Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Seyit Rıza

SİSİFOS'UN KADERİ
Hüseyin ŞENGÜL

08 Aralık 2011 00:00

1 Yorum

“Ben sizin yalanlarınızla, hilelerinizle baş edemedim bu bana dert oldu. Ama ben de sizin önünüzde diz çökmedim, bu da size dert olsun” Bu ne müthiş bir söz! Osmanlı ve Cumhuriyet tarihinin bir özelliği bu kadar mı güzel anlatılır? Ve egemenekarşı bu kadar mı güzel bir duruş sergilenir? Bu ne müthiş bir söz! Bu sözü söyleyen adam, ne müthiş bir adam! O ki… Kürt… Kızılbaş… Ümmi… Ve dağ adamı…

Onurun, inancın ve direnmenin çınarı… Halkını yüreğinde taşıyan adam… Ve biçare… Tujik dağı, Kutu Deresi, Ali Boğazı, Düzgün Baba, Munzur; ah Dersim! Ne yana dönsem ölüm! Ne bir methiye, ne de bir mersiye yazma peşindeyim. Yazamam ki… Ben yalnızca birkaç anıdan, olaydan ve sözden bile yeterince ortaya çıkan bir portreye duyduğum saygıyı ifade etmek istiyorum, o kadar. Sanatın dallarına konu olabilecek bir portredir bu. Dersim’in trajedisi, Seyit Rıza’nın trajedisinde yoğunlaşır. Kimi yasalar, zorba devletlerin zulümlerinin giydirildiği elbiselerdir. Yasa, zulme uydurulur. Zulüm, yasallık elbisesi içinde yapacağını yapar!

1863 doğumlu Seyit Rıza, 1937’de idam edildiğinde 75 yaşındadır. Yasa gereği 70 yaşını aşmış kişiler idam edilmiyor. Ancak devlet bir kere asmaya karar vermiş ya, gerisi kolay! Hemen bir tanık bulunuyor ve tanık, mahkemede Seyit Rıza’nın 70 yaşından küçük olduğunu söylüyor. Mahkeme, tanık beyanına bir itirazının olup olmadığını sorduğunda, Seyit Rıza bu işin bir formalite olduğunu anlıyor ve şöyle diyor: “Tanık, benim büyük oğlumdan iki yıl küçüktür. Oğlumdan küçük biri yaşımı belirler ve yasa da bunu kabul ederse, benim itirazım olmaz”. Seyit Rıza’nın oğlu Hüseyin, idam edilme yaşından küçüktür. Babası yaşı küçültülerek, oğlu da yaşı büyütülerek asılır! Zalimliğin hududu yoktur! Seyit Rıza’nın şahsında muktedirler ile yasa ilişkisinin ne olduğu ayan beyan ortada! Tıpkı İttihatçı önder Enver Paşa’nın “Yasa dediğin nedir ki, ben yaptım oldu, ben bozdum oldu” dediği gibi, Cumhuriyetin ikinci dereceden İttihatçı kadroları için de, yasa böyle anlaşılmaktadır. Seyit Rıza, beni oğlumdan önce asın der. İsteğinin tersini yaparak oğul Hüseyin’i önce asarlar ve Seyit Rıza’yı, oğlunun idamını izletmek için zorlarlar. Zalimliğin hududu yoktur! . İhsan Sabri Çağlayangil’in anılarından yapılan şu alıntıyı yıllar önce okuduğumda, çok etkilendim ve Seyit Rıza portresi o zaman kafamda şekillendi. “Biz Seyit Rıza’yı aldık. Otomobilde benimle Polis Müdürü İbrahim’in arasına oturdu. Jeep jandarma karakolunun yanındaki meydanda durdu. Seyit Rıza, sehpaları görünce durumu anladı: – Asacaksınız, dedi ve bana döndü: – Sen Ankara’dan beni asmak için mi geldin? Bakıştık. İlk kez idam edilecek bir insanla yüz yüze geliyorum. Bana güldü. Savcı namaz kılıp kılmayacağını sordu. İstemedi. Son sözünü sorduk. – Kırk liram ve saatim var. Oğluma verirsiniz, dedi. Bu sırada Fındık Hafız asılıyordu. Asarken iki kez ip koptu. Ben Fındık Hafız asılırken, Seyit Rıza görmesin diye pencerenin önünde durdum. Fındık Hafız’ın idamı bitti. Seyit Rıza’yı meydana çıkardık. Hava soğuktu ve etrafta kimseler yoktu. Ama Seyit Rıza, meydan insan doluymuş gibi sessizliğe ve boşluğa hitap etti: – Evladı Kerbelayime, bê gunayime, ayıvo, zulimo, cinayeto, (Evladı Kerbelayıh, bi hatayıh, ayıptır, zulümdür, cinayettir.) dedi. Benim tüylerim diken diken oldu. Bu yaşlı adam rap rap yürüdü. Çingeneyi itti. İpi boynuna geçirdi. Sandalyeye ayağı ile tekme vurdu, infazını gerçekleştirdi. Oğlu yaşında bir subayı öldürecek kadar katı yürekli olan bir insanın bu mukadder akıbetine acımak zor. Ama ihtiyarın bu cesaretini takdir etmekten kendimi alamadım. Asabım çok bozuldu. Emniyet Müdürüne; – Ben üşüdüm, otele gidiyorum, dedim.” Çağlayangil, otele gidiyor. Biz nere gideceğiz?

Okunma Sayısı: 137

Yazarın Diğer Yazıları

Sizin Yüzde 51’iniz Nerede?

Muhalefette şöyle bir iyimserlik var: Cumhur İttifakı yüzde 45’ler civarında. Muhalif siyasetçiler, muhalif medyada yazıp...

Yüreğimiz Yanıyor Suphilerden Bu Yana

Ne zaman Metin Göktepe’nin ölümüyle ilgili bir haber okusam nedense Metin’in elinde fotoğraf makinasıyla çekilmiş...

Yeni Yıla Girerken Biz ve Zaman

Aklın zamanı ölçülendirmesi, dünyada hala bir takım farklılıklar gösterse de son yüz yılda evrensel bir...

Hüzünlü Gülümsemeler

Sonu trajediyle biten kimi gülünesi olaylar vardır. Olayın tarafının (Veya taraflarının) mizaha varan tutumuna kahkahayla...

Anketlerde Sorunlar Sıralaması

Değişik tarihlerde birçok anket firması Türkiye’nin sorunları sıralaması üzerine anketler yapar. Anketteki soru sorma şekilleri,...

Yazıya Yapılan Yorumlar

  1. Yüksel Coşkun dedi ki:

    Hüseyin bey, Seyit Rıza 75 yaşını aştığı halde idam edildi. Bu yanlıştır zulümdür. Ancak Seyit Rıza bir aziz de değildi. Karakol baskınında ölen askerler kaç yaşındaydı? O askerlerle Seyit Rızanın ne davası olabilirdi? 75 yaşındaki bir insanın torunu yaşındakileri öldürtmesi, belki öldürmesi aklın kabul edeceği bir şey midir? İsyancılara yapılan tenkil uygulması zulüm ölçüsündedir. Doğru. Hatta isyan bölgesi dışında kalan isyancı ailelerinin bile bu zulümden payı olur ki zulmün katmerlisi buradadır. Bu isyancılar ne istemiştir yıllarca Erzincan-Elazığ köylülerinden de oralara hep çapul için gidip gelmişlerdir. Türkiyenin ortası sayılacak Dersim'de/Tunceli'de Hükümet otoritesini engellemek hangi azizliğin gereğidir? Seyit Rıza dağ adamıdır, doğrudur, ümmi olduğu da kuşku götürmez. O kadar ki Kırmançlıkla ilgisi olmadığı halde bir zaza olduğu halde, Ankaraya çektiği telgraflarda bundan hiç söz etmez de Kürtlere milli haklar ister. O tellerde Alevilikte hiç yoktur, varsa yoksa Kürtlük. Bunların Nuri Dersiminin işleri olduğu kesin. Seyit Rıza'nın adından şöhretinden sonuna kadar yararlanır. Adeta onun şöhretini sömürür. Bıçak kemiğe dayanınca Suriyeye kaçar. Çağlayangilin anıları kadar Nuri Dersiminin anıları da olayın diğer tarafını göstermektedir. Ancak her nedense olayın bir tarafını görmeye, göstermeye gayret ediyorsunuz. Çağlayangilin anılarını bile yanlış aktarıp yanlış sonuçlar çıkarıyorsunuz. Seyit Rıza oğlunun asılacağını bilse "beni ondan önce asın" demiş ise ne diye kırk liramı oğluma verin desin? Birde oğlunun fotoğrafların bakınız; Hiç 17 yaş tipi yoktur. Yaşı çok daha fazla olmalıdır. seyit Rıza ve yanındakilerin gördükleri zulüm kadar, Elazığ-Erzincan köylüsünün maruz kaldığı çapul zulümlerini, karakol baskınlarında hayatını kaybeden askerlerin dıramlarını da görmeliyiz. Olaylar tek gözle tek tarafla açıklanırsa sakat olur yanlış olur.