Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Zeliha’nın Yeri

SİSİFOS'UN KADERİ
Hüseyin ŞENGÜL

21 Şubat 2012 00:01

Yorum Yapılmamış

Zeliha’nın yerini biliyor musunuz?
Elbette bilmiyorsunuz.
Eğer Kamu İhale Kurulu üyeleri olsaydınız, bilirdiniz!

Ben de bilmiyorum, yalnızca Taraf gazetesinin ısrarlı haberleri sonucunda öğrendim.
Taraf gazetesinin dışında bu önemli haber nedense pek yer bulmadı!

KİK’e yapılan takipler ve baskın sonucunda, bu kurulun sayın(!) başkan ve üyeleri milyarlık vurgun yapmışlar!
Rüşvet paraları hariç, bir yığın lüks harcamalarını da vurguncu müteahhitler karşılamış. Şahsi masraflarının arasında Zeliha’nın yeri denilen lüks masaj salonu da var!

İsteyen Zeliha’nın yerine veya başka masaj salonlarına gidebilir.
Kimseyi de ilgilendirmez!
Ancaaaaaaak, kimin parasıyla gidiyorlar?
Sorun bu noktada düğümleniyor.
Milletin vergilerinin bir kısmını götürüp Zeliha’da harcıyorlar.
Kamu kaynaklarının talanından elde edilen haksız kazançlar ister Zeliha’da harcansın, ister gayrimenkuller alınsın, ister çocuklarını pahalı okullarda okutulsun, isterse ilaç parası olsun; hepsi de birdir!

KİK’in bu vurgununda işin Zeliha kısmına takmamın nedeni, hayatın gizemleri ve zenginlikleri karşısında başbakanın dindar gençlik laflarının pek de geçerli olmadığı konusudur.

Şöyle ki:
KİK, kamunun haklarını ve parasını korumakla bir kurum olduğuna göre, orda görev yapan insanların güvenilir, namuslu, dürüst, ahlaklı, hakkın ve hukukun yanında vs. olması istenir değil mi? Ve orda görev yapan insanların kamu adına yaptıkları her iş, ilk elde hükümeti bağlar. Bu böyle olduğu için, hükümet de kendisini bağlayıcı kılacak bu kurula yukarıda saydığım özelliklerde insanların atamasını yapar değil mi? Yani başbakanın en güvendiği, partiye halel getirmeyecek insanlar olmalı değil mi?

Başbakanın güvendiği, ahlaklı, dürüst ve namuslu olarak gördüğü adamlar böyleyse, haklı olarak, diğerleri nasıl acaba diye sorulur!
Örneğin belediyeler!
Belediyelerin nasıl olduğunu en iyi yine belediyeler bilir!

KİK’te rüşvet yiyorlar, oruç tutuyorlar, iftar sonrasında Zeliha’nın yerinde zina yapıyorlar; kamuyu zarara uğratmalarıyla birlikte, ahlaksızlık da yapıyorlar!
Emin olun bu bayların neler yaptıkları ortaya saçılmadan önce televizyonlarda, panellerde konuşsalar hepsi de dindarlıktan, ahlaktan, Ömer’in adaletinden, yetimin hakkından ve İslam’ın yüceliğinden zaman zaman gözleri dolarak söz ederler.
O gözlerin dolması gerçektir!
Sözünü ettikleri bütün o değerlere ihanet ettikleri de gerçektir!
Bu iki farklı durumun bir arada olması, insan denilen varlığın müthiş bir kişilik yarılmasını gösterir.
Hayatın öyle mesellerle, rivayetlerle açıklanamayacağını gösterir.
Hayatın bir ahlaki anlayışla düzenlenemeyeceği ve ahlakın evrensel olmadığı gerçeğini gösterir.
Dindar gençlik değil de, tinerci gençlik mi yetiştirelim demenin laf cambazlığını bir tarafa bırakıyor ve soruyorum: Sayın başbakan, KİK üyeleri hangi gençliğe aitler, hangi değerlerle yetiştirildiler? Onlar dindar değiller mi?
İftarını açar açmaz Zeliha’ya milletin vergileriyle koşan adamları nasıl nitelendiriyorsunuz? Yoksa onlar tinerci mi, ateist mi, o. çocuğu mu; kimler bunlar?

Hele birisinin telefon dinlemesine takılan görüşmesinde, “N’olmuş yani Türk seferi yapıyoruz” demesinden, Zeliha’nın orda yabancı uyruklu hanımların çalıştığını anlıyoruz. Yüce Türk, sefer yapıyor!
Deşin bu zihniyetin altını, binbir türlü iğrençlik dökülecektir ortaya!
Sonra da bu yüce ‘Türk ve Müslümanların’ Türk-İslam sentezi anlayışı, bize atalarının fethettikleri yerlerde adalet dağıttık, talan yapmadık teranelerini tarih diye anlatıyor!
Utanmaz arlanmazlar, bugün yabancı bir kadınla yatmayı Türk seferi gibi yorumlayan bir zihniyet, örneğin İstanbul’u fethettiğinde, o şehrin bütün kadınlarının, oğlanlarının ırzına geçer be! Nitekim geçmiştir de.
İstanbul’un fethinin propaganda teranelerini geçin, gerçekleri anlatan tarih kitaplarına bakın, neler olmuş göreceksiniz!

Dönelim Zeliha’ya…
Zeliha’yı takdir ediyorum!
Bu devletin bir de lüks Nermin’i vardı!
Helal olsun, kamuyu soyanları soyuyorlar!

Avrupa Birliği, defalarca Türkiye’ye ihale yasanı düzelt diyor.
Türkiye düzeltmiyor!
AKP döneminde ihale yasası 18 kez değiştirilmiş.
Neden?
Zeliha yüzünden!

Hayat, tasavvurlarımızın ötesinde bir zenginliğe sahip.
Sanat ve özel olarak da roman sanatı bunun için var.
Siyasetçiler, hiç roman okuyor musunuz?
Okuyun; Dostoyevski’nin dediği gibi, “Katille kurbanın aynı bedende olduğunu” göreceksiniz.
Vicdanla insan hakları hukukunun dışında, bu iki ucu dengede tutmanın bir yolu yoktur!

Okunma Sayısı: 100

Yazarın Diğer Yazıları

Yeni Yıla Girerken Biz ve Zaman

Aklın zamanı ölçülendirmesi, dünyada hala bir takım farklılıklar gösterse de son yüz yılda evrensel bir...

Hüzünlü Gülümsemeler

Sonu trajediyle biten kimi gülünesi olaylar vardır. Olayın tarafının (Veya taraflarının) mizaha varan tutumuna kahkahayla...

Anketlerde Sorunlar Sıralaması

Değişik tarihlerde birçok anket firması Türkiye’nin sorunları sıralaması üzerine anketler yapar. Anketteki soru sorma şekilleri,...

Ekonomi, Demokrasiden Bağımsız mıdır?

Ekonomik sorunlar ile demokrasi arasında her koşulda tam olarak işleyen, doğru ya da ters orantı...

Bugün Dünde Yarın Bugündedir

Bu yazı başlığı, tarihi ardışık evrelere indirgeyen bir tarihçi tekerlemesi gibi görülebilir. Dün, bugün, yarın...