Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

12 Eylül Cuntasına Rağmen; Yaşıyoruz Netekim!


13 Eylül 2011 00:00

Yorum Yapılmamış

 “Hainleri asmayıp da besleyecek miyiz?” (NETEKİM)

Evet, aynen böyle diyordu cuntacıbaşı; 3 Ekim 1984’te Muş’ta yaptığı konuşmasında. Astığı astık, asmadığı “asmalık”tı. Hep böyle süreceğini, EVRENin dönmeyeceğini, hesapların görülmeyeceğini sanıyorlardı.

Ama öyle mi oldu?

Aaa bakın kimi gördüm!

N’aber netekim amca?

Nasıl gidiyor bakim ha?

İyi değilsin bakıyorum, caf caflı yılların çoktaaaan bitti. Ama biz? Bak bizler dimdik ayaktayız. Anlayacağın “yıkılmadık ayaktayız” dimdik.

Sahi ne saptığınızı sanıyordunuz? Yani yaptığınız vahşilikler insanlığa sığdı mı? Ne yani silahlarınız vardı diye kendinizi âlemin kralı mı sandınız? Bu günlerin ebediyen geçmeyeceğini mi sanıyordunuz? Oysa sizden öncekilerin de ne çabuk silindiklerini görmeliydiniz netekim.

Herkese rağmen, her şeye rağmen sana yenilmedik. Sevindirmedik seni. Gör işte bak, dimdik ayaktayız. Hep de ayakta olacağız netekim.

Evet,

Ben ki 20 yıl, 40 yıl bile önce Fizan’da, Kaf Dağı’nın ardında parmağı kanayan birisinin öyküsünü dinlediğimde duygularım şaha kalkıyor, ama zülmünden dolayı üzüldüğümü sana his ettirmeyeceğim.

Senin sevineceğini bildiğim için ne acılar çektiğimizi anlatmayacağım ve ne zulümlerle kahrolduğumuzu. 12 Eylül sonrasında önünüze geleni aldınız içeri, hem pek çoğunu siz örgütlüyordunuz, silahlandırıp hedefi belirliyordunuz.

Hiç utanmadan, pisliklerinizi temizlemek için her şeyin suçunu bize yüklediniz. Neler çektik neler..?

Ne yani bittik mi?

Hayır,

Bütün o vampirliğe şapka çıkartan cinayetlerine rağmen yaşıyoruz işte. Öldürdün, dirildik, astın darağaçlarına ölmedik.

Biz bir can değil, bin can’lıydık netekim. “Çocukları” olduğun tayfanın emriyle astın da ne oldu?

Sanıyordun ki asılarak, kesilerek biteceğiz. Yanıldın, yanılttılar seni “babaların” hem de çok. Nemrut, Firavun, Hitler amcan da aynı katliamları, zulümleri yapmışlardı. Bittik mi?

Hiç mi ibret almadın?

Hiç mi onların sonlarını düşünmedin? Bak, sen de onlar gibi perişansın netekim.

Musa onların sarayında büyü(tül)müştü. Yusuf zindanlardan saraylarına… Sen ne akılsız adammışsın be!

Dönüp GÜRSEL’inin sonuna baksaydın kâfiydi. Basiretin bağlanmıştı bakamadın.

Sahi,

Silahların ensemizden hiç inmeyeceğini mi sanıyordun? Yoksa bizim hep böyle melul bakacağımızı mı bekliyordun?

Bilmedin “gün döner devran döner”i. Bilmedin “sabahların yakın olduğunu”…

Ama bir şeyi çok iyi öğrendin;

Sokaklarda öldürttün, Ulucanlarda-Mamaklarda dirildik. Mamaklarda öldürdün, Metrislerde dirildik, Metrislerde öldürdüklerin Diyarbekir Zindanlarında dirildiler. Diyarbekir zindanlarında;

Hayır, hayır dilim kurusun seni sevindirmeyecektim, evet evet, ölmedik. Barışa, kardeşliğe and içtik beraberce, işte bak yine sen öldün netekim.

Sanıyordun ki kurşun yersek yüreğimizden yok olacağız. Urganın bizi boğacak sanıyordun.

Heyhat!

Bize -genç yaşımızdan yararlanarak- silah veren sendin, tetiği çektiren de. Akşam aynı silahı benden alıp “yarattığın” diğer taraftaki gence veriyordun bizi birbirimize kırdırmak için. Buna rağmen suçumuza razıydık, yargılamadın ve uyduruk iddianameyle idama mahkûm ettin.

Ölmedik, yargılanmamızı bekliyoruz.

Yolunun yolcusu kimileri “Kürtçe türkü söylemeyi” öldürmek için tahrik saysalar da.

Sen yağlı urganınla öldürdüğünü sanıyorsun, yanılıyorsun netekim.

İşte ben Necdet ADALI, üniversitelerde demokrasi dersi veriyorum. Bir gün Ankara’da diğer gün Stockholm’de, bir Pekin’de bir Kahire’deyim.

Ben de Mustafa PEHLİVAN’lı kardeşliği anlatıyorum. Bizi kardeşlerimizle boğaz boğaza getirenlere inat. Bir gün Şırnak’tayım, bir gün Çorum’da. Tamam, çok gencim ama, size ait ne varsa oyun adına bilirim.

Netekim ben de Bedii TAN, Diyarbekir zindanında işkenceyle öldürüldük sandığın. Evet, işkencelerin alasını yaptınız, öldüğümü sandınız, bin dirildik, Mamak’takilerle, Ulucan, Metris’tekilerle…

Senin adın anılınca tirtir titrerdi insanlar. İnsafsızdın, zalimdin, silahlıydın çünkü. Ama bak seninle nasıl da dalgamı geçiyorum netekim, dünya böyle işte.

 

Sen yaşam nedir bilmezsin, ölümü hiç bilemezsin.

Onun için,

Değmezsin fazla kelama netekim.

Okunma Sayısı: 75
Kategori: Ahmet AY

Yazarın Diğer Yazıları

AB’nin ‘İRİNİ’ Akdeniz’e Aktı

Batı, BM tarafından Libya’nın tek meşru hükumeti olarak kabul edilen Serrac yönetimine karşı, ABD’de tutulan,...

Başkan Erdoğan’dan Kıbrıs Çıkarması

“Devletlerin dili” konusunda 1-2 yazı yazdığımı hatırlıyorum. Devletlerin dilinin bizim günlük konuştuğumuz dilden farklı olmadığını...

Biden’a Neden Sevindiler?

  Öncelikle kardeş Azerbaycan’ın mütecaviz ve işgalci Ermenistan’ı yenerek elde ettiği destansı zaferini kutluyorum. Allah...

“İslam’a Karşı Soğuk Savaş”

Millet olarak Avrupalı’da potansiyel olarak var olan ve özellikle belirli dönemlerde siyasiler tarafından körüklenip tedavüle...

Macron’un Aradığı Müslüman

Kendi din ve dindarına ihanet eden Hristiyan Batı medeniyeti, şimdi de İslam dinini kendi dinlerine...