Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Şımarıklığın Hezeyanı!.


21 Ağustos 2007 00:03

Yorum Yapılmamış

İki günden bu yana ülkede önde gelen basın yayın kuruluşları, Balıkesir milletvekillerini konuşuyor.

Ne yapmış Balıkesir milletvekilleri?

Yeni bir keşifte mi bulunmuş?

Ya da, ülke için son derece önemli bir hizmeti mi gerçekleştirmiş?

Hayır!.. Hiç biri değil. Sadece onların ettiği kelamları ve tavırları yadırgıyor.

Bu milletvekillerinden biri, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın sağ kolu olduğu ve son derece değer verdiği bir isim olan Ahmet Edip Uğur…

Aynı zamanda Arı yağ fabrikasının da sahibi.

Hani, milletvekili seçilmeden önce, fabrikasının adı sanı duyulmazken, şimdi Türkiye’nin en büyük 500 sanayi kuruluşu arasında önemli bir yere gelen yağ fabrikası!..

Yıllar yılı bırakın Türkiye’nin, Balıkesir’in vasat sanayi kuruluşları arasında yer alırken, son 5 yıl içerisinde uygulanan sihirli bir şirket politikası ile birden bire en büyük 500 sanayi kuruluşu arasında yer alan fabrika.

Sanırım, son derece gelişmeye yönelik bir idare ile böyle bir başarıya imza atıyor.

Bu konuda kendilerini tebrik etmekten başka diyeceğimiz bir şey olamaz!..

Öyle kalkıp da, hem iktidar partisinin milletvekili olup, hem de bir anda koskoca bir imparatorluk kurup da, “Bal tutan parmak yalar” gibi demagoji yapacak hiç değiliz!..

Siyasette de, ticarette de “Allah yürü ya kulum!..” felsefesine inananlardanız. Gördüklerimiz sabit olduğu için tabii ki!..

Neyse, konumuz bu değil.

Konumuz, Arı yağ fabrikasının sahibi Ahmet Edip Uğur’un yaptığı ipe sapa gelmez bir hareket.

Beyefendi, gazetelere manşet olduğu harekette, bir saldırganı oynuyor.

Hürriyet gazetesinin pazar günkü sayısının 6. sayfasında yer alan haberin içeriğine göre, jandarmaya ait bir odayı basıp, “Hangi ……pu çocuğu benim kız kardeşime küfreden?..” diyerek masaları yumruklamış.

Kendisini bu üstün cesaretinden dolayı bir kez daha kutluyoruz.

Bugün jandarma noktasını basan, yarın da herhalde genelkurmay başkanlığını basar!..

Orada da masaları yumruklayıp, sağa sola küfürler savurur!..

Yerse tabii!..

En yakınımızda Erdek, hükümet konağının önünde de her zaman askerler nöbet tutuyor. Hükümet konağının önüne yabancı plakalı bir araba geldiğinde, son derece kibar bir şekilde ikazda bulunuyorlar; “Lütfen aracınızı buradan alır mısınız? Buraya park etmek yasak!..”

Karşınızda iki alternatif var; birincisi “Tamam kardeşim” deyip, kendinize yeni bir park yeri arayacaksınız, ya da “Lan sen benim kim olduğumu biliyor musun bakayım?” diyerek, askerin uyarısına rağmen, arabanızı oraya park edeceksiniz.

Hani bir benzetme vardır, “bilmem kime yetki vermişler, önce babasını kesmiş” örneğindeki gibi…

Biz, bizleri temsil etsin diye birilerine vekillik yetkisi veriyoruz, onlar da bizim adımıza değil ama sırf kendilerine karizma yaratma uğruna, gidip masum askerlere saldırıyor.

Yine gazetenin haberine göre, kız kardeşi Altınoluk’ta resmi araçlar için ayrılan otoparka aracını bırakmak istemesi ve ısrarcı davranmasından kaynaklanıyor olayın başlangıcı.

Ee kolay değil, hanımefendi koskoca, başbakanın sağ kolu olan bir milletvekilinin anlı-şanlı kızkardeşi.

Arabası resmi plakalı olmasa da, en resmisinden daha resmi kabul edilmeli!.. Dedik ya, Edip Uğur’un kardeşi olmak kolay mı?

Kendisine bütün kapılar ardına kadar açılmalı.

Bir jandarma askeri de bu koskoca milletvekilinin kızkardeşine engel olacak cüreti kendinde nasıl bulur? Vallahi, abisi o askeri sürüm sürüm süründürür. Hatta, ona harita yer bile beğendirir!..

Daha da kötüsü, vatandaş jandarmaya sahip çıkıp, “Askere böyle davranamazsınız” diye tepki gösterince de, vay anam vay… Hemen tepki gösterenler, karşı saflarda yer alan muhalefetin işbirlikçileri olur.

Bakın ne diyor, anlı şanlı milletvekilimiz Edip Uğur;

“Siz de işbirlikçisiniz. Biz sizin dersinizi 22 Temmuz’da verdik. Hâlâ anlayamadınız mı?”

“Siz de işbirlikçisiniz!..” Lafa bakın, lafa…

Kiminle işbirlikçi bu halk? Jandarmayla.

Bu ülke insanının can ve mal güvenliği için kendi canını veren askerle yani…

Vay gidinin işbirlikçi halkı sizi vay…

Koskoca anlı-şanlı milletvekili sizi sürüm sürüm süründürmez mi şimdi?

Hemi de, siz hâlâ akıllanmadınız mı? Üstelik 22 Temmuz’da dersinizi almadınız mı?

Sizi gidi mel’unlar sizi!..

Yaa işte, benim yurdum milletvekili, sırtındaki dokunulmazlık zırhını işte böyle, kendi jandarmasına, kendi halkına aslan kesilermek için giyer.

Ve de asla çıkartmaz.

Çıkartırsa, halk tarafından alaşağı edilmekten ödü yusuf yusuf korkar.

Ama yurdum liderleri de, halkı tarafından çok sevilen ve de doğruyu söyleyeni de yok ederler.

Turhan Çömez gibi.

Bu ülke, bu Çömez’i daha çok arayacak.

Onun arkasında duramadığımız için de, Edip Uğur gibilere katlanmak zorunda kalacağız.

Haa, bu arada sordum soruşturdum da, Edip Uğur’un Balıkesir’e yaptığı (il genelinde) herhangi bir çalışmanın olduğunu da bir türlü öğrenemedim.

Anlaşılan, sayın vekilimiz sadece ve sadece kendisi için bizim vekaletimizi almış. Eh tabii Tayyip Bey sayesinde!.

Yoksa, hayatta göremeyeceği, kendi partilileri tarafından bile söyleniyor.

Ne yaparsınız, kader işte. Siyasette de, ticarette de, kimilerine yürü ya kulum diyor!..

İkinci konuşulan zat-ı muhterem de, yaban-cımız değil, bizim Cemal Başkanımız!..

Yani eski belediye başkanımız, yeni milletvekilimiz.

Cemal Öztaylan.

O da, ülke gündemine oturdu bir anda. “Sana ne lan!..” diyerek.

Gerçi biz 3,5 yılda alıştık ama ülke daha alışamamıştı. Şimdi Cemal Başkan, yurdum insanını da, kendi özuslübuna alıştırma antrenmanlarına başladı.

Balıkesir Sanayi Odası’nın organizasyonunda düzenlenen tüm oda ve borsa başkanlarının katıldığı bir toplantıda, kendisini dinleyenlere karşı, bizim alışık olduğumuz, ama o an karşısındakilerin çok yabancı olduğu bir konuşma yapıyor.

Bu konuşmasının bir yerinde, Hürriyet gazetesinde hangi milletvekilinin eşinin türbanlı, hangisinin değil şeklindeki haberine kafayı takmış, “Sana ne lan!..” diyor.

Konuşmasının bir yerinde değindiği gibi, ülkenin çok daha önemli ve acil çözüm bekleyen dağ gibi sorunları varken, böyle bir ortamda türbanlı mı türbansız mı tartışması, belki abes ile iştigal etmektir…

Amma velakin, senin karşında milletvekili olduğun ilin valisi, milletvekili arkadaşların, bu ilin son derece saygın işadamları var.

Sen böyle bir toplantıda “lanlı-manlı” konuşamazsın. Bunun özrünü de, “Ne yapalım, benim çeliğime de çifte su verilmiş” diye açıklayamazsın.

Yok eğer, “ben dilime raspa vuramıyorum, ne yapayım?” dersen de, o zaman eleştirilere de tahammül edeceksin. Hiç mi hiç itiraz etmeyeceksin.

Sonuçta, bizleri temsil ediyorsun ve bizleri bu şekilde de temsil etmeye hakkın yok.

Balıkesir’de aklı başında olan birinin bu şekilde temsil edilmeye razı geleceğine de aklım kesmiyor.

Ve, Balıkesir’in bunca o kadar önemli sorunları varken, bir milletvekilinin jandarmaya posta koyması, diğer milletvekilinin de “sana ne lan!..” diyerek, ülke gündemine gelmesini yadırgıyor, hem de kınıyorum.

Konuşulacak o kadar çok şeyimiz varken, böylesine çirkinliklerle gelmek, inşallah son olur.

Yoksa, bir takım yerlere mesaj verip, şımarıklığın da hezeyanı değildir, yapılan tüm bu hareketler!.. Yoksa..

Okunma Sayısı: 224

Yazarın Diğer Yazıları

Başkan Adaylarını Açıklayın

Türkiye’de herhangi olağanüstü bir durum olmadığı takdirde (ki, bunu garanti etmek de mümkün değil ya!..)...

ATV’nin Nasıl Bir Ayrıcalığı Var?..

Geçtiğimiz günlerde bir kez daha yazdım, ama dayanamadık tekrar gündeme getirmekte yarar olduğunu düşündüm....

Fırsatçılara Fırsat Tanıyanlar!..

Malum önümüz Ramazan… 11 ayın sultanı, kutsal ay… Bu ayda dini duygularımız had safhaya yükselirken,...

Kim Durduracak Bunları?

Türkiye’de özellikle doğu ve güneydoğudan sonra, büyük kentlere sıçrayan, bombalama, patlatma ve orman yangınları ile...

Ha Tabanca… Ha Araba!…

Sabah haberlerini gazete başlıklarından okuyup, ilgi çekici olanların da spotlarını okuyan sunucu, bir haberin üzerinde...