Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Sırf Bunun İçin Bile Değişikliğe “Hayır” Denilir


24 Ocak 2017 00:02

Yorum Yapılmamış

Anayasa değişiklik paketi Atatürk anayasalarına geri dönmekmiş…

Hayat babalanma ile devam etseydi, en çok zart zurt yapanlar başarılı olurdu.
Ne yazık ki, zamanın ruhuna uygun yönetim modeli kuranlar, evrensel bir hukuk sistemine bağlı olanlar başarılı oluyor.
Zart zurtla ülke yönetenler ise kocaman başarısızlıkla tarih sahnesinden çekiliyorlar. Çekilirken de ülkesine ve milletine büyük bedeller ödetiyorlar.
Dünya öylesine iç içe ki, siz ne yaparsanız yapın sonuçta ailesi bulunduğunuz birlikler sizin dışınızda karar verici, belirleyici oluveriyor. 

Avrupa Parlamentosu dün yapılacak oylama da, Türkiye’nin üyeliğini askıya alacaktı.
Ancak Türkiye son anda 30 günlük gözaltı süresini 7 güne çekince, ihraç kararı askıya alınıverdi.
Türkiye’nin üyelikten ihracı görüşelemedi.
Siz ne kadar “ey üst akıl, ey Avrupa” diye babalanarak konuşma yaparsanız yapın sonuçta geliyor realite geçerli oluveriyor.

CHP’nin “hayır” politikasının muhafazakarlar da bir karşılığı yok
TBMM’de 18 maddelik anayasal değişiklik paketi kabul edildi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan değişikliği onaylar onaylamaz iki ay içersinde değişiklik paketi halkın önüne gelecek.
CHP’nin bugün izlediği “karşıyım” politikasının muhafazakar tabanda, AK Parti’ye oy veren seçmenler nezdinde bir karşılığı yok.
Çünkü kullandığı dil, izlediği politika muhafazakar tabana hitap etmiyor.
İzledikleri politika, kullandıkları dil aksine korku yaratıyor.
Aynı zamanda da kullandığı dil muhafazakarlarla CHP arasında bir iletişim geliştirmiyor.
Ayrıca bu iletişimi isteyip istemediği de oldukça kuşkulu.
Aksine CHP’nin karşı çıktığı her şeyin, muhafazakar ve milliyetçilerde yansıması şöyle oluyor.
“CHP karşı çıkıyorsa değişiklik millet ve devlet için doğrudur. CHP kabul ediyorsa, millet ve devlet için doğru değildir” diyerek AK Parti ve Erdoğan’a eleştirileri de olsa desteğini büyütüyor.
Çünkü şu gerçeği biliyorlar. Erdoğan ne kadar yanlış yaparsa yapsın, değişmemiş 100 yıl öncede kalmış bir CHP iktidarından daha çok zarar veremez.

Erdoğan ve AK Partililer “Tek adam ve milli şef” dönemini istiyor
Düşünün 18 maddelik değişim aslında 1923 ile 1950 arasına karşılık geliyor.
Bu ne demek, Erdoğan (AK Partililer’in herhangi bir önemi yok burada) 18 maddelik anayasal değişim paketi ile Atatürk’ün ve İsmet İnönü’nün (Tek Adam ve Milli Şef) döneminde ki gücü istiyor.
Halbu ki, bugünden o güne bakınca, o günkü yönetim şeklinin anlaşılabilir tarafları var.
Çünkü dünyada zamanın ruhu tek adamcılık üzerinden akıyordu.
Ayrıca Osmanlı bile tek adamın ruhunu yansıtıyordu. Nihayet Türkiye Cumhuriyeti’nin kuran Osmanlı paşaları ve bürokrasisiydi.
Aradan geçen yaklaşık 100 yıldan sonra aynı taleplerde bulunmak, zamanın durduğunu kabul etmek gibi bir şey.
****
CHP ‘nin muhafazakarlardaki algısı ne?
Tek Adam, Milli Şef dönemi diktatörlük. Türkiye’nin büyük çoğunluğu o dönem nasıl algılıyor?  “Milletin inancı, kültürü, geleneği, etnik kimliği ve farklı dilleri üzerinden zorla silindir gibi geçmiş yönetimin adı.”
Aslında zorla modernizmin, batı taklitçiliğinin adı.
Yani despotluğun adı.
Yani farklılıkların yok edildiği dönemin adı.
Zorbalığın adı.
Jandarma dayağının, baskısının, zulmünün adı.

Erdoğan gerçekten Atatürk ve İnönü mü olmak istiyor?
Şimdi AK Partililer, CHP’liler 18 maddelik anayasal değişiklik paketine karşı çıkınca ne diyorlar?
Hem de Adalet Bakanı Bekir Bozdağ TBMM kürsüsünden anayasal değişiklik paketinin özünü nasıl da ortaya koyuveriyor: “Cumhuriyetin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk partili, milletvekili, genel başkan. İsmet İnönü de öyle. Ne oldu tarafsızlığına halel mi geldi? Bizim yaptığımız Atatürk anayasalarına dönmektir.”
İşte şeytan ayrıntıda gizli.
Hiç kimse 100 yıl önceki dünyanın ve Türkiye’nin koşulları üzerinden eski zamanın ruhunu, diktatörlüğü çağıran bir anayasal değişiklik yapamaz. Yaparsa bunun bedelini Türkiye, millet ve devlet çok ağır öder.
Sırf bunun için bile anayasal değişiklik paketine karşı çıkmak gerekiyor.
****
İşte CHP’nin anayasal değişikliğe karşı çıkarken açmazı tam da burada.
1923 ile 1950 dönemini söz söyletmeyeceksin.
1920 TBMM meclisinin feshinin, 1921 anayasasının iptali ile ilgili laf söylemeyeceksin,18 maddelik değişiklik üzerinden “Türkiye diktatörlüğe gidiyor” diyeceksin.
İşte bunu söyleyen CHP’nin “Tek adam ve milli şef” dönemine (ama, ancak, dönemin koşulları diyerek) karşı çıkamayınca ve ısrarla savununca AK Partililer de “Bizim yaptığımız Atatürk anayasalarına dönmektir” diyerek CHP’lilere kapak yapıveriyorlar.
****
Tabi siyasetteki duruşlarını “Tek adam ve milli şef” dönemine karşı çıkmakla ifade edenlerin de geldikleri noktanın “Tek adam, Milli Şef ve Reis’lik talebi” olunca tarihin garip bir cilvesi demekten başka bir şey diyemiyorum.
Ben, 18 maddelik değişikliğe CHP’lilerin durduğu noktadan karşı çıkmıyorum.
Aksine Başkanlık Sistemi’nden yana tavır koyuyorum.
Eyalet sistemini destekliyorum.
Adem-i merkeziyetçi bir idari yönetimi savunuyorum.
Demokratik ve katılımcı bir anayasa istiyorum.
Yapılan değişikliğin taleplerimle herhangi bir uyumu olmadığını bilerek, değişikliğe karşı çıkıyor ve “Hayır” diyorum.
AK Parti’nin yeniden kurucu ayarlarına dönmesi gerektiğine inanıyorum. Küresel ekonomik politikaları ve ona uygun demokratik hukuk sistemini savunmasını istiyorum.  Çünkü bunun Türkiye’nin ihtiyacı olduğuna inanıyorum.

Anayasal değişiklik kabul edilecekse CHP’nin izlediği politikadan dolayı olacaktır
Milletin de, değişikliği kabul etmeyeceğini, farklı kaygılarla “hayır” kararını vereceğini düşünüyorum.
Çünkü millet refarandum sonrasında yine AK Parti’ye iktidar verecek.
Yine yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oyunu Erdoğan’a verecek.

Ancak millete, devlete, vatana herhangi bir yararı olmayacak, sadece ve sadece; tek adam, herşeyi bilen bir adam yaratmaktan, bireyi büyük çarklının küçük bir dişlisi yapmaktan öteye  gitmeyecek. Erdoğan’a da büyük bir haksızlık olacak değişikliğe, milletin büyük bir çoğunluğunun karşı çıkacağını etrafımdan görüyorum.

SON SÖZ:  Şayet CHP Meclist’e yaptığı muhalefet anlayışına devam ederse, işte o zamanda büyük bir çoğunlukla 18 maddelik anayasal değişikliğinin kabul edileceğini düşünüyorum. Bir anlamda anayasal değişikliğinin en önemli fiili destekçisi, yürüttükleri politika ve muhafazakarlarla bir iletişim dili geliştiremeyen CHP’nin ta kendisi olacağını tarihe not düşmek istiyorum.

Okunma Sayısı: 91
Kategori: Ali TARAKÇI

Yazarın Diğer Yazıları

“Dünyanın en Devrimci ülkelerinden Birisi Olan Türkiye” En Devrimci Evladını mı Yedi?

Türkiye’de yapılanlara devrim ve bu devrimin liderinin de Erdoğan olduğunu söyleyen Berat Albayrak’ı bizzat devrimin...

Devletten Birazcık Akıl ve İzan Beklemek Nafile Bir Çaba mı?

Devletten birazcık akıl ve izan beklemek nafile bir çaba mı?’ Yüzsüz oyunu İtalya’yı anlatıyor, devletimiz...

Erdoğan Giderse Ne Olur?

Erdoğan giderse Türkiye Suriye’den çekilir. Erdoğan giderse FETÖ yeniden devlet olur. Erdoğan giderse APO affedilir,...

HDP’ye Kobani Operasyonları; Geçmişle ‘Hesaplaşma’ Vakti!

Neden böylesine bir dönemde HDP eski ve yeni yöneticilerine operasyon yapıldı? Kobani olayları nedeniyle yapılan...

CHP’Deki Bu Tartışma Kime Yarar? Vatandaş Kendi Derdine Yanar…

Vatandaşın tüketici kredisi ve kredi kartı borçları toplam 720 milyara yükselmiş. Açlık sınırı 2 bin...