Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Ziya Elitez: Beni Çok Ararsınız


07 Kasım 2009 00:02

Yorum Yapılmamış

Yüzyıllar nadir olarak dahi yetiştirir. Şu talihsizliğimize bakın ki o büyük dahi çağımızda, Türk milletine nasip olmuştur (1922 – Lloyd Geviye / İngiltere Başbakanı).

 Ziya Elitez tarafından derlenmiş olan ve Ulu Önder Atatürk’ün hayatından kesitler ve birçok konuya ilişkin görüş, tavsiye ve özdeyişlerin sunulduğu kitabı okurken; Cumhuriyet’in kuruluşuna şahit oldum yeniden, Atatürk’ün sokak sokak gezip halkla buluştuğu yıllarda yaşadım.

 Bu önemli eser, Mustafa Kemal’in Bursa Nutku ve Gençliğe Hitabe’si ile başlıyor. Gazi Paşa’nın yaşamındaki önemli tarihler de kronolojik biçimde belirtilerek, okuru kitabın sonlarına doğru sürüklüyor.

 “24 Kasım 1934 – Gazi Mustafa Kemal’e Atatürk soyadının verilişine dair kanun kabul edildi.”

 Yazar Elitez’in özenle hazırlayıp okura sunduğu bu eşsiz eserde, Atatürk’e dair birçok yanılgılara da ışık tutuluyor. Bu yanılgıların başında sanırım “laiklik” meselesi geliyor. Nedendir bilinmez, Gazi Paşa’yı dine soğuk bakıyormuş hatta ve hatta din düşmanıymış gibi göstermek, birilerinin işine geliyor. Ancak; 286 sayfalık kitabın satır aralarında gizlenmiş olan değerli cümleleri okudukça, Atatürk’ün dine olan saygısını ve bakış açısını rahatlıkla fark edeceksiniz.

 Mustafa Kemal, dinsiz bir milletin varlığına asla inanmıyordu. Ancak aynı Mustafa Kemal, dinin siyasi çıkar ve değişimlere alet edilmesine de karşıydı ve O’na göre din, Allah ile kul arasında kurulan bir bağlılıktı. Bakın Ulu Önder, din ile ilgili görüşlerini nasıl dile getiriyor.

 Bizim dinimiz en makul ve en tabii bir dindir ve ancak bundan dolayıdır ki son din olmuştur. Bir dinin tabii olması için akla,fenne, ilme ve mantığa uyması lazımdır. Bizim dinimiz, bunlara tamamen uygundur. Türk milleti daha dindar olmalıdır, yani bütün sadeliği ile dindar olmalıdır demek istiyorum. Dinime, bizzat hakikate nasıl inanıyorsam buna da öyle inanıyorum. 1923

 Bu kitapta, dikkati çeken ve kesinlikle özenli bir halde okunup üzerinde durulması gereken bir diğer konu da Atatürk’ün “tam bağımsızlığa, görev arkadaşlarına ve millete olan hizmet borcuna verdiği önemdir.”  Gazi Paşa; kazanmış olduğu zaferleri hiçbir zaman üzerine almadı, hiçbir zaman kesin ve net olmayan bağımsızlığa itibar etmedi aksine, yarım bağımsızlığı ölüme tercih edeceğini her fırsatta dile getiren bir liderdi. Üstelik O, halkına verdiği tüm sözlerin arkasında durmayı da bildi. Hatay’ın alınması, buna en iyi örnek değil miydi:

 Ben toprak büyütme dileklisi değilim, barış bozma alışkanlığım yoktur; ancak antlaşmaya dayanan hakkımızın isteyicisiyim. Onu almasam edemem. Büyük Meclis’in kürsüsünden milletime söz verdim, Hatay’ı alacağım. Milletim benim dediğime inanır. Sözümü yerine getirmezsem, onun huzuruna çıkamam, yerimde kalamam. Ben şimdiye kadar yenilmedim, yenilemem, yenilirsem bir dakika yaşayamam. 1937

 İsterseniz, bu açıklamalardan sonra Atatürk’ün diğer önemli görüşlerine de gözatalım.

 Bu zaferi kazanan ben değilim. Bunu asıl, tel örgüleri hiçe sayarak atlayan, savaş meydanında can veren, yaralanan, kendini esirgemeden düşmanın üzerine atılarak Akdeniz yolunu Türk süngülerine açan kahraman askerler kazanmıştır. 1928

 Hürriyet, Türk’ün hayatıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bütün programlarının ilkesi şu iki esastır: Tam bağımsızlık, kayıtsız ve şartsız milli egemenlik!

 Atatürk’ü; tek bir kitaba bağlı kalarak, aciz bir dille anlatabilmek elbette mümkün değil. Gazi Paşa, sıradan bir liderden farklı özelliklere sahipti. O, Türk kadınını omuzlarda göklere yükselmeye layık gören; çiftçisine, köylüsüne sahip çıkan hatta köylüyü milletin efendisi ilan eden; on sene, yirmi sene sonra aşağılaşarak  ölmektense şimdiden şeref ve haysiyetiyle ölmeyi üstün tutmalıyız diyecek kadar bağımsızlık düşkünü çok özel bir liderdi. Bu çok özel liderin, şu özel açıklamaları da günümüze adeta ışık tutup, yolunu şaşırmış olan bizlere yol gösterir nitelikte:

 “Türkiye halkı; ırkça, dince ve kültürce ortak,  birbirlerine karşılıklı saygı ve özveri duygusuyla dolu, alın yazısı ve yaraları özdeş bir toplumdur.”

 Herhalde, Ulu Önder Mustafa Kemal’in 1922’de dile getirdiği bu sözler, bugünümüz için fazlasıyla aydınlatıcıdır. Atatürk’ün Türk gençliği ve Türkiye halkına verdiği öğütlere, her şeyden öte Gazi Paşa’nın “vasiyetine”  tanıklık etmek için, bu eseri baş ucunuzdan ayırmamalısınız. 71. ölüm yıldönümüne az günler kala, O’nu saygı ve minnetle anıyorum. 2009’un Kasım’ında gerçekten Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü, fazlasıyla arıyoruz!..

 Atatürk’ün ölümüyle, dünya büyük bir liderini kaybetti (Gazete Del Popolo – İtalya).

* Bu yazı, aynı zamanda www.yavuzyavuzer.com ‘da da yer almıştır.

Okunma Sayısı: 201
Kategori: Yavuz YAVUZER

Yazarın Diğer Yazıları

Yokuş Ocak’tan İnciler!..

Günümüz şairlerinin ve şiirlerinin eksiklikleri, açmazları, çıkmazları diyorsunuz. Söylenecek o kadar söz var ki …...

YOKUŞ Edebiyat (Ocak 2010) Çıktı!..

Aylık Kültür Sanar Edebiyat dergimiz, YOKUŞ Edebiyat, ilk sayısıyla kitabevlerindeki yerini almıştır....

Mahir Kaynak ile Demokratik Açılım Söyleşisi

Türkiye, çok önemli bir süreçten geçiyor: Kürt Meselesi. Farklı adlarıyla; Kürt Açılımı, Demokratik Açılım Projesi…...

Edebiyat Dergilerine Bir Yenisi Daha: Yokuş

2010’da YOKUŞ çıkıyoruz!..  Türk Edebiyatı’nda; Varlık, Berfin Bahar, Türk Dili, Yasak Meyve gibi birçok önemli ...

Nâzım Hikmet: Yatar Bursa Kalesi’nde

Sevdalınız komünisttir, on yıldan beri hapistir, yatar Bursa Kalesi’nde.   1947 tarihli şiirinde, sevenlerine bu...