Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Türkiye 2010’da Afrika’da Olmalı!


31 Mart 2009 00:00

Yorum Yapılmamış

Cumartesi gecesi 23.00 sularında Barnebau’da Türk Milli Futbol takımı Türk futbol tarihinin en büyük maçlarından birine çıktı. Büyük ölçüde seçimin gölgesinde kalan maçtan 1-0 yenik ayrıldık. Bu maçta her ne kadar seçim gölgesi görülse de Çarşamba günü Ali Sami Yen’deki maçta bu sefer tüm gözler milli takımımıza çevrilecek. Ve inşallah takımımız bu maçtan alnının akıyla çıkarak Afrika’da, siyahi renkli çocukların ülkesinde olacak.

Cumartesi gecesi maçta hayatı futbol olan kesim yine maça çevirmişti gözünü, maçın üzerine düşen seçim gölgesine aldırmadan. Türkiye dışında da gözler zaten bu maçtaydı. Gecenin maçını stattaki 90.000 futbol seyircisi dışında dünya da izliyordu. Merak vardı çünkü Euro 2008 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda bu iki takım karşı karşıya gelememişti. Türkiye bu maçta İspanya’yı eğer yenseydi Türkiye’ye turnuvanın ‘gerçek şampiyon’u gözüyle bakılacaktı ki son Avrupa Şampiyonu buna izin vermedi. Türkiye finale çıksaydı eğer ikincilik madalyasını boynuna geçirecekti, bunu gayet net gözler önüne serdi.

Şüphesiz İspanya son yıllarda milli takımlar bazında kulüp takımlarının aksine son zamanların yükselen futbol trendi. İspanya’da milli takım yükselişe geçip kulüp takımları düşerken İngiltere de bu durumun tam zıddını yaşıyor. Bu araya sıkıştırılmış klasör misali bir bilgiydi sadece. Üzerinde durmaya fazla gerek yok.

Cumartesi geceki maçın içine bakacak olursak, teknik-taktik analiz bağlamında maçın başında kaçan net iki fırsat 60. dakikada golü yiyince bize ah vahlar çektirmeye başladı. Böyle büyük maçlarda bu golleri atacaksın, herkesin söylediğini ben de söyleyeyim, çünkü doğru budur. Türklerin ilk yarım saatteki amansızlıkları, 30.-60. dakikalar arası sükunete, son çeyrekte ise sükut-u hayale dönüştü. Demek ki 90 dakika boyunca amansız olunmuyormuş. Maçın sonunda yorum bazında neredeyse tüm cemiyet-ül şahanenin maçın başlangıcındaki pozisyonlara takılması aklıma şunu da getirmedi değil: Türkiye o gollerden birini ya da ikisini farketmez atsaydı eğer biz İspanya’dan belki de tarihi farkla, tarihimizde yemediğimiz golü kalemizde görüp dönebilirdik diye. Çünkü Boğa bu, kızdı mı seni beni tanımaz.

Şimdi Çarşamba gecesini heyecanla bekleyeceğiz ve o gece heyecanımız da tavan yapacak. Heyecanın sebebi de eğer o maçı yitirirsek Dünya Kupası umudumuzun kuvvetle muhtemel tükenecek olması. Beraberlik dahi bizi çok zorlayacağından dolayı mutlak parolamız galibiyet olacak. İspanya beraberliğe oynayacak. Tüm planlarımızı galibiyet üzerine kurmalıyız ve o biçim futbol oynamalıyız ki ‘galiptir bu yolda mağlup’ diyebilelim en azından. Çağdaş futbolun tüm özelliklerini sahaya yansıtalım -inşallah kazanacağız ama kazanamasak bile- en azından pozitif futbol oynayıp seyre doyumsuz bir maç izletelim tüm akvam-ı beşere.

Bu sefer Türkiye diyelim! Bu sefer biz kazanalım. Amansız futbolcularımıza Çarşamba gecesi Ali Sami Yen’de amansız Türk taraftarı da eklenince yürüyecektir Türkiye! Yürüsün de Afrika’daki, Güney Afrika’daki Semih’ler, Arda’lar-Ardila’lar, Nihat’lar, Hamit’ler bizi bekliyor, sizi bekliyor! Euro 2008’de Türkiye’nin turnuvaya nasıl renk kattığını, nasıl turnuvanın rengi olduğunu, kırmızıyı turnuvanın dahiline nasıl enjekte ettiğini gördük. Kırmızının turnuvanın rengi olduğunu gördük, ötesi yok. Dünya Kupası daha güzeldir, daha renklidir. O şampiyonada Suudi Arabistan, İran da vardır. Brezilya, Arjantin, Uruguay da, İspanya Almanya da vardır. Euro 2008’in aksine kimi zaman çok kolay, garanti maçların vardır kimi zaman daha zor. Kolay takım Dünya Kupası’nda daha çok var eyvallah ama zorluk artık Dünya Kupası’yla neredeyse eşdeğer derecede. Türkiye’m! Senden çok şey istemiyoruz, yaparsan eyvallah. Ama bana gruptaki üç maçta yeter. Çünkü ilk olarak bu turnuvalarda sürekliliği elde etmeliyiz.

Ben bu konuda daha çok konuşurum ama burada kesmek istiyorum. Devamlılık için, alışkanlık için Afrika şart! Burası atlatılırsa süreklilik kazanılacaktır. Türkiye 2010’da olmazsa işler iyice zorlaşabilir. Bu arada Çarşamba gecesi yenersek İspanya’yı eğer ve elemeler sonunda kalabilirsek turnuvaya, Türkiye Euro 2008’deki gibi oynarsa Türkiye-İspanya finalini 2010’da Afrika’daki maçta izleriz gibime geliyor.

Okunma Sayısı: 128
Kategori: Emre ÇAKIR
Etiketler: , ,

Yazarın Diğer Yazıları

Eurovision 2011 Hayal Kırıklığımız

Eurovision 2011 Hayal Kırıklığımız ve Yüksek Sadakat Başlıyoruz… Başlıyoruz çünkü söyleyecek sözümüz, edecek kelamımız var. Kaldığımız yerden...

Eurovision Temsilcimiz Yüksek Sadakat…

2011 yılına da girdik sevgili okurlar! Hayırlı, uğurlu olsun… Yeni yıl, eski yıl, değerlendirme, kritik,...

Show Tv’yi Kurtarırsa Doktorlar mı Kurtarır ?

Zirvedeki iki kanaldan biridir, kim ne derse  desin, bu böyledir. Evet, üst satırda sözünü ettiğim...

İşte Bu Aşk-ı Memnu!

Aşk-ı Memnu dizisi 24 Haziran 2010 tarihinde sevenlerine veda etti bilmeme ihtimalinizin olmadığı gibi… Reyting rekoru...

2010 Dünya Kupası’nın En İyisi: Mesut Özil

Hasretle beklenen sevgili nihayetinde sevgililerine kavuştu… Futbol aşıklarının dört yıldır beklediği FIFA 2010 Dünya Kupası...