Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Yakınımdasın

GÜLİSTAN
Zeki ORDU

18 Mayıs 2017 00:02

Yorum Yapılmamış

Kim bilir kaç kere yolunuzun üzerinde açmış bir çiçeği görmeden geçtiniz yanından. Kim bilir, daha kapıdan çıkmadan içe ferahlık veren bir bahar sabahının seher yelini fark etmeden yürüdünüz yolları…

Kaç kere öten kuşların sesini işitmediniz, işitemediniz?

Ne zamandır, farkında değilsiniz bir ırmağın şırıltısının?

Artık her yerde açtığı için mi görünmüyor, kokusu olmasa da güller? Evlerinizi yapma çiçekler süslerlerken, bir yaprağı kurumuş olduğu için mi fark etmediniz yol kenarındaki yaban çiçeklerini?

Kayda alınmış sesleri huşu içinde dinlerken, sadece “o sesi” kafeslere hapsettiğiniz muhabbet kuşlarından dinlemek için mi satın aldınız onları ve yemlerini…

Sahi o kuşların ötüşünü tabii ortamda duymadınız mı hiç?

Bir ressamın hayalini bir tabloya çizmesi neticesinde vücuda gelen eser aslının yerini tutar mı sizce? Yakınınızda bulunan denizin, sahili okşar gibi kıvrımlarını bir videoda mı seyretmek daha çok haz veriyor size?

Bütün bunlar, yani yanınızda olup bitenler gözünüze görünmüyor da neden suretleri ile vakit kaybediyorsunuz?

Hâlbuki yanında olmadan da görünebiliyor, duyulabiliyor, kokusu alınabiliyor çok şeyin…

Metrenin mesafeleri ölçtüğü yeryüzünde, gönlün ölçü birimi olmadığını biliyor musunuz? Mesela çook uzaklardaki bir şeyleri; yanında hissedenler nasıl olabiliyor?

Mesafeler niçin fark etmiyor?

Üşümüş parmaklarını ovuşturan bir çocuğun yanından kaç kere geçtiniz ömrünüzde kim bilir. Aynı çocuğun sahipsiz halinin fotoğrafını duvara astığınızda kimin acıma hislerini test ediyorsun?

Suyu azalmış olsa dahi vazodaki çiçeklerin kendisiyle; yağlı boya tablosu arasındaki farkı kaç kişi kavrayabiliyor? Ara sıra sildiğiniz plastik çiçeklerin de tablosu yapılıyor mu?

Sen uzaktasın…
Metreler öyle ölçüyor.
Sen uzaktasın…
Meridyenler öyle söylüyor.
Sen uzaktasın…
Güneş önce veya sonra senin üzerine doğuyor.
Sen göz mesafesinin uzağındasın…
Kol mesafesinin uzağında…
Sesin havadaki yayılma hızı ne olursa olsun uzaktaki nidaların duyulamayacağı yerde…
Ancak…
Bir oda içindeki eşya kadar yakın, bir o kadar varlığın hissedilensin…
Ne farkına varılamayan yaban çiçekleri, ne hissedilemeyen sabah yeli, ne duyulamayan kuş sesleri, ne dereler, ne otlar…
Ne üşüyen çocuk, ne masa üstünde kurumaya yüz tutmuş çiçekler, ne hiç solmayacak ve kokmayan yapma çiçekler…
Bütün bu yakınlardan daha yakınsın…
Varlığının bilinmesi, uzaklığına mani değil…
Sen her şeye rağmen yakınımdasın…
Sizin de yakınınızda mı?
Sizin de…
“de”… Ne çok şey anlatıyor değil mi?
Evet, bence “de”…

Okunma Sayısı: 92
Kategori: Zeki ORDU

Yazarın Diğer Yazıları

Zeytinin Çekirdeği

Ne zaman zeytin yemeye kalksam önce babamın babası olan rahmetli dedemi, sonra da değerli meslektaşım...

Taşova’dan Taşan Gönüller

Taşova Gazetesine 8 Aralık 2020 Salı günü yazdığım “Taşova Özlenir mi” başlıklı yazıma Taşovalılar umduğumdan...

Cihanda Bir Sıhhatli Bir Nefes

Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi...

Alpaslan’a Yolum Düştü…

Bazı yerler vardır ki sen araştırmasan bile o bir şeyler söyler. Derler ya bir duruş,...

Gezici Kütüpane

Çocukluk ve gençlik yıllarım bir Karadeniz sahil kesiminde geçti. Yeni okulumuz iki köyün birleştiği yerdeydi....