Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Yüzleşin, Korkmayın Yüzsüz Kalmazsınız!


02 Aralık 2011 00:01

Yorum Yapılmamış

«Sizde mi suç ortağısınız?” diye yazdığım yazıya hemen yanı    başımızdan Ata Akdoğan’dan yazılı bir yanıt almak beni şaşırtmadı. Sevgili Ata gazetemizin içerisinde ‘ulusalcı’ olarak değerlendirdiğimiz arkadaşlarımızdan. 

Aynı düşünmüyoruz Ata ve o’na benzeyenlerle… Çoktan siyasi olarak    yollarımızı ayırdık, eski dostlarımızdan… Onlar aynı yollarından yürüyorlar, biz ise yeni yollar bulduk. Yolumuzda yürürken, başka yeni yollarla da yolumuzun kesişmesinden de rahatsız olmuyor ve aramaya devam ediyoruz. 
*****
Hani dedik ya baştan biz yollarımızı çoktan ayırdık… Toplumun farklılıklarını görmeyen, kendine benzemeyenleri kendine benzetmek için yol yöntem arayanlarla bir benzerliğimiz yok.
Dünün yapılan tüm yanlışlarına ayrımsız karşı olmak, vicdanı ortaya çıkarmanın erdemini keşfederek, “yok o gün öyleydi, onlarda isyan etmişlerdi, ulus devletin gerekleriydi, yok bilmediğiniz başka şeyler vardı, arkalarında büyük devletlerin eli vardı” gibi hiçbir şeye sığınmadan, yapılan yanlışın karşısında olmak…
İşte benim yolum bu. Bu yol kiminle kesişiyorsa onunla yol yürüyorum. Kimliğine bakmadan… Ayrıca yol yürüdüklerimin yanlışlıkları olduğunda eleştiriyorum. Onlarla yol yürünmüyorsa da yürümüyorum…
*****
Ben yazımdan, hafızamın beni    yanıltmasından dolayı, “O güzel atlara binip gittiler” sözünün Yaşar Kemal’in İnce Mehmet romanından hatırlarken, yazının çıktığı gün Hüseyin Şengül arayarak, “Ali o söz Demirciler Çarşısı Cinayeti, romanından” dediğinde,kafamdan aşağı kaynar sular döküldü.

Doğruydu.. Ve ben Ata’nın yazısında o yanlışlığı düzeltememe rağmen arkadaşlarım eski yazıyı girmişlerdi.
Bazen hafızaya güvenmemek gerekiyor, teyit etmek gerekiyor. Yanılmıştım. Ata’da yazımdan alıntı yaparak o sözün üzerinden bize çakıyordu. “Onlar o güzel atlara gitmemiş olabilirler, ancak bu ülkede gemiciklere binip gidenleri    izliyorsunuz, cümleten dilinizde bir şarkı ile: O gemide ah ben de olsaydım!..”
*****

Yazımın sonunda sorduğum, ‘Siz aslında katliamları onaylayarak, yok sayarak, trajedileri görmeyerek, içinizde gezinen katille, geçmişin ve bugünün    katilleri ile suç ortağısınız’ sözlerime yanıt veriyordu. Ve sevgili Ata, bize Başbakanı avuçlarımız patlatırcasına alkışladığımızı iddia ederek, Suriye’ye savaş ilan ettiğini belirterek, “İnsanların daha sistemli ölmesi için kapı aralıyor… Alkışlayan ben olmadığıma göre; kim kiminle ne ortağı olur dersin?” diyerek
*****
Sevgili Ata, yazımızı sadece Dersim ile ilgili yazmadığımızı, Başbakanı ve zihniyetini de eleştirdiğimizi, bu topraklarda yaşanan tüm trajedilerle ilgili yazdığımızı, biraz dikkat etse anlayabilirdi. Ancak o ve benzerleri bugünü AK Parti üzerinden bir siyaset okuması yaptıkları için, her yazılanı ve yapılanı öyle okuyorlardı.

Bense AK Parti ya da CHP karşıtlığı üzerinden okumuyorum, yaşanılanları… Sorun bugünkü otoriter cumhuriyetin –devletin- demokratikleşmesidir esas olan onun dönüştürülmesi ve değiştirilmesidir. Ve benim için bunun kimlerle ve nasıl yapılabileceğidir.
*****

Yazımda ‘Sahi size yapılan katliamlar karşısında “yüzleşin, yüzleşin” diyenler gibi, başka bir katliama uğrayanların üzerinden inkarcılık yaptınız mı?’ der-ken de Başbakan Erdoğan’a gönderme yapıyordum. Erdoğan, Aleviler üzerinden CHP’nin kendisiyle yüzleşmesini isteyen Başbakan sıkıştığında en milliyetçi, en militarist politikacı oluyordu, Ermenilerle ilgili inkarcılık yapması samimiyet testinde kendisini sınıfta bırakıyordu.

Ancak tüm bunlara rağmen, Başbakan’ın konunun üzerine gitmesi ve Dersim polemiği yapması Türkiye halkını, kamuoyunu üzerinde konuşulmayan, bilmediğimiz bir konuda bilgilendirilmesine yol açıyordu. 
*****
CHP ile yüzleşmesini isteyen Başbakan Erdoğan’la yapılması gereken inkarcılık ve ‘öyle değildi, başka nedenler vardı’ gibi gerekçeler üzerinden bir tartışma değil, aksine sunni çoğunluğun zihinlerinin altındaki alevi düşmanlığı ile yüzleşmesini sağlayacak politik tartışmaya ihtiyacımız vardı.

Bu ülkenin topraklarında üzerinde büyük bir ikiyüzlülük yaşanıyor aslında. Türkler, Kürtler karşısında, Kürtler Türkler karşısında milliyetçi olurken, inanç meselesi olduğunda kendi aralarında ötekileşebiliyorlar, Türkler, Kürtler, diğer inançlar ise Ermeni düşmanlığı konusunda aynı düşünebiliyorlardı. Ve hepsi birden bu sefer Ermeni meselesinde inkarcı olabiliyorlardı. Herkes kendi acısının görülmesini isterken, ötekinin acısı konusunda duyarsızlaşabiliyor ve inkarcılık yapabiliyorlardı.
*****
‘Sizin kardeşiniz, ablanız,  akrabalarınızı gözlerinizin önünde öldürüldü mü?
Sizin babanız, anneniz, akrabalarınız, inançları, etnik yapıları farklı diye binlerce yıldır vatan eyledikleri topraklardan sürüldü mü?
Sizin ait olduğunuz inancınız, etnik yapınız onlarca yıldır vatan bildikleri topraklarda “cüzzamlı ve vebalı” gibi muamele gördü mü?
Siz inancınızı ve etnik yapınızı    saklamak zorunda hissettiniz mi?
Siz inancınızın gereklerini yerin getirmekten, etnik yapınızın dilini    kullanmaktan, kültürünü geleceğe    taşımaktan korktunuz mu?
Siz hemen yanı başınızda inancınıza, etnik yapınıza küfredildiği, hakaret edildiği halde hiç sessiz kaldınız mı?
Siz kendinize hiç “yokmuş” gibi davrandınız mı?
Ve bundan dolayı siz, utanarak gezdiniz mi?
Sahi siz, vatan bildiğiniz topraklardan “hain” denilerek kovuldunuz,    aşağılandınız mı?
Sahi siz, vatan bildiğiniz topraklarda “adalet mülkün temelidir” denilerek, devletin aslı sahibi olduğunu düşünenler ve yandaşları tarafından malınız, mülkünüz yağmalandı ve el konuldu mu?’

*****
Yukarıda ifade ettiklerim kimler mi? Ermeniler, Rumlar, Süryaniler, Kürtler, Aleviler, Müslümanlar, cemaatler, sosya-listler, komünistler, liberaller, demokratlar… Sadece kendinizle, inancınızla, etnik yapınızla, aidiyet hissettiklerinize yapılanlarla değil, ötekine yapılanlarla ile ilgili yüzleşin.
Korkmayın yüzsüz kalmazsınız… Aksine daha çok insan olursunuz. Yalanlardan sıyrılır, gerçeği görür ve nasıl kandırıldığımızı anlarsınız. Bir daha da büyük yalanlarla kanmazsınız.

Ve bunu yaptığınızda, katilamları onaylamaz, yok saymaz, trajedileri görmemezlikten gelmez, içinizde gezinen katille ve geçmişin, bugünün katilleri ile suç ortağı olmazsınız. Ve vicdanınıza kavuşursunuz.

Okunma Sayısı: 81
Kategori: Ali TARAKÇI

Yazarın Diğer Yazıları

“Dünyanın en Devrimci ülkelerinden Birisi Olan Türkiye” En Devrimci Evladını mı Yedi?

Türkiye’de yapılanlara devrim ve bu devrimin liderinin de Erdoğan olduğunu söyleyen Berat Albayrak’ı bizzat devrimin...

Devletten Birazcık Akıl ve İzan Beklemek Nafile Bir Çaba mı?

Devletten birazcık akıl ve izan beklemek nafile bir çaba mı?’ Yüzsüz oyunu İtalya’yı anlatıyor, devletimiz...

Erdoğan Giderse Ne Olur?

Erdoğan giderse Türkiye Suriye’den çekilir. Erdoğan giderse FETÖ yeniden devlet olur. Erdoğan giderse APO affedilir,...

HDP’ye Kobani Operasyonları; Geçmişle ‘Hesaplaşma’ Vakti!

Neden böylesine bir dönemde HDP eski ve yeni yöneticilerine operasyon yapıldı? Kobani olayları nedeniyle yapılan...

CHP’Deki Bu Tartışma Kime Yarar? Vatandaş Kendi Derdine Yanar…

Vatandaşın tüketici kredisi ve kredi kartı borçları toplam 720 milyara yükselmiş. Açlık sınırı 2 bin...