor, sohbet ediyorlardı. Nezaketli insanlar. Ne içeceğimi sordular ilkin. Şarap, dedim. Hans, tam bir Alman. Emekli öğretmen. Yüzünden disiplin çağıl çağıl akıyor. Eşi İvona, zaman zaman takılırmış ona, bu tam bir Alman olması ile ilgili. İvona Polonya asıllı Alman. Ne kadar nazik bir hanımefendi, bir görseniz. Birdir ikidir, kimdir nedir şeklinde çeviri yardımıyla konuştuktan sonra.. haliyle, insan tıkanıyor. Neden? Çünkü dil bilmiyorsun. Sohbetin bir yerinde Hans, ablama soruyor; Almanca biliyor mu? Diye. Yok, diyor ablam. İngilizce de mi bilmiyor? diye soruyor; hayır, diyor ablam. “İngilizce de mi?” cümlesi aklımda yangılı bir şekilde yer ediyor.

Konuşmaya devam ediyorlar… şöyle bir bakıyorum onlara… aslında çok şey konuşabilirim onlarla, diyorum, çünkü eğitimciler onlar da, tıkanıyorum… Hans’ın bizim fıkralarımızda önemli bir yeri olduğunu da söylemek istiyorum… söyleyemiyorum. İvona’nın bir kolaj çalışmasını gördüm girişte, duvara asılı; beğendiğimi söylemek istiyorum… söyleyemiyorum. Bir Türk olarak, aklımın, gerçekten de sonradan geldiğini o anlarda fark ediyorum…

Sonraki günlerin birinde Günter ve Nadia ile tanışıyoruz bir akşam. Günter bir mimar. Çok ülke gezmiş, çok yer de görmüş. En son Fas’a gitmiş, hatta bir kırığı bile varmış; Faslı bir güzel. Yüzünden anlıyorum; hoş sohbet biri. Nadia da öyle. Nadia da eğitimci. Müdire. Nerden açıldıysa konu dinlerden açılıyor. Ha, tamam, hatırladım. O günün sabahı Köln’ü tek başıma gezmek için çıkmıştım dışarı. DOM katedraline yakın bir yerde bir büfeden bir sandviç almıştım. Adını unutmamıştım. Sonra huylanmıştım… Akşam gelince konu öyle açıldıydı. Domuz etli sandviçmiş. Bir kiliseye mi, yoksa bir camiye mi gidip tövbe istiğfar gerektiğini sormuştum.. Gülüşmüştük… Hıristiyanlığa geçmeyi düşündüğümü söyledim, İslami yaşayışların hoşuma gitmediğini söyledim fakat ilginçtir Günter fikren onaylamadı bunu. Meğerse ben İslam filan deyince ben, Sufilik, Mevlevilik aklına gelmiş. Bu kollarla biraz ilgisi, ve konuyu farklı şekillerde biraz bilmişliği varmış. Ve o anlarda anlamıştım ki işin mistik yanları ilgisini çekiyordu, siyasal veya cemaatik-şirket işlerinden pek haberi yoktu.

Nadia bir okul müdürü; söylemiştim. Eğer ki müsait olurlarsa okuluna gelmek istediğimi söyledim, olur dedi. Fakat sonra birtakım tadilatlar sebebiyle kapalı olacağını öğrendik. Amacım, sistemlerini biraz anlamaya çalışmaktı.

Köln’de tek başıma gezmeye karar verdikten sonra bir sabah çıktım dışarı, gerekli rehberlikleri; yol güzergahlarını filan da aldıktan sonra.”Vay anasını!”ydı. Almanya’da tek başıma geziyordum.. Fakat daha ilk dakikalarda sorunlarla karşılaştım. Yakın bir istasyonunda DOM katedraline gitmek üzere beklerken…bindim metroya. İçerde bir otomattan bilet alınması gerekiyormuş. Yakınımda oturan iki genç kızdan yardım istedim.. fakat şu an, nasıl yardım istediğim hatırlamıyorum; işaret mi etmiştim? Ne yapmıştım da yardım alabilmiştim… hatırlamıyorum. Allah’tan ki kızlar akıllı çıktılardı da bilet alabilmiştim.

DOM’a 4-5 durak kala, metro bir istasyonda durdu. Bir anons geçildi; Almanca tabii. Herkes indi. Diğer vagonlardan da herkes indi. Görebiliyordum. Ben aval aval oturuyorum. O anlarda diyorum ki içimden, sanırım burası çarşı gibi bir yer; milletin işi gücü hep burada, bu yüzden hepsi indi… Aynı anons bir kere daha duyuldu.. Ben yine bekliyorum.. Bir daha aynı anons gelince…olayı anladım… Birileri kameradan beni izliyordu ve ben tam bir salak gibi gözüküyordum… İndim… Dolandım durakta biraz. Tabelalardaki güzergahlara baktım, bir şey anlamadım. Sanırım bir aktarma olmuştu. O kadar kalabalık birden ortadan kaybolduğu için takip etme şansım da kalmamıştı… Düşündüm. Duraktan ayrılıp etrafta Türk aramaya başladım. Bir market buldum. DOM’ ne tarafta? Dedim. Bana oraya git, şuna bin, şuradan in, buraya bin..gibi talimatlar verdi. Anlamadım tabii. Fakat yönünü göstermişti DOM’un. Yürüdüm o yöne doğru. Birkaç kilometre yürüdüm katedralin sivri uçlarını takip edip.

Zaman yettiğince birçok yeri gezdim. Müzeleri, Süpermarketleri, katedrali, yanını yöresini…

…

Dilsiz gibi bir şeysiniz yani. İnsanlara bakıyorsunuz, güzel kızlara bakıyorsunuz… Bazı açılardan bakıldığında, insan olarak çok daha değerli olduğunuzu hissediyorsunuz fakat işte o tuhaf dilsizlik çok tuhaf… Kendi kendime Türkçe konuşsam bile kendime yabancı gibi olacakmışım gibime geliyordu.

…

20 gün boyunca pek çok yeri gezdik dolandık. Esenboğa’ya geldim. Otobüs terminaline gidecek otobüslerini beklemeye koyulmuştum. Bir sigara çıkardım paketten. Aksilik bu ya, çakmağın gazı bitmiş. İki metre kadar ötemde biri duruyordu. Yanaştım. Sigara içiyordu. Sol elimde sigara vardı. Diyeceğim şeyi bir türlü diyemiyordum…Ateş isteyecektim.. konuşamıyordum… Adam güldü, ateş mi istiyorsun abi? dedi. He yav! lafı çıkabildi ağzımdan. Sanırım, biraz daha dursaydım yurtdışında, Türkçe’yi unutacaktım.

…

Turhal’a döner dönmez şöyle adı iyi bilindik bir kursa yazıldım Americanlı mamericanlı. Oradaki yabancı insanlar… Hans, İvona, Günter, Nadia ve diğerleri… ve fakat o Güney Almanya’da, eski bir Roma şehrinde bir kafede otururken ben, yan masada gülümseyen yüzüyle oturan o yeşil gözlü kız… konuşabilseydik acaba ne diyeceklerdi, neler anlatacaklardı?..Daha da önemlisi, acaba ben onlara neler anlatacaktım?..

Bugüne bugün A2 seviyesindeyim. Buraya geldiğim için ara vermek zorunda kalmıştım, fakat bir müddet sonra aynı kursun burada açılan şubesinde devam edeceğim.

Paylaş
Etiketler: almanyadilEğitim
Önceki Yazı

Yeni“Kolesterol Hapını Yutturma Kılavuzu” Yayınlandı

Sonraki Yazı

Dershanelerin Kapatılması ve ‘Millî Eğitim Şûrâsı’

Ümit SÖNMEZ

Ümit SÖNMEZ

1976 Tokat doğumluyum. Bilim-Teknik konularına ve edebiyata karşı yoğun ilgim var. Öyle ki, taa çocukken alfabeden "A"yı öğrenir öğrenmez bulduğum her şeyi okurum. Bu dünyadan alabileceğimiz bir şey yoktur. Öyleyse, yazarak bir şeyler bırakalım.

İlişkili Yazılar

Didim Günlükleri (XVII) – Şirinlerin Dijital Bataklığı
Anı / Günce

Didim Günlükleri (XVII) – Şirinlerin Dijital Bataklığı

23 Ocak 2026
5k
Didim Günlükleri (XVI) – Bataklık Domuzları Davası
Anı / Günce

Didim Günlükleri (XVI) – Bataklık Domuzları Davası

18 Ocak 2026
5k
Berlin Günlükleri (IV) – “Almanya Bitmiş!”
Gezi Yazısı

Berlin Günlükleri (IV) – “Almanya Bitmiş!”

14 Kasım 2025
5k
Berlin Günlükleri (III) – Berlin Gezi Rehberi
Anı / Günce

Berlin Günlükleri (III) – Berlin Gezi Rehberi

03 Ekim 2025
5.1k
Sonraki Yazı

Dershanelerin Kapatılması ve ‘Millî Eğitim Şûrâsı’

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Trendler
  • Yorumlar
  • En son
Aşık Veysel ve Kara Toprak Türküsü Hikayesi

Aşık Veysel ve Kara Toprak Türküsü Hikayesi

22 Mart 2019
Ayak Tabanına Veya Göğüse Vicks Sürmenin Faydası Yok

Ayak Tabanına Veya Göğüse Vicks Sürmenin Faydası Yok

24 Ocak 2016

Yok Saymak

28 Mart 2020

Yıldızname Baktırmak Günah mı…Günah…

09 Haziran 2022

Keltepen’in Taşları /Şu Akkuşun Gürgenleri

18 Nisan 2020

Düz Dara Yâr Düz Dara

23 Mayıs 2020

Tüketicilerin Süt Tozu Dilekçeleri!

97

Fethullah Gülen’e 19 Soru

72

Ayasofya Açılsın Zincirler Kırılsın

70

İslâm Dışı Bir Uygulama: Çocuk Sünneti…

45

Gıda Mühendislerinin Petek Ataman’a Çağrısı

40

Şarkı Sözü Alan Var mı?

39
Suskun Ve Sessiz

Kürsüde Az Ses, Çok Mana

30 Ocak 2026
Toplumsal Cinsel Problem

Toplumsal Cinsel Problem

30 Ocak 2026
Vatandaşın Alım Gücü Azaldı

Türkiye Yüzyılı

30 Ocak 2026
Ailenin Dönüşümü

Ailenin Dönüşümü

30 Ocak 2026
Gece Aforizmaları (l)

İstanbul Üçlemesi Dolmabahçe Sarayında

30 Ocak 2026
Gurbete Arzuhâl

Gurbete Arzuhâl

30 Ocak 2026

Köşe Yazarları

Türkiye Deprem Haritası

 

Ayın Sözü

Lütfen Duyarlı Olalım!

de, da vb. bağlaçlar ayrı yazılır.

Cümle bitişinde noktalama yapılır. Boşluk bırakılır, yeni cümleye büyük harfle başlanır.

Dilimiz kadar, edebiyatımıza da özen gösterelim.

Arşiv

Sosyal Medya’da Biz

  • Facebook
  • İnstagram
  • Twitter

Entelektüel Künyemiz!

Online Bilgi İletişim, Sanat ve Medya Hizmetleri, (ICAM | Information, Communication, Art and Media Network) Bilgiağı Yayın Grubu bileşeni YAZAR PORTAL, her gün yenilenen güncel yayınıyla birbirinden değerli köşe yazarlarının özgün makalelerini Türk ve dünya kültür mirasına sunmaktan gurur duyar.

Yazar Portal, günlük, çevrimiçi (interaktif) Köşe Yazarı Gazetesi, basın meslek ilkelerini ve genel yayın etik ilkelerini kabul eder.

Yayın Kurulu

Kent Akademisi Dergisi

Kent Akademisi | Kent Kültürü ve Yönetimi Dergisi
Urban Academy | Journal of Urban Culture and Management

Ayın Kitabı

Yazarımız, Sedayi ALTUN’dan,

“Bir Eğitim Yolcusu” adlı güzel bir eser. Yazarımızın eseri, yine bir yazarımız ve Karadeniz Şairler ve Yazarlar Derneği yönetim kurulu üyemizin sahibi olduğu Ateş Yayınlarından çıkmıştır. Kendilerini kutluyoruz.

Gazetemiz TİGAD Üyesidir

YAZAR PORTAL

JENAS

Journal of Environmental and Natural Search

Yayın Referans Lisansı

Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.

Bilim & Teknoloji

Eğitim & Kültür

Genel Eğitim

Kişisel Gelişim

Çocuk Gelişimi

Anı & Günce

Spor

Kitap İncelemesi

Film & Sinema Eleştirisi

Gezi Yazısı

Öykü Tefrikaları

Roman Tefrikaları

Röportaj

Medya

Edebiyat & Sanat

Sağlık & Beslenme

Ekonomi & Finans

Siyaset & Politika

Genç Kalemler

Magazin

Şiir

Künye

Köşe Yazarları

Yazar Müracatı

Yazar Girişi

Yazar Olma Dilekçesi

Yayın İlkeleri

Yayın Grubumuz

Misyon

Logo

Reklam Tarifesi

Gizlilik Politikası

İletişim

E-Posta

Üye Ol

BİLGİ, İLETİŞİM, SANAT ve MEDYA HİZMETLERİ YAYIN GRUBU

 INFORMATION, COMMUNICATION, ART and MEDIA PUBLISHING GROUP

© ICAM Publishing

Gazetemiz www.yazarportal.com, (Yazarportal) basın meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir.
Yazıların tüm hukuksal hakları yazarlarına aittir. Yazarlarımızın izni olmaksızın, yazılar, hiç bir yerde kaynak gösterilmeksizin kısmen veya tamamen alıntı yapılamaz.

Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta

© 2008 - 2021 Yazar Portal | Türkiye Interaktif Köşe Yazarı Gazetesi

Yeniden Hoşgeldin

Aşağıdan hesabınıza giriş yapın

Şifrenimi unuttun?

Parolanızı alın

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş yap