Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Verimli Topraklar Kimlere Satiliyor


10 Ocak 2012 00:01

Yorum Yapılmamış

Hükümetler Kyoto protokolü gereği 2020’ler için temiz enerjiyi devreye sokarak, salınımı azaltma veya sınırlama yük ümlülüklerini deklere etmişlerdir. Örneğin Avrupa Birliği %20 – %30, Avustralya %15 – %25’e, ABD %17, Türkiye %11’lik salım azatlım taahhüdünde bulunmuştur. Bu hedeflere ulaşmak için farklı teşvikler ve destekler ortaya koymuşlardır. Hememn hemen bütün ülkeler CO

Kentsel yaşam alt yapısının, endüstriyel yatırımların tarım arazilerinden sürekli bir şeyler koparttıkları zaten neredeyse kanıtsanmış bir olgudur. Bir diğer ifade ile tarım toprakları sürekli azalmaktadır. Bir de buna kendi içinde kaymalar, örneğin buğday ekim alanlarından mısır, soya gibi yeşil enerji bitkilerine yönlenmeler eklendiğinde ve bu plansız bir şekilde uygulandığında gıda krizlerine sebep olunmaz mı? İşte Afrika’daki açlığın kuraklık dışında diğer bir nedeni olarak, büyük şirketlerin biyoyakıt üretim amaçlı arazilere el atmaları gösterilmektedir. Bu görüş Somali’deki gıda krizi gerçeğinde bir yerli ziraat mühendisince de doğrulanmıştır. Gerçekten de Afrika arazi el değişiminde önde gelmektedir. Doğrulanmış 71 milyon hektar el değiştirmiş arazinin 28,8 milyon hektarı Afrika’dadır (Grafik2). Bu arazilerin 18,8 milyon hektarının biyoyakıtlara ayrılmış olması hemen şu soruyu akla getiriyor: “Verimli topraklar biyoyakıt şirketlerinin eline mi geçiyor?” Gerçekten de Afrika’da ekilebilir arazilerin % 66’sı biyoyakıtlara, sadece % 15’i gıda ürünlerine ayrılmıştır. Asya’da gıda dışı üretime yönelen arazi miktarı 43 milyon hektarı bulmuştur. Bazı görüşler biyoyakıt üreticilerinin tropik ormanların talanına neden olduklarını ileri sürmektedir.

2 emisyonuna olumlu katkıları nedeniyle biyoyakıtlara yönelmişlerdir. Nitekim AB 2010 yılında kara nakil araçlarında kullanılan yakıtın %5,75'i biyo yani yeşil yakıttır. ABD de ise 2006 yılında 19 milyon m3 olan etanol kullanımını 2017 yılında 132 milyon m3’e çıkartılmayı hedeflemektedirler. Fakat biyoyakıtların gıda kaynaklarında azalmaya ve dolayısıyle gıda fiyatlarında artış sorumlusu olarak kabul edildiğinden, 2011 yılında G20’ler biyoyakıtların alg, orman ürünü gibi gıda dışı kaynaklara kaydırılma kararı almıştır (http://yariningidasorunlari.blogspot.com).

Bu durumda küresel ısınmaya karşı biyoyakıt üretimi ile gıda maddeleri üretimi adeta karşı karşıya bırakılıyor. Ne varki bu kar amaçlı ve destekli uluslar arası şirketlerle kendi gıdasını üretmek zorunda olan genelde gelişmekte olan ülkeler savaşına dönüştürülmemelidir. Olayı yalnız G20’lerin insafına bırakmamak gerek. Özellikle sivil toplum örgütleri ve uluslar arası kuruluşların bu konuda farkındalık yaratma ve bilinçlendirme eylemlerine derhal başlaması gerek. Araştırma kuruluşlarının vakit kaybetmeden biyoyakıt olarak kullanımı için alg, orman ürünü gibi

gelecek vadeden gıda dışı kaynaklara odaklanmalıdır. Tarımsal araziler gerçekten yalnız tarımsal ürünlerin üretme ayrılmalıdır…

  

Okunma Sayısı: 77
Etiketler:

Yazarın Diğer Yazıları

Dünyada Çiftçi İntiharlarının Nedeni Teknoloji mi?

Teknoloji ile geliştirilen robotların, yapay zekânın, tarımda insan gücünü en aza indireceği beklenmektedir. AB’de de...

Corona-19 ve Bitki Bazlı Et-Süt Pazarı

Toplumların refah düzeyi artarken (önümüzdeki on yılda bir milyar tüketici orta sınıfa geçiş yapacak!), daha...

Tarımda Blockchain Kullanımı Başladı

Blockchain teknolojisini ilk aşamada bir aplikasyon-uygulama olarak kabullenelim. Yani bir bilgisayar yazılım ürünü. Söz konusu...

Tarım ve Gıdada Coğrafi İşaretler Öne Çıkıyor

“Finike portakalı,” “Çorum leblebisi” gibi yöresel ifadeler hep duyulmaktayken son günlerde sıkça kullanılır oldu. Bunun...

Kimya Nobel Ödüllülerinin Bulgu Sonuçları Çoktan Market Raflarına Ulaştı

Nobel Komitesi, 2020 Nobel Kimya Ödülünü, gen düzenleme tekniklerini geliştiren mikrobiyolog Emmanuelle Charpentier ve biyokimyacı...