Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Tren Ölmeden Kaçmaz!


30 Ocak 2011 00:00

1 Yorum

Babaannem kırılan ön dişini ha bugün ölürüm, ha yarın diyerek on yıl yaptırmadan yaşadı. Yaptırsaydı on yıl kullanmış olacaktı…
Dedem okumasına izin vermediği için, annem ilkokuldan sonra okuyamamıştı. O gün bu gündür yakınıp durmakta…Arkadaşlarım şimdilerde otuzlarından, kırklarına geçmekteler ve her birinin “Bizden geçti artık!” diye bıraktıkları onca şey var ki arkalarında…

Bir şeyler yapmayı isteyen ama yapmakta geç kaldığını düşünen bir yığın insan var. Ömrünün bu güne kadarki kısmında bir fırsat bulup yapamamış veya fırsat bulmuş ama devam ettirememiş insanlar… Bundan sonraki ömürlerini de yapamadıklarına “ah” ederek kaderi veya insanları suçlayarak yakınarak geçirilecek bir ömrü tercih ediyorlar…

Yarısını hayalle, diğer yarısını da yaşanan pişmanlıkla, bazen de kendisine bazı şeyleri hak olarak görmeyen insanlar… Kendisine yaptıkları en ufak bir yatırımın boşa gideceğini düşünerek daha denemeden vazgeçenler. Herkesi suçlayarak rahatlamaya çalışanlar. Sonra da en çok kendilerine kızanlar…

“Benden geçti artık!” demek, işin en kolayıdır. Yakınarak yaşamak gayret ederek yaşamaktan daha kolaydır. Türk halkı olarak dramı severiz. Kendine acıyan, kaderin tokadını yediğini söyleyen insanlar, en azından bir acımayı ve ilgiyi hak ediyorlardır çoğu kere.

Tren ölmeden kaçmaz! Vakit dolmamışsa her zaman yeni bir başlangıç yapabilme ihtimali vardır. İstemeye devam ediyorsak ve bu istek durmaksızın içimizde yanmaya devam ediyorsa ulaşmak mümkündür çoğu kere.
İnsan kendinde var olan potansiyeli fark ettiğinde, her şey yokluktan varlığa geçer. İmkândan, ihtimalden mümküne dönüşür. Her şey, her zaman mümkündür.Bize düşen isteme duygusunu verene dönmek ve ondan istemektir yalnızca.

Öğrenmeyi istediğiniz bir dil için geç kalmış değilsinizdir. Sevmek için de sevilmek için de, yeniden bir işe girmek, bir yere taşınmak, zayıflamak ya da kilo almak için, üniversiteye kaydolmak ya da okuma-yazma öğrenmek için, affetmek veya af dilemek için, her şey için ölmeden önce vaktiniz vardır.

Buradaki esas nokta peşinden koşacağımız şeyin bizim gerçekliğimizdeki yerinin anlamıdır. Bunun kriteri de içimizden geçen olumlu bir şeyin -ısrarla- içimizden geçmeyi sürdürmesidir.

Yani bir şey ısrarla içimizden, aklımızdan geçiyorsa ne yaparsak yapalım o şeyi yok edemiyorsak demek ki yapmamız gereken bir şeydir o. Geleceğin üzerimizdeki gölgesidir.

Diyebilirsiniz ki bir sürü negatif düşünce geçiyor zihnimizden, kalbimizden. Ne yani, şimdi onlar da mı yapmamız gereken şeyleri gösteriyorlar? Elbette ki değil onlar kaçmamız gerekenler…

Yapmamız gerekenler içimizdeki ukdeler… Kaçırdığımızı düşünerek vazgeçtiğimiz her şey.

Ne olursa olsun, geriye dönüp baktığımızda “Bizden geçti artık!” cümlesi kadar boş bir düşünce yoktur aslında.

Hala tren istasyonundaysak ve hala bir trene binme arzumuz varsa, o trene binmeliyiz. Her halükarda zaman geçmekte. Binsek de, binmesek de
ömrümüz varsa binmiş olmayı seçerdik.

Umut ettiğimiz sürece yaşama şevkimiz kaybolmayacak ve nefes alıyorsak hala yapabiliriz. Kendisindeki okuma şevkine kızan hayattan yılmış insanlar kırkından sonra okumak isteyen birisine ne olacak ki 40 yaşında 8 yıllık tıp fakültesini kazandığında “Bitirince 48 yaşında olacaksın.” demişler. Adam da “Tıp okumasam da 8 yıl sonra 48 yaşında olacağım!” demiş.Güzel söylemiş aslında…

Yapabilir oluşumuz, doğru-yanlış, iyi-kötü her şeyin denenmesi anlamında değildir kuşkusuz. Söylemeye çalıştığım iyi olan, bizi geliştirmeye açık olan, yaşamdan memnuniyetimizi arttıracak yaratıcımızın tanınmasına hizmet edecek olanları kastediyorum.

Ömür bitmeden, tren gitmeden, güneş bizim için sönmeden önce yapılacak her şey bizi daha da büyütecektir ve de mümkündür.Dünyaya madem ki getirildik ve durmaksızın götürülüyoruz bizden amaçlanan şeye ulaşmak adına gösterilen gayretlerin tümü anlamlı. Sizce de öyle değil mi?

Okunma Sayısı: 82
Kategori: Nazlı ÖZBURUN
Etiketler:

Yazarın Diğer Yazıları

Dokunduğun Ruhları Harabeye Çeviriyorsun

Kendi içinde sorgulamasını tamamlayamamış insan, ne istediğini bilemeyen insandır. Kendi içine bakamamış, kendi yaralarıyla yüzleşememiş...

Boşanmak Asla Kolay Olmadı…

’ Kolay olmayacak elbet üzüleceğim Mutlaka bir iz bırakacak Belki de çocuk gibi sana küseceğim...

Güvenli izolasyon

Son yasa gereği binaların dış cephesini kaplayarak ısı yalıtımı ile daha iyi ısınmak ve ekonomik...

Farkederek Yaşama Becerisi

8 Nisan 2007’de bir adam, Washington metro istasyonunda, kemanıyla 45 dakika boyunca altı adet Bach...

İlişkilerin Doğası

Gündem bu kadar yoğunken, herkes her şey için yazıyor, çiziyor, okuyor, konuşuyor ve tartışıyorken,...

Yazıya Yapılan Yorumlar

  1. Adnan Şahin dedi ki:

    ‘Bir yaşıma daha girdim’dediğimiz anlar olmuştur hayatımızda..Ben bunu bilmem kaçıncı kez yeniden söyledim bug]n bu portala girdiğimde.. ve her nedense onca yazar arasından sizi seçip yazınızı okuduğumda.. önce portal hakkındaki hayretimi belirteyim.. ben hemen ha, deyince nerede ne var, nerde ne oluyor bakıp bulabilen hızlı bir internet tarayıcısı değilim.. Ama akranlarıma göre süper sayılırım!..uzatmayayım bu siteye giripte bu kadar yazarı bir arada bulunca -hem de geçmişte yazdıkları tüm yazıları ile birlikte-, ne yalan söyleyeyin neden böyle bir yerden şimdiye dek haberdar olmadığım için biraz kendi kendime hayıflandım.. sonra heyecanla yazarların isimlerini şöyle bir taradım.. ama maalesef bildik bir isme raslayamadım..ne kadar cahil olduğumu varın siz hesap edin.. kendime bir kez daha kızıp sarı kart gösterdim… sonra bir yazarın bir yazısını okuyarak site hakkında bir fikir oluşturmaya karar verdim..kimi okuyayım, kimi okuyayım diyerek, resimleri taramaya başladım..sonra bir şey tanıdık geldi.. başörtülü bir bayan.. ne işi var bu kadar yabancı erkeğin içinde gibi garip düşünceyle dur bir bakalım deyip başladım sizin yazınızı okumaya.. çok şanslısınız!.. benim gibi ünik, dünyada bir eşi benzeri daha bulunmayan biri yazınızı okuyup üstelik bir de yorum yazdığı için.. dahası tam da yazınızı doğrular nitelikte bir yaşam sürdüğüm için.56 yaşında hayatta gördüğü tahsil ilkokul olan ve onu da torpille bitirebilmiş biri ile tanışıyorsunuz..20 yıl öce malülen emekli olduktan sonra elimi ılıktan soğuğa vurmaya bilir çok insanı kıskandırabilirdim.. Ama yapmadım.. Beni yakından tanıyanlar on parmağımda yirmi marifetin olduğunu söylerler.. ünik oluşun bundan değil elbette!.. her insan üniktir bilirsiniz..argo tabirle kafama ne estiyse yapa geldim yapa gitmekteyim..Müzik, resim, vidyo,yazı yazmak.. çok sevdiğim şeyler.. geçenlerde biri bana bir dergiyi hangi programla çıkarabileceğimi öğretti.. InDesign’mış çocuklar gibi sevindim. yıllar önce elime geçirdiğim bir ney’den üfleyuerek ses çıkarabilmeyi öğrenmek amacıyla yüz kilometre uzakta bir hocaya gitmiştim.. şimdilerde bir türk sanat müziği korosuna katılmak için her hafta yüz kilometre yol kat ediyorum.. evet gerçekten aferin bana.. bunları köylülerime anlatsam beni defe koyup oynatırlar..şimdi hayellerimin sıralamasına göre bir kısa filim yapma emelim var önümde..sosyal içerikli bir şey.. bir senaryo lazım.. kim bilir belki siz bu konuda bana yardımcı olabilirsiniz..!hani derle ya! yazana değil yazdıra bak..çekim, montaj dublaj vs. hepsini yapıyorum..
    Aman Allah’ın ne kadar çenem düştü.. bunlar insanın ilk merhaba dediği kimseye yazacağı şeyler mi? ee, ne yaparsın, yazmayı seviyorum işte.. Ama aslında kısaca şunu söylemeye çalıştım, yazınızı çok beğendim ve biraz da üzerime alındım pozitif anlamda.. o nedenle biraz vaktinizi aldım ama, sizde benim az vaktimi almadınız hani..ben hakkımı helal ediyorum siz de ediniz lütfen..
    selam olsun..
    Adnan Şahin
    Hollanda