Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Polisin Arka Yüzü


09 Nisan 2010 00:04

1 Yorum

Alâaddin Yüksel’in Emniyet Genel Müdürlüğü yaptığı yıllarda yayınlanan Polis Dergisi’nde “Polisliğin Arka Yüzü” başlıklı yazımız yayınlanmıştı. Bu yazının Balıkesir Demokrat gazetesinin 7-8 Nisan 1995 tarihli çıkan nüshalarından alındığı dip notta yer almıştır.. “Polisliğin Arka Yüzü” başlıkla yazıyı aşağıya aynen koyuyoruz.

Polis örgütünün kuruluşunun 150. yıldönümünü yine ülkemizde, illerimiz ve şehirlerimizde parlak törenlerle kutlayacağız.

Çok güzel söylevler çekeceğiz. Birbirimize karşılıklı plaketler, nişanlar, ödüller vereceğiz. Bol bol nezaket ziyaretleri,nezaket övgüleri yapacağız. Geçit törenlerinde pırıl pırıl tören elbiselerini giydirdiğimiz  polislerimizi  büyüklerimizin önünden geçireceğiz. Övgüler yağdıracağız ve sonunda Polis Haftası da bitmiş olacak ve hemen başka haftalara geçeceğiz. Polis ise kendi başına  kendi sorunlarıyla baş başa kalacak bir dahaki törene kadar!…

Önce bu ülke,çeşitli neden ve bahanelerle her gün yapılan törenlerden,karşılıklı ödül vermelerden ,söylevlerden ve tören kokteyllerinden inanın bıkmış usanmıştır.

Bizim ülkemizin törenle , söylevle,kokteylle  işe yaramayan bir yığın plaketle  uğraşacak ne vakti vardır,ne de ekonomisi buna elverişlidir. Harcanan her vakit,harcanan her para haramdır. Bu ülkenin böyle lükse tahammülü yoktur. Önce bu bilinsin!..

Şimdi Polis Haftasında ,Polisin kuruluşunun 150. yıldönümü nedeniyle siz acı gerçekleri dile getirmek istiyoruz.

Bugün polisi  yetkili ve sorumlu kılan yasa  4.7.1934 tarihinde yayınlanmıştır.  Tam 61 yıllıktır. Şimdi polislik mesleğini sürdüren  hiç kimse bu yasadan evvel doğmamıştır. Yasa son derece çağ dışıdır. İptidaidir. Osmanlının zaptiye nizamnamesinden esinlenmiştir. Polise bir yığın iş verirken  dönemin koşulları gereği  polisi hukukun ve adaletin  üzerine çıkarmış ve yerine koymuştur. Ancak bu yasada beğendiğimiz güzel bir hüküm de vardır. O hükümde de ( Polis vazifesinden başka hiçbir işte  kullanılamaz) denilmektedir. Oysa bugün polis,özel koruma  adı altında, çok büyüklerimizin  adeta emir eri durumuna sokulmuştur.Makam arabalarını açan,makam kapılarını tutan,yüksek makamların palto ve pardösülerini taşıyan  görevler içersinde bulundurulmaktadır. Polisin makam şoförü olması, polisin özel sekreterlik görevi yapmasına  bu yasa engeldir. Polise bu görevleri veremezsiniz. Polis olmayan insanlar bu görevi üstlenmelidirler.Bugün ülkemizde bulunun irili ufaklı ,yüzlerce ve binlerce yasa  polise habire görevler yüklemiştir. Polise görev yüklemeyen yasa yok gibidir.

Polis trafik görevi yapmaktadır. Polis pasaport  görevi yapmaktadır. Polis adres takip etmektedir. Polis askerlik şubesinin, vergi dairesinin, adliyenin, devlet dairelerinin  tebligat ve arama memurudur. Polis hukuk ve ceza mahkemelerinin talimatları doğrultusunda ,davadaki tarafların  ( sosyal ve ekonomik durumlarının tahkiki) müzekkeresini sonuçlandıran memurdur. Polis sınırlarda pasaport kontrolü görevleri içersindedir. Polise merasim  görevi gördürülür ve merasim aracı olarak kullanılır.Polis  koruma adı altında  irili ufaklı makam sahiplerinin  önlerinde ve arkalarında  koruma araçları ile  siren düdükleri ile  fors aracı, gösteriş aracı olarak kullanılmaktadır. Polis bin kocalı Hürmüz durumuna  sokulmuştur. Kimin amir olduğu kimin baş olduğu belli değildir. Adliyeye bağlıdır, mülkiyeye bağlıdır. Polise yasa gereği, belediyle zabıta işleri  bile hükümetçe gördürülebilir. Polis çekilen filmlerin  ve senaryoların tetkik ve muayene  işi ile ilgilidir. Dışarından gelen filmlerin gösterilmesi polisin iznine bırakılmıştır. Otel,kahve, gazino, bar, pavyon,lokanta, sinema, han, hamam, plaj gibi yerlerin  açılışına polis  izin verir. Bu yerlerde çalışacaklara  da polis çalışma izni verir. Polise siyasi partilerin , derneklerin,sendikaların kongrelerini  ve işlemlerini takip etme işi verilmiştir. Toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin yapılabilmesi için , bir kucak evrakın hazırlanması  ve araştırılması da polise verilmiştir. Tüm bunları saymamız olası değildir. Ömrünü polislik mesleğine vermiş, saçları bembeyaz olmuş, polis amirlerine bile sorsanız, polise verilen bütün görevleri, kanunlara bakmak suretiyle bulun,bakın, araştırın deseniz ve bunun için de  üç ay müddet verseniz, yasaları saymaya,polise verilen bu görevleri  bulmaya bu süre yetmez. Bu işler tam bilgisayarlıktır.Polislerin görevlerini ve  kendilerine yüklenen işlerin sayısını, ancak uzman bilgisayarcılar  programlarında toplayabilirler.Bütün bunlar yetmiyormuş gibi, polisi böyle bin kocalı Hürmüz durumuna sokmanız yetmiyormuş gibi polis,en çok zulme uğrayan,en çok kakalanan ve en çok uğraşılan ve adeta şamar oğlanına  çevrilen meslek haline  getirilir zaman zaman. Meydan mitinglerinde,parti,dernek, sendika toplantılarında en çok polis nasibini alır. Türkiye’de en çok yuh çekilen, en çok kahrolsun denilen, en çok ( katil polis ) diye koro tutulan meslek polislik mesleği olmuştur. 12 Eylül ihtilalinden sonra en büyük fatura polise çıkarılmıştır. 8-10 bin polis açığa alınmış,kendilerine ne  oldun, geçmiş olsun diyen olmamıştır.

Polislik tam bir stres mesleğine dönüşmüştür. 40 yaşına gelen polislerin büyük bölümünün  saçları beyazlaşmıştır. Kamu görevi içersinde en çok polislik mesleğinde intihar olayları görülür. Çünkü  polise çok çok büyüklerimiz afra tafra yapmaktan, caka satmaktan, hava yapmaktan kendilerini bir türlü kurtaramazlar. Polise yapılan en çok itham,kendilerinin işkence yaptıkları iddiasıdır. İşkenceyi polis kendisi yapmaz. Biz cevaz veririz. Buna idare cevaz verir. Adliye cevaz verir,büyüklerimiz cevaz verir, hükümet cevaz verir.Bazı savcılar karşılarında evrakları ile gelen polise ( bu evraklarda bir şey yok,bu ifadeler hiçbir işe yaramıyor, böyle mi ifade alınır)der ve bunun altında siz ifadenizi bildiğiniz gibi alın demeye getirir.ve işkence yapıldığı iddialarını da duymazlıktan, görmezlikten getirir veya geçiştirir. Polise daha öğrenciyken, devletin polisi olduğu aşılanır. Oysa polis devletin polisi değildir. Eğer polis devletin polisi olursa ,o zaman yurttaş, devlet karşısında bu duruma düşer.

Polis  bugün izinliyken dahi bir suça tanık olursa  hemen el koymak durumundadır. Hiç bir kamu görevlisi izinliyken ve kendi işinin dışındayken görevli değildir.Ama biz polisi zorunlu görevli saymışızdır. Polise bizler emirler ve yasaklarla tatil ve izinli olduğu sırada, istediği lokantada,  istediği meyhanede  yemesi ve içmesine bile izin vermeyiz. Böylesine yasak  hiçbir kamu görevi için konmamıştır. Polisin saati , günü, mesaisi  doğru dürüst belli değildir. Hepsi birbirine karışır gider, bayram gelir, maç gelir, büyüklerimiz  gelir, olağan üstü haller gelir yürüyüşler gelir, her türlü toplumsal mazarratlar gelir, polisin günü de ,pazarı da, bayramı da karışır gider.

Konuyu uzatmayalım ve bağlayalım.Önce motoru yenilenmiş duruma giren polisi, bu 60 yıllık kaportadan kurtarmak gerekir. Bunun için 60 yıllık yasayı yırtıp atmak durumundayız ve polisin hem İçişleri Bakanlığına, hem Adalet Bakanlığına bağlı idari ve adli görevlerini ayırmak durumundayız.

Adalet Bakanlığının adli polisi olmalıdır.Yıllardan beri hükümetler,yıllardan beri valiler,idareciler polisin ellerinden gitmesini istemezler, Adliyedeki bazı işlerin aksaması yürümemesi, tahkikatın çıkmaması bazı kereler idareden kaynaklanmaktadır.

Polis adliyenin polisi olursa idare ,bazı tahkikatların  bir an evvel yürümesinden ve sonuçlanmasından memnun kalmayacaktır. Olay budur.Düzen budur. Çirkinlik buradadır.Bunun için önce mecliste bulunan, hükümetin verdiği demokratikleşme  paketi içersinde  bulunan adli polisin kurulmasına dair yasanın çıkarılması şarttır, elzemdir ve zaruret haline gelmiştir.

Arkasından her bakanlığın kendi memurlarına  yaptıracağı nüfus, pasaport, adres tahkiki, tebligat memurluğu, dernekler, sendikalar, siyasi partiler, trafik gibi işler polisin işleri değildir. Bunlar da polisin üzerinde alınırsa görevine döndürülürse , Türkiye’de büyük bir reform yapılmış olur.

Öteki türlü cafcaflı  söylevlerle polis sorununu ne çözeriz, ne de ülke sorunlarını alt ederiz.

Söylevlerle bu ülkede peynir gemileri yürümüyor.                       

Yazının üzerinde epey zaman geçmiştir ama polisin sorun ve sıkıntılarında azalma değil, artan düzeyde noktalara gelinmiştir. Olsa olsa polisin üzerinden dernekler ve sendikalar konusuna giren görevleri kaldırılmıştır. Bu yazımızı; polis haftasında, devletin çok büyük ağırlığını,  sıkıntısını ve kahrını çeken isimsiz kahraman durumunda bulunan ama  sık sık da vur abalıya der gibi acımasızca itham ve hücumlara uğrayan, çoğu kez vaktinden evvel beyaz saçlara karışan ve memuriyet içersinde en çok intihar eden ve en çok açığa alınan çilekeş polislere armağan ediyoruz.

Okunma Sayısı: 112

Yazarın Diğer Yazıları

MHP’ li Başkan İsmail OK Balıkesir’ in Siyasi Talihini Yenen

2009 Yerel seçimleri, Balıkesir’ in siyasi kaderin değişmesinde kilometre taşı olarak anılacak. Balıkesir İli 1946...

Balıkesir Lisesi Kesinlikle ve Süratle Anadolu Lisesi Olmalıdır.

BALIKESİR LİSESİ KESİNLİKLE VE SÜRATLE ANADOLU LİSESİ OLMALIDIR. YÜKSEK MAKAMLARIMIZA SUNARIZ. Balıkesir’de Anadolu Lisesi olması...

Balıkesirliler, Sizin Aşamayacağınız Dağlar ve Yarlar Yoktur!

Balıkesir Spor kurulduğundan bu yana yaşadığı önemli günlerinden, hatta tarihi günlerinden birini daha yaşadı. Şampiyonlukta...

Sayın Başbakan ok; Bu Şehre Tiyatrolar Kuralım

Sayın Başbakan ok; Bu Şehre Yaz Kış Oyunlarını Sürdürecek Tiyatrolar Kuralım Bu şehre tiyatro lazım....

İzmir Çok Kısa Zamanda Üniversiteler Şehri Haline Gelmelidir

İzmir’e gâvur İzmir unvanının takılması onun çağdaş, gelişmiş, uygar bir kentolmasından, insanların batılı olmasından doğmuştur....

Yazıya Yapılan Yorumlar

  1. Nevzat Dağlı dedi ki:

    Polisi suçlama modası üzerine

    Bu nasıl mantıktır almıyor usum,
    Devriye gezerse polis suçlanır.
    Ehliyetsiz araç kullanan masum,
    Cezayı yazarsa polis suçlanır.

    Bir tehdit olursa mala ve cana,
    Kimleri ararız hep yana yana?
    Katili, hırsızı, iti yanyana,
    Getirip dizerse polis suçlanır.

    Tutup yakalarsa kanı emeni,
    Görevdir, beklemez “sağol” demeni.
    Her türlü mekanda dönen dümeni,
    Arayıp çözerse polis suçlanır.

    Çaplısı, çapsızı saldırır hergün,
    Polis de insandır, gönüller kırgın.
    Kendine hakaret edene birgün,
    Bağırıp kızarsa polis suçlanır.

    Kuyruğu acıyan entel liboşlar,
    Özgürlük adına polisi taşlar.
    Yetki nerde biter, hak nerde başlar,
    Kurguyu bozarsa polis suçlanır.

    Polise şirinlik değil amacım,
    Ben de ona herkes kadar muhtacım.
    Haksızlık var ise artıyor acım,
    Suçluluk azarsa polis suçlanır.

    Nevzat’a kızmayın halktan yanadır.
    Halka zulum varsa hep yanındadır.
    Suçluyu savunan, sözüm sanadır,
    Suçsuzu ezerse polis, suçlanır.

    Halk Ozanı Karamanlı Nevzat