Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

16 Nisan; Değişecekler Ve Değişmeyecekler

Sıddık ALTUNBAŞ

15 Nisan 2017 00:02

Yorum Yapılmamış

Şayet 16 Nisan’da yapılacak halkoylamasında benim beklediğim gibi yüzde ellinin bariz şekilde üstünde ‘Evet’ oyu çıkarsa vatandaşın gündelik hayatında akşamdan sabaha çok mühim değişiklikler tabii ki olmayacak. Yine 1 kilogramın karşılığı 1000 gram olacak, yine nominal olarak 1 gün 24 saatten, 1 kilometre 1000 metreden, 1 Lira 100 kuruştan işlem görecek.
Bunun yanında kanunlarda ve diğer mevzuatta Anayasa değişikliğinin gerektirdiği düzenlemeler yapıldıkça zamana yayılmış birtakım değişikliklerin neler olacağını yaşadıkça göreceğiz. Örneğin, sebze-meyve fiyatları tarlada kuruşlarla ifade edilirken, market raflarına yolculuğunu tamamlayana kadar  4-5-6 Lira gibi rakamlara yükselmesini engelleyecek kestirme yollar bulunacak mı? Tüketicinin/müşterinin zaaflarını kullanarak sayıları onmilyonlarla ifade edilen kitleleri, kanunlara ve mevzuata nanik yaparak tâciz ya da mağdur eden firmalar ve ticari işletmelerin caydırıcı müeyyideler uygulanarak zabt u rabt altına alınmasına ne katkı sağlayacak? Bunları ancak uygulamalarla göreceğiz.

Aslnda bizde benim anladığım manada bir siyasi muhalefet olsa bunun gibi daha yüzlerce problemi şimdiye kadar çoktan çözmüş olurduk. Gel gör ki muhalefet partilerimiz toplumda infial uyandırmayan, günübirlik siyasi rant getirisi olmayan sorunları yok hükmünde görüyorlar ve herşey iktidar partisinin inisiyatifine, takipçiliğine ve büyük ölçüde de bürokrasinin kamu otoritesini hangi kıstaslara göre kullanacağına kalıyor. Ve tabii ki sonuç hepimizin bildiği gibi..

Gerçi muhalefetin ilacı olsa keline sürecek, nerde kaldı ki vatandaşın derdine merhem olabilsin! Kendince canla başla çalıştığı ‘Hayır’ kampanyasına baktığımda bunu net bir şekilde görebiliyorum. Kampanyayı üzerine bina ettiği en önemli ayaklardan biri ‘tek adam’ söylemi oldu ve bununla halkın oylarını ‘Hayır’lı bir sonuca yöneltmeyi umdu. 17 Nisan sabahı ibre şu veya bu oranla ‘Evet’ üzerinde sabitlenirse hatalarını anlayabilecekler mi, pek sanmıyorum.

Daha öncesini bilmiyorum; ama dünya üzerinde iddia sahibi olan devletler, davranışlarına yön vermek istedikleri milletlerin düşünce, hissiyat ve davranış dinamiklerini anlayıp çözebilmek ve ona göre isabetli plan ve tedbirler geliştirmek için en az yüz yıldır sürekli araştırmalar yapıyor ya da yaptırıyorlar. Etek dolusu paralar, fonlar harcıyorlar. Doğrusunu söylemek gerekirse bu sayede toplum olarak bizi parmaklarında oynattıkları çok husus var. Fakat onca kafa patlatmalarına rağmen yine de bazı kritik dönemeçlerde çuvallıyorlar, çünkü hâlâ tam nüfuz edemedikleri davranış kodlarımız var. Örneğin 15 Temmuz darbesinin püskürtülmesi gibi. Adamların neredeyse iki ay süreyle nutku tutuldu, ‘geçmiş olsun yanınızdayız’ bile diyemediler. Halbuki bir taraftan masanın altından çivili kundurayla tekme atarken, vücutlarının masanın üstünde kalan görülür bölümüyle hem gülümseyip hem dostluk mesajları verme konusunda hadsiz tecrübeleri vardır.

Hadi onlar adı üstünde ‘yabancı’, peki sayın muhalefetimiz (bilhassa CHP’yi kastediyorum) kendi halkının davranışlarına yön veren sâikleri gözetme ve politikasını ona göre tanzim etme konusunda neden hep baltayı taşa vuruyor?

Doğrusu bunu düşünürken, CHP Konya milletvekili Hüsnü Bozkurt malum ‘denize dökme’ çıkışı ile  imdadıma yetişti. Şöyle ki;

Belki hatırlanacaktır; önceki yazılarımda birden çok defa muhalefetin ‘halk’, ‘millet’ deyince ne anladıklarını merak eder tarzda ifadeler kullanmıştım. İşte adı geçen muhalif milletvekili bu sorunun ete-kemiğe bürünmüş cevabı olarak ortaya çıkıverdi ve %80 ‘Evet’ oyu çıksa dahi bu iradeyi tanımayacaklarını hatta denize dökeceklerini bağıra bağıra söyledi. Evet, en azından CHP adına söz söyleyenlerin ‘halk’tan ne anladığı hakkında kafamda varolan istifham dağılmıştı. Eh, artık ben de dağılabilirdim ve nitekim dağıldım.

Şayet 16 Nisan’da ‘Evet’ çıkarsa, 17 Nisan’dan itibaren CHP de dağılabilir. Çünkü artık siyasette çok şey değişecek; iddia sahibi olan oturup dersini çalışacak ya da plaketini alıp kenara çekilecek.

Ma’rûzâtım bundan ibarettir.

Okunma Sayısı: 238

Yazarın Diğer Yazıları

Döküldük Bitti Mi?!

Tarih 11 Ağustos 2014. O zamanlar düzenli sayılabilecek aralıklarla kendi çapımda yazıyormuşum. Yaklaşık üç yıl öncesini...

15 Temmuz Vartası

“Birinci husus: Tarihin görünmez eli, bir süredir Türk Milleti’ni bir kere daha rüşdünü ispata zorluyor....

Sosyal Medya Nereye Koşuyor?

Bir yere koştuğu yok. O kendi mecrasında, -büyük ölçüde- dizginlerini elinde tutanların öngördüğü istikamet ve...

Hayat mı Kısa; Yoksa…

Aşağıda iktibas ettiğim satırlara bir kulak verelim önce: “Küslük… Bugün bir vesile ile bunu düşündüm....

Nâ-Şâyeste

Nedir nâ-şâyeste olan derseniz; söyleyeceklerim, bu kelimeyi sıkça kullanan şairimizle alakalı olduğundan başlığa çekmeyi uygun...