Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Söz Bitti, Gözyaşı da Kifayetsiz


09 Şubat 2017 00:03

Yorum Yapılmamış

Önceki gece sosyal medyadaki bir grupta iki paylaşım yapıldı. İlki şöyle:, Türk mimarisi 3 döneme ayrılır:

  • Selçuklu mimarisi
  • Osmanlı mimarisi
  • TOKİ

Bu paylaşımın ardından ‘Ayder Yaylası‘ ile ilgili haber geldi.

Haberin başlığı şöyle: “Acı kaybımız, Ayder Yaylası imara açılıyor

Gelin önce haberde geçen detaylara bakalım, sonra da birkaç cümle ederiz.

TOKİ; Rize’nin Çamlıhemşin ilçesindeki eşsiz tabiat güzelliğine sahip Ayder Yaylası’nda “kentsel dönüşüm ve gelişim projesi” başlatmış.

Bu kapsamda, danışmanlık hizmeti ihalesine çıkmış.

Ayder Yaylası, 1987’de Turizm Merkezi, 1994’te Milli Park, 1998’de ise Doğal sit alanı ilan edilmiş.

Bakanlar Kurulu’nun 2006’daki kararıyla da “Kültür ve Turizm Koruma Gelişim Bölgesi” ilan ettiği yayla, şimdi TOKİ eliyle tokibetona teslim edilecek.

Yaylanın 110 hektarlık alanı ‘kentsel dönüşüm ve gelişim projesi’ adı altında imara açılıp, ihalesi ise 16 Şubatta İstanbul’da yapılacakmış.

ihale

Yazık‘ demenin kifayetsizliğini biliyorum.

Acı‘ kelimesi derdimizi tarif edecek durumda değil.

Haberi duyduğum andan itibaren dokunsanız ağlayacak gibiyim. TOKİ’nin, müteahhitlerin, inşaat sektörünün, mimarların, bürokrasinin ve diğer sorumluların; şehirlere, tabiata, gelecek ve geleneğe reva gördükleri gücüme gidiyor.

Cumhurbaşkanına, Başbakana, Çevre ve Şehircilik Bakanına, Kültür ve Turizm Bakanına, Orman ve Su İşleri Bakanına, Tarım Bakanına, İçişleri Bakanına sesleniyor ve diyorum ki: Kim durduracak, TOKİ ve TOKİ zihniyetindeki inşaat sektörünü?

Sahi kim durduracak?

Yatay mimariden yana olmak yeterli mi, yoksa masaya yumruğu vurmak mı gerekir?

HER YERDE GÜNDEM TOKİ

Türkiye’nin çeşitli yerlerine gittiğimde gördüğüm şu: TOKİ; köylere, kasabalara bile, batının köleler için yaptığı toplu hapishane yapmakta beis görmemiş. Dağa taşa betonarme yığınlar yapıyor.

Büyün şikâyetlere rağmen daha önceki gün, İstanbul Fikirtepe’de bunların temel atma töreni vardı.

Kültür Bakanlığı 3-5 Mart 2017’de ‘3. Kültür Şurası’ düzenleyecek. Hazırlık toplantısına katılan misafirlerin birinci gündemi neydi biliyor musunuz? TOKİ, TOKİ, TOKİ…

Nereye gitseniz konu dönüp dolaşıp şehirlerin katledilmesi ve dolayısıyla TOKİ’ye geliyor.

Elbette Türkiye Cumhuriyeti’nin mimari geleneksizliğinin mucidi TOKİ değil. O son tüyü diken. Bu işin en büyük vebali Menderes’in. Sonra da çoğunluğu Karadenizli müteahhitlerin!

TOKİ zihniyetinin bu ülkeye yaptıkları yetmezmiş gibi, devlet ricali ziyaret ettiği ülkelere de TOKİ’yi taşımaya çalışıyor.

Geçtiğimiz aylarda TOKİ ile ilgili bir yazım dolayısıyla arayıp sitem edip, varlıklı kimseler için Ege sahillerinde yaptıkları denizde damla misali az sayıdaki “yatay” mimariyi örnek göstermişlerdi.

TOKİ’den tek istediğimiz şey: Şehirlerimizden, ovalarımızdan, köylerimizden, yaylalarımızdan, sahillerimizden elini çekmesi.

TOKİ ve TOKİ zihniyeti ile ev yapan Karadenizliler sizden ev falan istemiyoruz. Yeter artık! Şehirlerimizi heba etmeyin! Topraklarımızı, değerlerimizi, mahremiyetimizi tahrip etmeyin! Güneşimize, rüzgârımıza mâni olmayın!

Sizin ruhsuz, 10-15 yıl sonra kimsenin yüzüne bakmayacağı beton yığınlarınıza ihtiyacımız yok. Dedem Ertuğrul Gaziler ve onların ataları gibi çadırda yaşamaya razıyız.

Çekin elinizi ve gölgenizi üstümüzden.

Son söz olarak size hesabı hatırlatıyoruz. İki elimiz yakanızda olacak bilesiniz. Şahsi haklarımızı helal ederiz, ama şehirlerin, medeniyetin, geleceğin, geleneğin haklarını asla.

TEESSÜFLER YÖK HAZRETLERİ

Yükseköğretim Kurulu (YÖK), ‘Erasmus+ projesi TURQUAS’ adlı bir program başlatmış. Önce ‘Erasmus kim’ ona bakalım.

ayderyaylasiBatı, bir programına isim vermiş veya logo yapmış ise oraya vurulan damga her şartta kendi ifsad geleneği ve batıl inancının izlerini taşır.

Erasmus da bunlardan biridir. Bu sözde eğitim programı da Augustin tarikatının rahibi Rotterdamlı Erasmus’un adını taşıyor. Bu Erasmus ki, Şeytanın kalfası Pavlus’un uydurduğu Katolizmin felsefecisi.

Adamlar bizim gibi değiller. Geçmişlerinden asla kopmamışlar. Erasmus’un adına düzenledikleri devşirmecilik oyunu için onun adının ilk harflerinin açılımı olan bu ismi veriyorlar.

(European Region Action Scheme for the Mobility of University Students / Üniversite Öğrencilerinin Hareketliliği için Avrupa Topluluğu Eylem Programı).

Açtığı fakültelere uydurukça kelimelerle isimler verilmesinde beis görmeyen YÖK’ümüz, Erasmuscularla birlikte veya aynı gaye ile uzungoldüzenlediği programına ‘TURQUAS’ ismini vermiş.

Hatırlarsanız, Bitlis Milletvekili Vahit Kiler, İstanbul’da Pierre Loti Tepesi’nin adının değiştirilmesini teklif etmişti. Bu teklifte bir beis yoktu ama başka bir sıkıntı vardı. Kiler ailesi, Levent’te yaptığı Babil kulesinin adını “Sapphire” yapmıştı.

YÖK’ün yaptığı da bundan farklı değil. Bizim ‘turkuaz‘ kelimemiz, YÖK’ün elinde TURQUAS olmuş.

Ne demeli? Gerçekten aciz kalıyor insan.

Okunma Sayısı: 72
Kategori: Kemal ÖZER

Yazarın Diğer Yazıları

Ya Şimdi Yahut Bir Asır Daha Esarete Devam

Hilafet, Müslümanları Hz Peygamber (s.a.v.)’in sancağı altında toplama makamı. Onun varlığı Müslümanlar için umut, düşmanlarımız...

‘İlaç’ Savaş ve Suç Ürünüdür

Başlığımız bir ironi ihtiva etmez, aksine gerçeğin ta kendisidir. Şöyle ki, bugünkü ilaç endüstrisi yahut...

Kemalizm: Türkiye’nin Çıkmaz Sokağı

Mustafa Kemal’i ölüme götüren İnönü, 27 Mayısçılar, 12 Eylülcüler ve 28 Şubatçılar zulümlerini neye sığınarak...

Öldüren Işınlar

Bilim ve endüstri bizim neyimiz olur? Yahut şöyle soralım; bilim ve endüstri bizim dostumuz mu,...

İnsanlığı Virüsle Terbiye Yahut Virüslerle İnsanlık Arasında Harp

insanlık, mobil haberleşme teknolojisinin ilki olan 1G ile 1984’de tanışmıştı. Mâlum buradaki G ‘generation/nesil’ kelimesinin...