Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Yeni Bir Yıl ve Noel Baba!

BU GÜN PAZARTESİ
Yakup HALICI

02 Ocak 2012 00:01

Yorum Yapılmamış

İki bin on bir yılını geride bıraktık,ikibin on iki yılından gün almaya başladık…
Geriye dönüp baktığımız da,mesela SSCB yıkılalı yirmi yıl geçmiş.Yani ortsalama bir insan ömrünün dörtte biri kadar zaman geçmiş. Veya ben otuz yedi yaşında annem yetmiş yaşında imiş.Rahmetli babam ise henüz hayatta idi.Sözün özü göz kapayıp açıncaya kadar geçiyor yıllar.

Veya daha gerilere gidersek seksen ihtilali olduğunda Kenan Evren yakışıklı bir orgenereldi.Ben ise yirmi altısında henüz seksen öncesi olaylarını pek kavrayamayan, hayat mücadelesine henüz yeni atılmış genç bir mimardım.Hayat benim için ideallerle doluydu ve gelecekten çok şey umuyordum.

Kim derdi ki çok değil on yıl sonra SSCB yıkılacak ve uğruna ölmeyi göze alanları hayal kırıklığına uğratacak.Öyle ya sosyalizmin karargahı bir yıl içerisinde yerle bir oldu.Düşmanlarının bile kavrayamadığı bir süratle…
Acaba öyle mi oldu?Gerçekten bir yıl gibi kısa bir zamanda mı yıkıldı? Bunu yıllar geçtikten sonra konulara vakıf olup tecrübemiz arttıkça kavrıyoruz… Ki bu sürecin başlangıcı en az on beş yıl öncesine dayanıyor.Ve ülkemizde ki terörün bununla bağlantılı olduğunu görüyoruz.Yani ülkemizde ki karışıklıklar dünyayı yönetenlerin yapacakları operasyonun bir parçasıymış meğer…Yukarıda dediğim gibi biz bunu yıllar sonra kavrayabiliyoruz.

Sözün özü; Günlük hayatta gördüğümüz gibi büyük olanlar,güçlü olanlar tarihi derinliği olanlar dünyayı yönlendiriyor ve yönetiyor.Bunu yaparlarken de gerçek amaçlarını gizlemek için olmadık sahte görüntüler ve senaryolar üretiyorlar.Mesela şu anda Orta Doğu’da ve Kuzey Afrika’da yaşananlar sözde “demokrasi” mücadelesi. Gerçekten bunlar demokrasi mücadelesi mi?
Diyeceğim o ki; Dünya da senaryo yazıp oynatanlarla bu tiyatroyu oynayanlar var.Elbette ki bir tiyatro oyunun da olduğu gibi önemli roller olduğu kadar figüranlıklar da var.Kısaca önem sırasına göre parsayı toplayanlar da değişiyor,sınıflanıyor.
Başroller için neler gerekli? Zannedildiği gibi ülkelerin büyüklüğü ve zenginlikleri o ülkeyi büyük yapmaya yetmiyor.Bunlar büyük ve güçlü olmanın gerekli parçaları olmalarına rağmen en önemlisi değiller.Zira büyük olmayı sürdürebilmek için en önemli faktör kültürdür.

Bundan dolayıdır ki büyük olma yoluna girmiş ülkeler(devletler) ya var olan kültürel yapılarını cilalayıp hegamon olduğu devletlere dikte ederler,ya da özellikle”çağdaşlık” adı altında birtakım kültürel olgular icad ederek bunları sunarlar.
……………………..
Yeni yıl yaklaştığın da ülkemizin insanlarını bir heyecan sarar.Noel baba figürleri çeşitli versiyonlarla halka sunulur.Çağdaşlığın,modern olmanın gereği olarak yılbaşını kutlama,noel babayı kutsama,en azından hürmet elametleri furyası başlar.

Halbuki batı medeniyetinin şu veya bu nedenle ortaya çıkardıkları (bizi de hiç ilgilendirmiyor) ve dinsel duygularla sarıp,sarmalayıp bize sundukları yarı eylence yarı kutsal günden başka bir şey değildir noel kutlamaları. Tıpkı bizde ki eylence ve ibadetin iç içe geçtiği sayılı günler de olduğu gibi.

İşin tuhaf tarafı biz de bazı çevreler bu güne karşı sanki çok gerekli imiş gibi hicri yıl başını altenatif yılbaşı olarak kutlayıp,kutsamalarıdır.

Halbuki bunlar tamamen kabullerdir ve hiçbir kutsal yanları yoktur.Ama büyük ve güçlü olacaksak ya var olanı cilalamalı ya da birşeyler icad etmeliyiz.Bu da göz ardı edilemeyecek bir durum…(Eğer istiyorsak)Büyük olmanın başka çaresi yok çünkü…

Okunma Sayısı: 63
Kategori: Yakup HALICI

Yazarın Diğer Yazıları

(Müdürüm) Sn. Ersin Avanoğlu’na Arzuhalimdir

Bendenizin Sn. Ersin Avanoğlu ile epeyi hukukumuz vardır. Geçmişi anlatmaya gerek yok. Yakından başlayalım. Bundan...

Kaligula’nın Esirleri…

Belgesel izlemesini çok severim. Gerçi, izlenecek başka da kanal kalmadı ya… Geçenlerde Roma imparatorluğunun üçüncü...

Başkan Hilmi Güler’in Sloganı

Efendim İletişim araçları gemi azıya aldı ya… Zannettiğimiz gibi toplumun bilgi düzeyi arttı ve yine...

Deprem Bir Kültürdür

60’lı yılların sonları idi… Önce toprağın derinliklerinden bir uğultu geldi. Hemen ardından eski konağı sanki...

Çok Şükür Rabbime!

Vaktiyle, Özellikle bizim kuşağın çok kullandığı bir deyim vardı “ot gibi geldin, ot gibi gidiyorsun.”...