Bir yaşam gerçeği önünüzde.
Kendinizi test edin.
*
27 yaşındasınız.
Hayalleriniz büyük, umutlarınız fazla.
Ama işiniz yok.

Güzel maaşlı iş, anlayışla bir eş, sıcak yuva ve sırayla üçü bulacak çocuk özlemi içinizde.
Bir gün olacak. Ancak nasıl?
*
Canınız sıkılıyor.
İzmir’de aynı insanları görmekten, aynı sorularla karşılaşmaktan bunalmışsınız.
Bir hava değişimi gerekli.
Hem kafanız dinlenir, hem moral düzelir.
Kayseri’ye ablanızın yanına gidiyorsunuz.
Kocasinan ilçesinde oturuyor, en fazla 2-3 gün kalınır, sonra dönülür.
Orada ne yapılacak ki?
*
İlk gün çevre değişik geliyor.
Ev bütçesinden ayırdığınız iki onluk cebinizde.
“ Buraya kadar gelmişken şansımı deneyim” içgüdüsüyle büfeden Süper Loto oynuyorsunuz.
İkramiyesi birikmiş, herkes kuyrukta.
“İnşallah” diyerek cebinize koyuyorsunuz.
Orada dönüşe kadar kalıyor.
Zaten cepte başka bir şey yok.
*
Yeniden İzmir’e geldiniz.
Anneniz sizi karşılıyor. Hal, havadis soruyor.
Kısa cümlelerle anlatıp, pantolon- gömleği değiştirip dışarı çıkıyorsunuz.
Yine içinizde daraltı, sıkıntı.
Belki bir iş umuduyla dolaşıyor, cebinizdeki bileti unutuyorsunuz.
*
Anne evi topluyor, oğlanın yol kirlisi elbiselerini makineye atıyor.
Cebine hiç bakmadan.
Niye baksın, biliyor ki hep boş.
Yıkıyor, kurutmak için asıyor.
*
Ertesi gün memleket çalkalanıyor.
Loto’nun rekor ikramiyesi bir kişiye çıkmış.
21 milyon 763 bin liranın sahibi olacak.
Herkes konuşuyor:
“Kayseri’deymiş, ama kimde?”
Kendinizi hiç düşünmüyorsunuz.
Hangi kuş kafaya konacak, neyin bahtı yüzümüze gülecek?
*
TV’lerde hep meçhul şanslıdan söz ediliyor.
Bir ara aklınıza takılıyor.
Kayseri, Kocasinan, süper loto, acaba?
– Anneeee, öbür pantolonum nerede?
– Yıkandı, ütülendi, yatağının ucunda.
Apar topar, koşturarak ceplerine bakıyorsunuz.
Lime lime, pamuklanmış bir kâğıt parçası.
Numaralar yarı silik, yarı okunur vaziyette.
İkramiyenin numarasına bakıyorsunuz, hepsi benzer.
Hissediyorsunuz ki, rekor ikramiye size çıkmış.
*
Çığlıkla sevinemiyorsun.
Çevre kararıyor, için yanıyor.
Talih ve talihsizlik önünde.
Hayal, umut, servet hem elinde hem çok uzakta.
*
Bundan sonrası hukuk meselesi.
*
Şimdi söyleyin.
Pantolonu ütüleyen anneye tutumunuz ne olurdu?
Bağırır, çağırır, sinirinizi kusar mıydınız?
Onunla oturup ağlar mıydınız?
Yoksa üzülmesin diye “ Boş ver anacım” olgunluğuyla yanağından öperdiniz?
*
Vereceğiniz yanıt…
Kişiliğinizin etiketidir.
Sevginizin ve fiyatınızın!
*******************









