Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Yahşi Azerbaycan!

BU GÜN PAZARTESİ
Yakup HALICI

03 Ekim 2011 00:00

1 Yorum

1991 yılında diğer Sovyet bloğu ülkelerle birlikte Azerbaycan’da bloktan ayrıldı. Bağımsızlığını ilan ederek özgür Azerbaycan’ın temelleri atılmış oldu.

Ne var ki, yıllarca diğer blok ülkeleri gibi iç çalkantıların yanı sıra Ermenistan’la savaşmak zorunda kaldı. Dağlık Karabağ’la birlikte topraklarının beşte biri Ermenistan’ın işgaline uğradı.
Azerbaycan bağımsızlığına kavuşunca iktidarda olan Muttalipov Rusya’ya kaçtı. Yerine Ebulfez Elçibey cumhurbaşkanı seçildi.

Elçibey o günün Azerbaycan muhalefetinin lideriydi. Doğal olarak o güne kadar hem fikri hem de kadro olarak gruplar arasında uyum yoktu. Kaldı ki zaten Azerbaycan KGB’sinin başı olan Haydar Aliyev bin dokuz yüz yetmişli yılların başından beri kendi kadrosunu kurmuş ve onun tecrübeli ekipleri Azerbaycan’ı uzun yıllardır idare ediyorlardı. Aliyev Gorbaçaov Sovyetler Birliği politbürosu genel sekreteri seçildiğinde onun politbürosuna katılmasına rağmen; Azerbaycan da onun tecrübeli kadrosu hala iş başında idi.
O yıllarda (1992 yılında) Azerbaycan’a gittiğim de ülkede kargaşa vardı ve bu biraz dikkatli olanlar için açıkça görülebiliyordu. Yeni gelenler eski tecrübeli kadroları dağıttıkları gibi kendileri genç ve devlet idaresi tecrübesinden yoksundular. Bununla birlikte gruplaşmalar ve (Türkiye dâhil) güçlü ülkelerin gizli mücadeleleri ülkeyi daha da karmaşık hale getiriyordu.

Sonun da Elçibey bu işin böyle gitmeyeceğini anladı. Cumhurbaşkanlığından Haydar Aliyev lehine çekildi. Haydar Aliyev iş başına geldiğinde önce ülke içinde otoriteyi sağladı, sonra ülkeler arasında dengeyi kurdu.
İlk önceleri Elçibey vasıtası ile tamamen Türkiye lehine gelişen denge (Latin alfabesine geçiş, Türk şehitliği ve Şehitlik Camii o yıllarda yapıldı) Aliyevle birlikte (her ne kadar bir millet iki devlet dese bile) çok yönlü politikalar izlemeye başladı. Ama yine de Azerbaycan’nın ordu dâhil yeniden yapılanmasında Türkiye önemli rol alıyordu. Nitekim bu arada Rusya’ya karşı daha dikkatli davranıyordu. Azerbaycan’ın bağımsızlığını kazanmasından Haydar Aliyev’in ölümüne kadar Türkiye yine Azerbaycan için birinci öncelikli devletti.

Haydar Aliyev’in ölümünden ve Bakü, Tiflis Ceyhan boru hattının geçirilmesinden sonra oğul İlhan Aliyev Türkiye ile gittikçe mesafeyi açtı. Bunun baş nedeni Türkiye’nin Ermenistan’la yakınlaşması gibi görünse de; bunda bence gücünü yeniden kazanmaya başlayan Rusya’nın Azerbaycan’daki diasporasının etkinliği büyüktür. Şöyle denilebilir, Azerbaycan’daki Rusların sayısı ne kadar ki etkin olsunlar. Ben Rusları kastetmiyorum zaten, Rus kültürü ile yetişmiş, onlar tarafından palazlandırılıp mevkii, makam elde etmiş Azerilerden bahsediyorum. Çünkü iş başında hala onlar var.

Nitekim geçen yıl gittiğim de bütün iletişim araçlarının Rusya’ya bağımlı hale getirildiğini, Rusça eğitim veren okulların hızla arttığını ve okullarda sadece Rusça eğitim veren sınıfların en az Azeri Türkçesi ile eğitim veren sınıflar kadar olduğunu gördüm. Ve bildiğimiz gibi Şehitlik Camii ibadete kapatıldı. Ülke genelinde belli yerlerde asılı Türk bayrakları (Bursa’daki Ermanistan maçı bahane) kaldırıldı. Yani Bakü de şimdi Türkiye ve Rusya etkisi at başı gitmekte.
Şimdi;
Oğul İlhan Aliyev, baba Haydar Aliyev’in kadrolarına sırtını dayayarak bir yandan Rusya ile diğer yandan İsrail ile ilişkilerini geliştirerek Azerbaycan da kendi kast’ını kurdu. Petrol gelirlerini istediği gibi kullanarak gücüne güç, zenginliğine zenginlik katmakta… Ve ülkede Sovyetler Birliğinden kalma korku, tedirginlik, yılgınlık aynen devam etmekte… Bunu Bakü’de fazla değil üç gün kaldığınız da hissedersiniz.

Ülke gelirleri lüks inşaatlara, şehirlerde(özellikle Bakü’de) cadde, bina ve park süsleme ve düzenlemelerine girmekte… Bakü’de göze görünen yerler lüks bir şekilde düzenlenmekte, ama o caddelerin hemen arkalarındaki caddelerdeki çöpler dahi kaldırılmamakta. Şunu açıkça belirtmek gerekirse, 1993’ler de ülkelerinin kargaşaya sürüklenmesini önleyen Aliyevler ve kadrosu güttükleri aç gözlü siyasetle ülkeyi bu sefer kendileri kargaşaya sürüklemekteler.

Dağlık Karabağ meselesi tıpkı bizim PKK meselemiz de olduğu gibi çözümsüz bırakılarak bundan nemalanılmakta… Her muhalefet girişimi Ermenistan’la bağlantı kurulmakta, muhalifleri de Ermeni işbirlikçisi hainler olarak kamuoyuna sunulmakta…
Nitekim aynı politikayı mevcut Ermeni iktidarı da güttüğü için aslında bir anlamda işbirliği içersindeler.
Bugünler de basında Azerbaycan ve Aliyev iktidarı aleyhine yazılar çıkmaya başladı. Anlaşılan o ki, Suriye’den sonra sıra Azerbaycan’a gelecek. Lakin işi zorlaştıran iki konu var. Birincisi halkın ilhan Aliyev’in Dağlık Karabağ politikasının çözümsüzlük üzerine kurulu olduğuna inanması. İkincisi ise Rusya ve İsrail faktörleri…
Aslında bir üçüncüsü daha var; O da Azerbaycan’la beraber Ermenistan’da da değişim rüzgârlarının esmesi. Zira Dağlık Karabağ meselesi ve bölgenin yeniden düzenlenmesi için bu gerekli. Ayrıca İran’ın kuzeyden sarılması da çabası… Bugün ne çok komplo teorisi ürettim değil mi?

Okunma Sayısı: 101
Kategori: Yakup HALICI

Yazarın Diğer Yazıları

Corona’nın Gözünü İbn-i Sina mı Yoksa Behçet mi Şişirdi?

Alman Şansölyesi Merkel; “ Bulaştırma oranı 1.1 olursa Ekim ayında, 1.2 olursa Temmuz’da, ama eğer...

“Reyiz” Olmak Kolay Değil…

Rahmetli anam benim din hocası olmamı isterdi. Anam rahmetli… Vefat edene kadar hep öbür dünyanın...

Virüsün Şimdiki Adı”Korona”

Evin hanımı, kocası daire kapısından adımını dışarı atarken mutfaktan seslendi; “Kolonya almayı sakın unutma… Maskenin...

“REYİZ” Olmak Kolay Değil

Rahmetli anam benim din hocası olmamı isterdi. Anam rahmetli… Vefat edene kadar hep öbür dünyanın...

Haftanın Menüsü “Böcelü Pancar”

Rahmetli Anam, Böcelü pancarı çok iyi yapardı. Belki de ben ilk onun elinden yediğim içindir....

Yazıya Yapılan Yorumlar

  1. yavuz dedi ki:

    Abd’nin Türkiye eski büyükelçisi geçenlerde Türkiye’deki bir konferansta sırasının Kafkas baharı’na gelebileceğini söylemişti. Ama sanırım daha zor geçecek. Çünkü özellikle Rusya burada çok zorlayacak