Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Ölümler Üzerinden Sorun Çözülemez!

SİSİFOS'UN KADERİ
Hüseyin ŞENGÜL

04 Ekim 2011 00:00

Yorum Yapılmamış

Son günlerde yoğunlaşan PKK saldırıları; sivil, asker, polis fark etmez, çok can yakmaya başladı. Kaldı ki PKK, bu tür eylemleri yeni yapmıyor ki; neden şimdi kalkıp hükümet cenahından savaş tamtamları çalınıyor?
PKK terörünün ölümleri üzerine, hükümet, medya ve muhalefet çevrelerinde genellikle söylenenler şunlar:
PKK barışı istemiyor…
Kürtler çok şımardılar ve mağduriyetlerini yitirdiler…
PKK kendine ait yöneteceği bir bölge istiyor…
BDP ve çevresi timsah gözyaşları döküyor…
Silahsa, silah…
Derhal Kandil’e kara harekâtı…
Ve bilcümle PKK’lının imhası.

İnsanların canı yanınca bazı şeyler söyleyebilirler ama yöneticiler, hükümetler, kamuoyu önünde yeri olanlar öyle rasgele konuşamazlar!
Ne yazık ki, genel tutum bu hale geldi.

Peki, bütün bunlardan barış çıkar mı?
Çıkmaz!
Ancak daha çok ölümler çıkar!
Haaaa! PKK’yı bitireceğiz diyorsanız buyurun, tamam! Kaldı ki devlet bunu 30 yıldır diyor. Bu yeni bir şey değil ki…
Ortada bir Kürt sorunu var ve bunu çözeceğiz diyorsanız, onun yolu buradan geçmiyor!

Hükümet ve yalaka medya tarafından şöyle bir algı yaratılıyor: PKK’nın ve Kürt siyasi hareketinin istekleri kabul edilemez boyutlarda. PKK, bölücü ve kabul edilemez taleplerini kabul ettirmek için kan akıtıyor. O halde talepler kabul edilemeyeceğine göre, PKK’ya karşı askeri harekâta devam edilmelidir.
Bu algı doğru mu?
Bize söylenenler gerçek mi veya gerçeğin ne kadarını ifade ediyor?
Bırakıyorum PKK’yı bir tarafa, tarihe suçlu kaydı düşülmüş devletin diline niye inanayım ki?

Doğru soru dün de, bugün de şudur: Kürtler ne istiyor?
Şapkamızı önümüze koyup düşünelim, sahi bu Kürtler ne istiyor?

Herkese açık ilandır!
Devlet-PKK görüşmelerinin son aşamasında şekillenen protokolde talep edilen ve anlaşmaya varılar 4 madde var.
Kandil ve Öcalan tarafından da imza edilen bu protokolü Şerafettin Elçi de görmüş ve kamuoyuna ilan ediyor!
Eğer yalansa, MİT bunu yalanlasın!

1) Ana dilde eğitim.
2) Kürt kimliğine anayasal güvence.
3) Demokratik özerklik.
4) Öcalan’ın ev hapsine çıkması.
5) Bunların sağlanma sürecinin bir aşamasında da, genel af çıkarılması.

Şimdi sizin niyetiniz üzüm mü yemek, bağcıyı mı dövmek?
Asıl mesele budur!
Ey hükümet (bunu demekle devleti de söylemiş oluyorum. Başbakan’ın siyasi tarihin gırgır sayfalarına geçecek olan yanlışını kastetmiyorum. Eğer Başbakan şöyle deseydi anlaşılır olurdu: Kürt sorununda hükümetin bürokrasiye sözü geçmiyor; asıl etkili olan devletin sivil asker bürokrasisidir vb.) bu talepler karşısında ne diyorsun, onu söyle.
Bir zamanlar generallerin basındaki yalakalarının laflarının aynısını, bugün hükümeti destekleyen basının yalakaları söylüyor.
Siz dünkü generallerden farklı olarak ne söylüyorsunuz Başbakan Erdoğan?

Kürtlerle Türkleş eşit midir, değil midir?
Bunu sağlamanın yolu, somut siyasi talepleri tartışmaktan ve yeni bir anayasa yapımı başta olmak üzere, demokratik süreci hızlandırmaktan geçer.
Demokratikleştiğimiz ölçüde bu sorunu çözer, sorunu çözdüğümüz ölçüde demokratikleşiriz!
Sorun bir açıdan Türk sorunu; öyle ya buna hazır mıyız?
Öyle bir muhalefetimiz var ki, hükümetin gerisinde!
Öyle bir hükümetimiz var ki, özelikle Başbakan Erdoğan, gitti 90’ların devlet diline teslim oldu. Ve evdeki yangına gerekli dikkati göstermiyorlar!

Hatırlayın yakın geçmişi: Bölünüyoruz, parçalanıyoruz, ülkemizin üzerinde oyunlar oynanıyor vs.
Ne oldu?
Ne oldu; soruyorum size devleti yönetenler ve devletin ideolojik aygıtlarının bir parçası olarak çalışan gazeteci müsveddeleri!
50 bin insanımız öldü değil mi?
Ne için, söyler misiniz ne için?
Şimdi PKK saldırıları üzerine militer ve milliyetçi tiratlar attırmak yerine, neden meselenin asıl noktasıyla uğraşılmıyor?
Hükümete soruyorum: Bir Kürt sorunu var mıdır; varsa, çözüm önerileriniz nedir?
Evet, Kürtlerin talepleri ortada.
Hayır, Kürtlerin ve de PKK’nın bunlardan başka talepleri de var diyorsanız, söyleyin bilelim!

Ama önce Kürtlerin şu taleplerine ne diyorsunuz?
Bu siyaset ve barış imkânları tüketilmeden, bir 50 bin insanımız daha mı ölsün!
PKK’nın terörünü lanetleyelim de, ancak şu siyasi talepleri de bir konuşalım hele!
Meselenin aslını konuştuğumuzda, bu sorunun çözülmeyecek hiç tarafı olamaz!
Biline ki, ölümlerin üzerinden sorun çözülemez!

NOT: Bu yazı 7 gün önce yazıldı

Okunma Sayısı: 68

Yazarın Diğer Yazıları

Yedi Düvel Teraneleri

Eskiden yedi düvel olarak İngiltere, Fransa, Avusturya-Macaristan, İtalya, Almanya, Rusya devletleri kastedilirken, sonraları bütün dünya...

Anlamak mı Kutsamak mı?

Siyasetin, kültürün ve hatta toplumsal yaşamın Kemalizm ve İslam referanslı siyasetin arasına sıkışmışlığının yarattığı paradoks...

Şanslı kuşağız!

Çok farklı toplumsal yaşam biçimlerini bir arada yaşayan 78 kuşağı, diğer kuşakların ‘tek tipliliğine’ karşın,...

Telafisi Mümkün Olmayan İşler

Bir toplum sisteminde (veya devlet idaresinde) telafisi mümkün olmayan işlerin başında hangi idari birim gelir?...

Ülkücüler Kendinize Hiç Sordunuz mu?

Sizlere ideolojiden, politikadan, ülkedeki sistemden söz etmeyeceğim. Sizlere tarihten, sloganlardan, siyasi kimliğinizin oluşması koşullarından da...