Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Şantaj ve Tehditler Mektupla Gelirdi


10 Ocak 2017 00:04

Yorum Yapılmamış

Kıbrıs Rumlarının, Kıbrıs’ı Türklerden temizlemek için giriştikleri cinayetleri durdurmak üzere, Türk Devleti harekete geçme kararı aldığında, zamanın Başbakanı İsmet İnönü, Amerikan Başkanı Lyndon B. Johnson’dan bir mektup almıştı. 5 Haziran 1964.

“Mektupta, Türkiye’nin adaya tek taraflı müdahalesinin Türk ve Yunan tarafları arasında savaşa yol açabileceği ve NATO üyesi olan bu iki ülkenin savaşmasının kabul edilemez olduğu ifade edilmiştir. Türkiye’nin müdahale kararı almadan önce müttefiklerine danışması gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca bu savaşın Sovyetler Birliği’nin de, Türkiye’ye müdahale ihtimalini doğuracağı ve NATO’nun böyle bir durumda Türkiye’yi savunma konusunda isteksiz olacağı ifade edilmiştir. ABD’nin Türkiye’ye sağladığı askeri malzemenin bu müdahalede kullanılmasına izin verilmeyeceği belirtilmiştir”.
Mektubun ardından Türkiye müdahale kararından vazgeçmiştir.
Aslında her şey o zaman ortaya çıkmıştı ama İnönü’nün Osmanlı Paşasıyken başlayan Rusya Korkusu, Ülkenin içinde bulunduğu durum, göz önüne alınarak harekâttan vaz geçilmişti.
Türkiye’nin mecburiyetleri ve sorumlulukları, Türkiye’yi, Barış Harekâtına zorunlu kılmış, gecikmeli de olsa, Türkiye müdahale etmiştir.
Bu mecburiyet, tıpkı günümüzde yaşadığımız ve müdahale etmek zorunda kaldığımız PKK terörüne ve onun amaçlarına çok benziyor. Bir ülkeyi mecburiyetler noktasına getirirseniz, o ülke arkasında, Amerika varmış, İngiltere varmış diye düşünmez. Müdahale eder.
Kıbrıs Barış Harekâtında da Rumların arkasında İngiltere ve Amerika vardı. Rumların kullandığı silahlar, tıpkı bu gün PKK’nın kullandığı silahlar gibi Amerika’ya aitti.
Kıbrıs Barış Harekâtında görüldü ve kendi söylemlerinden ve mektuplarından anlaşıldı ki, Amerika’dan yardım yoluyla veya satın alınarak temin edilmiş silahlar, ABD’den izin alınmadan kullanılamaz.
Bu durumu binlerce kere yazdık anlattık. Amerikan bağımlılığını bir türlü anlatamadık.
Anlatmakta ısrarlı olan solcular katledildi. Hapislerde çürüdü.
NATO’ya girdiğimiz günden beri, Türkiye’yi Amerika’nın yönettiğini anlatamadık. Ordumuz, Amerika’nın müdahale bölgelerinde müdahale gücü olarak kullanıldığını bir türlü anlatamadık.
Uzatmayalım. Kıbrıs Barış hareketinden sonra; Kıbrıs’taki Türkler ve Anavatan olarak biz Kıbrıs’ta Garantörlük elde ettik.
“Yes be annem” hareketi ile bunu kaldırmak istediler. Annan Planı ile Kıbrıs’ı elimizden almak istediler. Tıpkı Girit Adası gibi. Olmadı.
Şimdi Türkiye’yi zaaf içinde gördüler. Bir girişim daha yapıyorlar. Ege’deki adları kaptıkları yetmiyormuş gibi, şimdi yeniden Kıbrıs’a sulanıyorlar.
Yürütülen görüşmelerin temeli Türkiye’nin Garantörlük hakkını elinden almaya yöneliktir.
Şunu da, hatırlatmadan geçmeyelim. Kıbrıs Barış Harekâtından sonra Amerika Türkiye’ye beş yıl ambargo uyguladı.
Amerika bizi Rusya’ya karşı koruduğunu söyleyerek, Türkiye’yi altmış yıl, darbeler, provokasyonlar, şantajlar ile yönetti. Hükümetler tayin etti. Hükümetler yıktı. Velhasıl 60 yıl yönetti.

Bülent Esinoğlu
bulentesinoglu@gmail.com
ulusalkanal.com.tr

Okunma Sayısı: 104

Yazarın Diğer Yazıları

Kitle İmha Silahına Dönüşmüş, Ben Hala Ekonomi Bilmem Diyor!

Ekonomik işleyişi bilmek veya bilmemek neyi değiştirecek, dememeliyiz. İktisatçı olmasak da ekonomiyi derinlemesine bilmesek de...

Teknolojik Olarak Üretilen Paralar Finans Kapitali Yıkabilecek mi?

Teknolojinin mülkiyetinin, servet sınıfının elinde olması sebebiyle, teknolojilerin nimetinden önce servet sınıfı nemalanıyor, belli bir...

Borç Veren Sınıf ve Borç Alan Sınıf

Her şeyin borç ile finanse edilmesi, endüstriyel kapitalizmden finans kapitale geçişle başladı. Endüstriyel kapitalizmde, malların...

Taze Gladio Devşirme Planı

Oldum olası çok garipsedim. Gladio’ya biz neden FETO dedik? Oysa FETO Amerika’nın Türkiye içindeki gladio...

Borç Tsunamisi Siyaseti Alabora Eder mi?

Borçlu olmak insan dünyasını nasıl etkilerse, devlet ve millet hayatını da öyle etkiler. Borçlu olmayı...