Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Şiir Bir Deryaya Benzer!


23 Temmuz 2008 01:05

Yorum Yapılmamış

Şiir bir deryâya benzer. Onun derinliği ve genişliği, şairlerin bilgi birikimi ve hayal dünyasının bile tasavvur edemeyeceği kadar büyüktür. O deryanın kenarında, kıyısında bekleyen üç tane gemi vardır. Bunlardan birisinin ismi “SERBEST”, birisinin ismi “HECE” diğerinin ismi de “ARUZ”dur.
Yazılan her şiir, o deryânın içersinde bir yerlerde gizli, bir adaya; şair de gemileri kullanan kaptana benzer. Fakat her geminin alabileceği mesafe, kaptanın bilgisi, birikimi ve denizi tanımasıyla ilgilidir. Bir taraftan da şair, bu deryâda balık avlamaya çalışan balıkçı gibidir.

Denizin içindeki her balık, birer farklı kelimedir. Balıkçı hangi kelimenin veya balığın nasıl yakalanacağını ya da yakaladığı balıklardan hangilerini yan yana koyacağını bilmelidir. Küçük balıklarla büyük balıkları yan yana koyduğumuz zaman ortaya çıkan görüntü herhalde güzel olmaz. Buradaki seçiciliğimiz, sanatımızdaki bir takım kaygıları ortaya koyar; şiirimizin güzelleşmesini sağlar.

Bu deryânın suyu, ilk insandan bu yana oluşan evrensel kültürdür. Bu deryâyı besleyen ırmaklardan en güzeli de, yüzyıllardır işlenmiş güzel Türkçemizdir. Serbest, Hece ve Aruz gemisinin kendilerine göre ayrı ayrı özellikleri vardır. Bu gemilerin yakıtı, geleneğimizdeki şiir estetiğimizdir. Yeterli yakıtı almadan ve gerekli bilgiye sahip olmadan, bu deryâya açılmamak lazımdır. Çünkü bu denizin bazı yerleri dalgalı, bazı yerleri durgun, bazı yerleri de fırtınalı olur. Hayal dünyamızın genişliği onun sınırları içersinde küçücük bir damla kadar kalır. Elimizdeki haritalar doğru olmayabilir. O yüzden daha önce bu denize açılmış, geleneğimiz içinde bulunan şairlerin ne dediğini bilmek ve devamlı onları okumak lazımdır. Yeni bir ada keşfettiğimizi sanabiliriz; ama o bulduğumuz ada acaba yeni bir ada mıdır?

Bu dünyada hemen hemen her insan, şiir deryâsında gezinti yapmaya heveslidir. Kimileri şöyle bir açılıp dönerler; kimi cesaret sahipleri de yeni bir ada keşfetmek için bilmedikleri bu denizde uzaklara açılırlar ama geri dönemezler. Yakıtımız çok olmalı, gemileri iyi tanımalıyız; hatta gidip dönmemeyi bile göze almalıyız ki, yeni adalar keşfedebilelim. Fakat bu üç geminin özelliklerini bilmeden hareket edersek, bu deryânın ortasında kalabiliriz. Bu deryâya açılmaya karar verenler, diğer kaptanların tecrübelerinden mutlaka yararlanmalılardır. Onlara tavsiyem şudur: Geceleri yıldızlara bakmayı unutmasınlar.

Okunma Sayısı: 188
Etiketler: ,

Yazarın Diğer Yazıları

Türk Edebiyatında Mektup Geleneği

Mektup, “Bir şey haber vermek, bir şey sormak veya istemek için, birine çoğunlukla posta yoluyla...

Ses ve Ahengin Önemi Üzerine

SES VE AHENGİN ÖNEMİ ÜZERİNE “Onlar ki kelâma can verirler” Şeyh Galip Her şair az...

Unutulmuş Bir Şair: Asaf Halet Çelebi

UNUTULMUŞ BİR ŞAİR: ASAF HÂLET ÇELEBİ “Bir aynada bambaşka zamanlar gördüm Geçmiş gelecek bir sürü...

Süveydâ’ya Mektup(XVI)

“Gamzende gizli bir dünyâ, kaşından öte yol mu var?” İdealsiz ve öylesine yaşarken, kaderin cilvesiyle...

Cahit Sıtkı Tarancı ve Şiir

ŞAİR OLMAYI MEFKÛRE EDİNMİŞ BİR ADAMIN ŞİİR GÖRÜŞLERİ CAHİT SITKI TARANCI (Bu makale, Tasvir Gazetesi...