Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Yerel Yönetimlere Neşter!


01 Eylül 2011 00:00

Yorum Yapılmamış

Yerel yönetimlere yeni bir reformla yine 94 ruhu kazandırmak ve bütün kentlerimizi modern yaşanabilir insan dostu birer merkezlere dönüştürmek hepimizin borcudur. Büyük rantların döndüğü özellikle büyükşehirlerde var olan büyükşehir ve ilçe belediyelerin etkin ve verimli yönetilmesi konusunda artık daha aktif bir rol alınması gerekir diye düşünüyorum.

“Son yazımda değindiğim 39 İlçe Belediyesi İstanbul da ne yapıyor?” sorusuna pek çok eleştiri ve destek geldi. Kısa sürede bu kadar tepki alacağımı düşünmemiştim.

Tekrar konuyu özetlemek ve yeniden değerlendirme yapmak gerekirse;

İstanbul da ki belediyeciliği örnek göstererek bütün Türkiye için bir örnekleme yapmak istedim. Bu arada doğru düzgün çalışan dürüst namuslu, yanlı yansız belediyeleri konunun dışında tutuyorum. Zaten bu konu yolsuzlukla ilgili değil.

Genelde şahit olduğumuz üzere; Büyükşehir Belediyesinin yaptığı birçok hizmeti ilçe belediyeleri “bende yapıyorum” diye oy toplayıp tekrar bunları yapmayıp seçim dönemi tekrar gelene kadar yan gelip yatıyor mu? Özellikle iktidar yanlısı belediyeler zaten iktidarın hizmetlerini kendi hizmetleri imiş gibi yansıtıyor mu? Çoğu belediye başkanı adayı, seçimlerden önce varlıklı bir nüfusa sahipken belediyeciliği nam, şöhret, tasarruflarını büyütme, eş dosta kamu kurumlarını peşkeş çekme hayali kurabiliyor ve bunun için çalışmıyor mu? Seçilince de aslında belediyecilikle ilgili hiçbir şey yapmadıklarını görmüyor muyuz?

Sevgili bir okurum, sağduyulu yorumları ile bana gönderdiği mail ile de değindiği gibi; Hizmette 94 ruhunu arayan birçok nefer artık bu ruhun tükenmiş, herkesin “ben nasıl sultamı kurarım?” havasında belediyecilik yaptığını görüyor. Özellikle al gülüm- ver gülüm işleri, yandaşlara peşkeş çekenler, uygunsuz işleri organize edenler, sallanan imar izinleri birçok bölgede dikkat çekse de ben konuyu yolsuzluk ve ihmal noktasında çekmekten ziyade verimlilik üzerine kurmak istiyorum.

Önceki yazımda belirttiğim gibi; Özellikle büyükşehir belediyelerinde yer alan alt belediyeler gereksiz bir israfa yol açmaktadır. Radikal reformlar yerine sadece büyükşehirlerin altında yer alan ilçe belediyelerinin elden geçirilmesi, ilçe belediyelerinin büyük şehre bağlı bölge başkanlıkları şeklinde örgütlenmesi bence daha başında büyük bir tasarruf sağlayabilir. Benimki sadece bir öneri olmakla beraber rakamları üzerinde durmak gerekirse;

İstanbul’un 2011 yılı genel yönetimi için 24 milyar 658 milyon 320 bin TL’lik bütçe hazırlanmıştı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin 2011 yılı bütçesi 6 milyar 700 milyon TL olarak açıklanırken, bağlı kuruluşlarla birlikte konsolide bütçesi 18 milyar 54 milyon 984 bin TL.

Bazı kuruluşlar ve bütçeleri: İSKİ 3 milyar 256 milyon 523 bin TL, İETT’ye 1 milyar 800 milyon 445 bin TL ve bağlı 25 şirket 6 milyar 298 milyon 7 bin TL.

İstanbul da ki 39 ilçenin toplam bütçesi 5 milyar 703 milyon 376 bin TL. Yani aslında Büyükşehir belediyesinin 6 Milyarlık bütçesi ile aynı. Bu bütçe ile ilçeler ne yapıyor? Nasıl verimli kullanıyorlar?

İlçelerin sadece % 20 si yatırımlara gidecek… Bu yatırımların niteliği tartışılması ayrı bir konu kalan % 80 personele vs. masraflara giden bir harcama süreci düşünün. Yatırımlar da, çevre koruma, park ve bahçe yapımları, temizlik giderleri, yol bakım ve onarım çalışmaları, sosyal hizmetler, spor ve kültürel yatırımlar çerçevesinde gerçekleşecek. İstanbul’a 2011 itibariyle 100 yeni okul, 4 yeni hastane ve 6 yeni spor salonu kazandırılmış olacaktır. Bunlar % 20 ile yapılıyor. Kalan bütçe neredeyse tamamı personel ve temizlik giderleri…

Mesela; atıkları büyük şehir e toplatan sistem, neden çöp toplama işini dağınık ve ilçe belediyelerine veriyor? Bunları daha organize ve merkezi yönetmeye çalışsa daha tasarruflu olmuyor mu? Bunların ihalelerini büyük, büyük rakamlara yapıp sonla bu işi alanlara haklarını ödemeyip, hacizli duruma düşmeyen! Dikkatinizi çekerim haizli duruma düşmeyen kaç belediye var?

Sosyal harcamaları ve afet yönetimini zaten il özel idaresi yeterince yapıyor. Veya yapmasın komple belediye yapsın. İlçe belediyeleri bunu için ayrıca neden efor sarf ediyor? Çok kişinin aynı noktaya aynı hizmeti götürmesi daha mı makbul?

Bu arada yeni bir sorunda gayrimenkul stokların – konut arzının aşırı şişmesi,

Konut arzında yaşanan hızlı arz konut stoklarını ne duruma getirdi? Gidişat kötü diyen uzmanlar nasıl bir süreç bekliyor? Yeni kentler oluşturulması hedeflenen İstanbul da gelecek günler bizi ne bekliyor? Bunları düşünmek ve son olarak İstanbul’un yoğunluğu en yüksek yerleşim bölgelerinde planlanarak mı? Planlanmadan mı? yapılacağı belli olmayan imar izinlerinin verilmesi ne gibi sonuçlar doğurur?

Anadolu da bazı kentlerde konut satışları durma noktasına gelirken bazı kentlerde de yavaşlama sürüyor. Önümüzdeki kışı planlayamayan konut ve gayrimenkul sektörü krizin eşiğine gelmeden el atılmalı. İstanbul da ciddi bir durgunluk gözlemliyorum. Birçok konut üreticisi darboğaza girmek üzere. Bugün batıda bazı ülkelerde konut ve inşaat ruhsatı izinleri özel bir sürece tabi. Her isteyen hemen izin alamaz. Bunun için planlanan ve öngörülen gelişmeler yaşanmadan yeni ruhsat izinleri verilmez. Bu şekilde konut inşaatları belli bir tempoda tutulur ve fiyatlarda denge sağlanır. Bu yoksa bile sağlanmalıdır. Çünkü ekonomide sadece birinci elden alınan konut değil ikinci el konut fiyatı da çok önemli. Sorumlu müteahhit, toplu konut idareleri, konut üreten kurumlar bu dengeleri gözetmek zorunda. Konut inşaatına daha ciddi yaklaşırken sadece inşaat kalitesi, iş yetiştirme, erken teslim değil, ruhsatlandırmada önemli. Olmadık zamanlarda yeni konut alanlarının oluşturulması ve konut inşaat izinlerinin verilmesi konut arzının arttığı dönemlerde problemlere sebep verecektir. Bu durumda aslında bir yerel yönetim problemi. Belediyeler imar izinlerini bir gelir kaynağı ve rant kaynağı olarak düşündüğü sürece imar izni patlamasını görmemiz kaçınılmaz tabiî ki. Belediyecilik açısından da önemli olan bu durum aslında belli bir merkezden izinlerin verilmesinin ve kontrolünün önemini gösteriyor.

Okunma Sayısı: 83
Kategori: Faruk BAKAÇ

Yazarın Diğer Yazıları

Ekonomilerde Q3 ve Obama’ nın Seçimi ve Provokasyonlar,

Parasal genişleme = Emperyalist genişleme, Malumunuz FED ( Amerikan merkez bankası) Q3 dediğimiz 3 cü...

Parite ve Faiz Piyasaya Yön Veriyor

EURO/ DOLAR paritesi yurt dışı piyasaları besliyor. Düşmeye devam ederek borsaların değerli kalmasını sağlıyor. Tabi...

Çin’in Düşüşü Borsaları da Düşürdü!

Çin’in büyüme beklentisini aşağı çekmesi borsaları düşürdü… Çin ekonomisine daralma beklentilerinin açıklanması, ABD’nin İsrail desteği...

Altın ve Gümüş Ne Olacak?

Israil Merkez bankası Hisse senedi mi alacak? Altın gibi deeğrli madenlere talep sürcekmi? Dünya para...

Borsaya Daha Çok Teşvik Gerekli

Dünyadaki sıkıntılar Türkiye’yi etkiledi, Borsamıza daha çok teşvik gerekli… Yurtdışı piyasalar dengeli bir haftayı geride...