Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Sivas Davasına Bir de Bu Açıdan Baksak ( II )

SİSİFOS'UN KADERİ
Hüseyin ŞENGÜL

28 Mart 2012 00:01

Yorum Yapılmamış

SÜNNİ KARDEŞLERİM!
Sünni kardeşlerim, toplumdaki ezici çoğunluğunuzun güvenli sularında ve aidiyet duygusunun cazip atmosferinde kalarak Sivas yangını gerçeğinden kaçamazsınız!

Sünni kardeşlerim, bu konuda asıl görev size düşüyor.
Alevilerin korkularını aşabilmeleri size bağlı! Alevilerin korkusunun tarihsel dayanakları var. Bu öyle ciddi bir korku ki, Aleviler devletten korkmalarına rağmen yine de (Büyük bir yanılgı içerisinde olsalar da) orduyu bir güvence olarak görüyorlar. Çünkü toplumdan kaynaklı tehlike daha tekinsiz, daha başıboştur!
Alevileri Kemalizm’in bekçisi olarak suçlayan Sünni kardeşlerim, elinizi vicdanınıza koyun; Alevileri devletin kucağına süren sizler değil misiniz?
Sünni kardeşlerim, sizler Sivas’taki insan yakmanın ne anlama geldiğini kendinize ciddi olarak sormalı ve Alevilerin yaralarına bir parça olsun merhem sürmelisiniz.

Sünni kardeşlerim, Sivas yangının karşısına Başbağlar katliamını çıkarmayın. Bu olayı Sivas’ın muadili olarak görmeyin. Başbağlar’daki katliam, Sivas katliamını protesto etmenin bir engeli değildir ki; bu bahaneden vazgeçin.

Sünni kardeşlerim, Sivas’taki olaylarda orada biriken kitlenin yönlendirildiğini, birtakım gizli ve kirli ellerin olduğunu, asıl faillerin ortaya çıkarılmadığını, bu olaydan ceza alanların Sivas’taki gariban esnaftan insanlar olduğunu söylüyorsunuz, değil mi?
Sivas’ın adının katliamla anılmasını da istemiyorsunuz değil mi?
Peki, bunun için ne yaptınız?
1993’ten bu yana, bir kez dahi bunun bir cinayet, bir vahşet olduğunu, Müslüman ahlaka, edebe sığmadığını söyleyerek, bu olayı hiç kınadınız mı? Alevi kardeşlerinizin acısını paylaştınız mı?

Bu oyunun arka planını ortaya çıkarmak doğrultusunda hangi adımı attınız?
Sünni kardeşlerim, mademki bu olayda derin güçler var; o halde sizler neden bu derin güçlerin oyununa geldiğinizin özeleştirisini yaparak bu derin yapıların ifşasına yönelik adımlar atmıyorsunuz? Sizlerin mevcut tutumu, ister istemez nesnel olarak derin güçlerin yanında yer aldığınızı göstermiyor mu?

Acı olan şu ki, başka birçok alanda Kemalist devlete muhalif olan İslami kesim, Madımak yangının merkezinde olan aynı devlete başından beri yedeklenmiş durumda!
Neden?
Bir düşünün Sünni kardeşlerim, bir düşünün!

ALEVİ KADEŞLERİM!
Alevi kardeşlerim, sizler bu olayın salt Alevi-Sünni çatışması görüngüsüne saplanıp kalmayın. Bu görüngü, çoğu kez bir yanılsama doğurur ve insanı sonu gelmez kimlikçilik bataklığına sürükler.

Alevi kardeşlerim, Sivas olaylarını dönemin belediye başkanı ve mahkemede davalıların avukatları üzerinden AKP’ye monte etmeyin. Bu bakış hem çözüme hizmet etmez hem de asıl meselenin üzerini örtmeye yarar.

Alevi kardeşlerim, AKP’ye muhalif olabilirsiniz, ama bu olayın üzerinden AKP muhalifliği yapmak, bu acı olayı siyasetin kimlikler üzerinden bir aracı haline getirmek demektir ki, bundan yaralanmaya çalışanlar olacaktır. Hatırlayın dönemin Cumhurbaşkanı Demirel’in, Başbakanı Tansu Çiller’in tavırlarını. Ne korkunç, ne fütursuz açıklamalar yapmışlardı. Bütün bu olanlardan Sünniliğe muhalif bir siyaset değil, iktidarları hedef alan siyaset yapılmalıdır. Kaldı ki, Alevi kuruluşları, genel olarak bu doğru tavrı ortaya koydular.

Alevi kardeşlerim, sizlerde otelin önünde biriken büyük kalabalığın Sünni halktan oluşmasına ve bunların da olaylarda şu veya bu ölçüde yer almasına rağmen, devlet tarafından olaya gerekli müdahalelerin yapılmamasının altında, aynı zamanda başka bir oyun olduğunu da kabul ediyorsunuz değil mi?
Peki, bu insanları kimler, neden kullandı?

Sizler bu olayda derin devlete işaret ediyorsunuz ve doğru bir tespit yapıyorsunuz.
Peki derin devletle mücadeleyi Sünni halk olmadan yapmak mümkün mü?

Ya da daha yakıcı bir soru sorayım: Aleviler, güvencelerine ve özgürlüklerine ancak Sünnilerle ilişkilerinin olmadığı bir dünyada mı sahip olurlar? Aynı soruyu Sünnilere soruyorum: Alevilerin olmadığı bir dünyada mı daha mutlu ve özgür olursunuz?

Sorun kendinize, haydi sorun: Gerçekten bunları mı istiyorsunuz?
Peki, bu mümkün mü?
Ne korkunç ve ne saçma sorular değil mi?

Okunma Sayısı: 77

Yazarın Diğer Yazıları

Yedi Düvel Teraneleri

Eskiden yedi düvel olarak İngiltere, Fransa, Avusturya-Macaristan, İtalya, Almanya, Rusya devletleri kastedilirken, sonraları bütün dünya...

Anlamak mı Kutsamak mı?

Siyasetin, kültürün ve hatta toplumsal yaşamın Kemalizm ve İslam referanslı siyasetin arasına sıkışmışlığının yarattığı paradoks...

Şanslı kuşağız!

Çok farklı toplumsal yaşam biçimlerini bir arada yaşayan 78 kuşağı, diğer kuşakların ‘tek tipliliğine’ karşın,...

Telafisi Mümkün Olmayan İşler

Bir toplum sisteminde (veya devlet idaresinde) telafisi mümkün olmayan işlerin başında hangi idari birim gelir?...

Ülkücüler Kendinize Hiç Sordunuz mu?

Sizlere ideolojiden, politikadan, ülkedeki sistemden söz etmeyeceğim. Sizlere tarihten, sloganlardan, siyasi kimliğinizin oluşması koşullarından da...