Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Rize Deki Baba Ocakları

CÜMLE KAPISI
Sadık TÜRK

01 Ocak 2011 00:01

Yorum Yapılmamış

Ressam tablosunu yapıp bitirdiğinde,
Sonbaharda ekinini eken köylü baharda
Yeşeren tarlasını gördüğünde,
Oooh be…. .
İnsana iç huzur veren şey yaptığı işi beğenmesi
Bu güzelliği ben yarattım demesi imiş.

RİZE DEKİ BABA OCAKLARI
Başbakan dinlenmek yorgunluk gidermek için baba ocağını, Rize’nin o yemyeşil doğası bozulmamış yerleşim merkezini seçti. İyi de yaptı. İyi bir ah de vefa örneği sergiledi. Erdemli bir tutum gösterdi. Bizim içinde çıkamadığımız soruysa, kendi babasına, doğduğu yere bağlığı böylesine insani olanın, aynı yörede başka babaların evlerinin tarumar edilmesine; doğanın tahrip edilmesine nasıl onay verdiğidir. Yani HES’ (hidroelektrik santrali) lere ilişkin kararlarda, Nükleer santral kararlarında, Siyanürlü altın arayıcılarının kararlarında hiçbir ikileme düşmeden tekrar tekrar çar çabuk nasıl karar verdiği dir. Yani ya baba ocağına saygı ve sevgiyi, doğduğu yere bağlılığı göstermelik. Siyaset uğrunu yapılan samimiyetten uzak bir iş olarak yapıyor. Ya da tahrip edici kirletici, zehirleyici sermayenin çıkarlarını; mahkeme kararlarına ya da yılbaşında dışa vurduğu baba oçağı sevgisine rağmen iptal edilenin yerine yenisini zaman geçirmeden çıkaracak kadar kendini mecbur hissediyor. Birinci insani duygularını geçersiz kılacak kadar mahkûmiyet ve mahcubiyet içindedir. Çünkü bu iki tutum bir birinin zıttı ve birbirini dışlayandır.

Halkının büyük çoğunluğunun güvenini, iki kez üst üste seçim kazanarak ortaya koymuş, üçüncü kez de referandumda halkının güvenine ve desteğine mazhar olmuş Sayın siyasetçiden Başbakanımızdan bahsediyoruz. Bu üst üste elde edilen başarının nedeni halkımızın büyük bir çoğunluğunun yarının daha iyi olacağına ikna etmesidir. Gelecek daha iyimi olacak. Diyelim Başbakanın baba evi fırtına deresinin yakınında. Ve derenin etrafındaki yeşil alan tarumar edildi. Yağmurları ile ünlü bu bölgemizde baba evi toprakla beraber kaydı. Orada siyanürcü altın çıkarıcıda altın işletiyor.

Kuşlar böcekler ve doğada bura bana göre değil diye kayıp oluyor. Kayıp ediliyor. Bir örnek Kıbrıs’ta Lefke bölgesinde Siyanürlü altın işletmeciliği yapılmış bir yer var. Baba ocağı böyle bir hale gelseydi başbakan ya da bakanlar, Ya da herhangi birimiz dinlenmek yorgunluk atmak için böyle bir yeri seçer miydik? Seçilir miydi? Ben seçmezdim çünkü Lefke’de ki o meşhur yerde kokudan geçilmediği gibi. Toprak da deve dikeni de bitmiyor. Elbette Baş Bakan ve dengi yöneticileri dinleneceği birçok yer vardır. Ülke içinde olmasa ülke dışında. Başbakanın ya da dengi yöneticiler verdikleri kararlarla, yerleri yurtları tarumar edilen babaların evlatları ne yapacak.

Yöneticilerin verdikleri kararlar sonucu babaları işsiz kalan çocuklar, Yeni yıla yağmurun altına direnme yerinde çadır bile kurdurulmadan bekletilen babalar, İş kazalarında sakat kalan ölen çok sayı da evlatlar ve babalar varken, Kadına yönelik şiddet yüzde bin dört yüz artmış iken; Ülkemizin kanayan yarası olan Kürtlerin varlığının kabulü noktasında neredeyse tüm yaşananlara inat kartkurtçuluk’un dışına çıkılamazken, Barış ve kardeşlik için çabalayanların düşman görüldüğü koşulları sürdürme eğilimi devam ederken. MGK hep yek atarken, insan Başbakanın yaşadığı insani duyguları tüm vatandaşlarımız, istisnasız tüm yurttaşlar, yaşasın istiyor.

Peki, aldıkları kararlarla bu insani duyguların yaşanmasını imkânsızlaştıranların, bu insani duyguları yalın ve iç huzurla yaşayabilmeleri mümkün müdür. Ya da bu gayri samimiyet çok sayıda yoksullaştırılanların bir miktarına iane dağıttırarak görünmez kılına bilirmi? Hiç kimse görmese de her insanın iç dünyasını dengeleyen vicdan denen şeyde görmez mi? Bu durumu. Görürse de yakasını bırakır mı insanın? Dinlenme ve insani duygularını insan gibi yaşama olanağı tanır mı insana?

Peki, yönetenlerin iç huzuru yaşama olanağı yok mu dur. Elbette vardır. Yönetici oyunu aldığı insanların işsizlik sorununu, Barınma sorununu, Temiz ve bozulmamış bir çevrede yaşama hakkını, sağlamış, Sekiz yıldır yönettiği ülkede. Sendikalı işçi sayısı iktidara geldiği tarihten buyana en az sekiz kat artmış, yönettiği ülkede barışı kardeşliği sağlamış, babaların çocuklarının geleceğinden korkuya kapılmadıkları, Kardeşkanın akmadığı bir ülkede. Doğasının kirli tekeller eliyle kirletilmediği, Ülkenin tüm kaynaklarının ülke insanlarının çıkarına kullanıldığı, Tüm kararların halkın katılımı ile alındığı ve her aşamadaki yöneticinin halkın oyu ile seçildiği ve işini yapmayanların halk tarafında görevinde alındığı bir demokrasi ülkesinde, En az sıradan vatandaş kadar başbakanlarında yöneticilerinde iç huzur duyması mümkündür. Duyarda.

Peki, Ülkemizi karayolu taşımacılığına mahkûm eden siyasilerin her trafik kazasında ortaya çıkan ölümlerde Azrail ile işbirliği düşünülmez mi? Bu kazalarda sıçrayan kandan bu kararları alan yöneticileri anlına bulaşmaz mı? İnönüler, Demireller, Özallar, Çillerler, Ecevit’ler ve şimdiki yöneticiler. Aldıkları kararlar sonucu ortaya çıkmakta olanları gördükçe, Bu yöneticilerin vicdan bekçileri onları rahatsız etmez mi? Merdiven altı ya da üstü işletmelerde hiçbir kontrol yapılmadan çalıştırılan işçilerin silikosis hastası olarak Ankara da yılın son günlerinde nöbete durmaları, Bergama da siyanürlü altıncılardan dolayı kuşların buraları terk ettiğini söyleyen yetmişlik ninenin söyledikleri demesi.

Failleri bulunmadığı için çok sayıda ananın cumartesi günleri bilmem kaç yüz kez bir araya gelmeleri, İşsizliğe mahkûm edilen tekel işçilerinin Ankara da günlerce oturma eylemi yapmaları, Hadi bunlar biryana referandumda oy almak için cunta tarafında idam edilen gençlere yönelik tutumunuz gözyaşlarınız henüz kurumadan vicdanınızı göreve çağıran bu günkü gençlere uygulamak da olduğunuz şiddet ve korkutma tutumunuz da vicdanınızı rahatsız etmiyor mu? Yoksa bu vidan denen özbenlik bekçi(niz)miz işsiz bırakıldı. Onunda mı işyerini özelleştirdiniz.

Zarar görenler aralarındaki her tür ayrılığa son verip,Kendileri için bozulup kirletilmemiş çevre,Gündüzleri işsiz gezilmeyip geceleri aç yatılmayan bir ülke ve dünya, Sendikaya üye oldukları için işçileri işten atılmadıkları çalışma düzeni, Eğitimin ve sağlık hizmetlerinin ücretsiz olduğu koşullar için, el ele verdiğimiz umudun tazelendiği yaşama sevincimiz arttığı, Herkesiz baba ocağının mutluluğunu yaşaya bildiği nice yıllara.

Sadık TÜRK
31.12.2010

Okunma Sayısı: 76
Kategori: Sadık TÜRK

Yazarın Diğer Yazıları

Özgürlüğün, Barışın ve Kardeşliğin Hüküm Sürdüğü Bayramlar Diliyoruz

Savaşın ve şiddetin hüküm sürdüğü, sömürü ve baskının artarak devam ettiği bir dönemde, bir Ramazan...

Kamu Emekçileri Sendikalarından Basın Açıklaması

Dün saat 13.00 da Kamu emekçileri sendikaları Antalya şubelerince Hükümetin Kamu Emekçilerine layık gördüğü...

Üç Çocuk Üç Uygulama, İyi Çocuklar, Kötü Çocuklar

Bu gün yazımda çocuklara yönelik üç uygulamadan, İki tutumu irdeleyeceğim. Hani devlet yöneticilerimiz miting alanlarında,...

Toplum, Devlet, Ulaşım Ve Bilim

İnsanoğlunun iki kişiden fazla bir arada yaşamaya başladığından bu yana, Toplu yaşam hem nicel hem...

Bilimsel Olanda Birleşmek

Bilim nesnel gerçekliği temel alır. O gerçekliği bilimsel kriterlere uygun irdeler tanımlar. Yani somut durumun...