Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

O Dilini Keserim (Yerim) Senin!


20 Aralık 2010 00:04

9 Yorum

Geçtiğimiz hafta Türkiye ve dünya gündemi için çok hareketli geçti. Zaten dönmekte olan başımı döndüren gelişmeler oldu.

14 Aralık Salı akşamından itibaren hastanelerden sonraki zamanlarımı evde yatakta geçirdiğim için haftanın iç ve dış siyasi nabzını çok iyi takip ettim. Her ne kadar bazen ağrı ve sancılardan mecalsiz, kendimden geçmelerim olmuşsa da “sebebi bilinmeyen” ve neredeyse “devletlerarası sorun” olan “hastalığım” tartışmaları TV’den, internetten takip etmeme mani değildi. (Bu arada beni ziyaret eden, arayan, face ve mail mesajlarıyla dualarını esirgemediklerini ileten herkese sonsuz teşekkürler ediyor, hastalığın sebebinin doktorlarca daha da tespit edilemediğini de ifade etmek istiyorum. Sayemde dünya tıp literatürüne yeni bir terim eklenebilir)

İsrail’in özür dileme konusunu 15 (onbeş) saniyede konuşup red ettiğini, ABD’nin Ermeni hadisesiyle hükümete selam gönderdiğini, DEMİREL, ERBAKAN, ÇİLLER, M. YILMAZ seçim koalisyonu/ittifakı haberlerinin -ki taraflarca yalanlanmadı ya da yalanlandıysa duymamışlığıma verin- fısss çıktığını, “İki dilli” tartışmaların çok dilli sataşmalara vardığını, daha da pişmeyen civcivlik yumurtaların omlete dönüştürüldüğünü, CHP’nin kurultayda iktidara yürüyüşünü! izledim ve takip ettim. (Gerçi bu yazılarla önümüzdeki seçimlerde milletvekilliği ve bilahare bakanlığımı tehlikeye atıyorum ama neyse, vatan sağ olsun, gerçi bunlar furuuat mıydı teferruat mı bilemem)

Evet,

Önce iç sorunlardan başlamak istiyorum. En tartışma yaratan konu yine Kürt Sorunu bağlamında “iki dil” diyaloguydu. Öyle ki veren veriştirene…

Geçen hafta BDP eş başkanlarından Selahattin DEMİRTAŞ;
“bundan böyle bölgede yasaları beklemeden ‘defacto durum’ olacak şekilde “iki dilli”liğe geçileceğini ifade ederek fitili ateşledi. Elbette ki tepkiler olacak, yadırganacak, kınanacak ve kimileri de destek çıkacaktı. Gayet makul olan bu konuyu enine boyuna tartışmaktır. Olmaz da diyen olacak olur da. Ancak biz burada kınamanın da ötesine geçen üç tepkiyi irdeleyip geçeceğiz.

MHP Genel Başkanı Sayın Devlet BAHÇELİ;

 Son günlerde siyaset ve medya kurumlarında yoğunlaşan iki dilli hayat tartışmalarını kaygıyla izliyorum.

İki dilli hayat konusundaki talepler milletimizin parçalanmasına ve kardeşliğimizin bozulmasına giden yolu ardına kadar açar. (Evet, tek tip olunca dil birden fazla olmamalıdır. Çünkü tek tipin kullanmaya heveslendiği “ikinci” dil bir “yabancı dil” olabilir. Bu da tek olan dile zarar verir. Bu sebeple asırlardır hiçbir şekilde İngilizce, Fransızca, Arapça, Farsça sözcük bile kullanmamaya özen gösteriyoruz. Anayasamızın değiştirilmesi teklif dahi edilemez maddelerinden olan ve aynı zamanda altıok’u oluşturan maddelerden biri olan laiklik (aslında “layıklık” olacaktı! ama olanın olmuş olmasından dolayı –ne demek istediğimi ben de anlamadımsa da- böyle laik-lik olarak yazılmış olan sözcük dahi Türkçedir. A. AY) 

Demokrasi ve özgürlük kavramlarının arkasına sığınarak bu tartışmaları körükleyenler akıllarını başına almalıdır.

Zira rüzgâr ekenin fırtına biçeceği asla unutulmamalıdır[1] diye ferman buyurdular.

(“Fırtına” bu ülkede 2 şekilde eser;

  1. Geçmişte olduğu gibi ortalığı kan gölüne çeviririz ve bunun sonucunda darbemiz gelir hoş gelir -pardon o ‘tren gelir hoş gelirdi- yani darbemizi çağırırız ve o da ısrarlara dayanamayıp vatanı kurtaracak.
  2. Zat-ı şahaneleri daha önce söylemişlerdi ya; “50 yıl dağa çıkamaya hazır olun …”[2] Tam da siyasi partinin görevi! Bana inanmıyorsanız Ağustos’09 Bursa kongresi konuşmasını okuyabilirsiniz. A.AY)

BBP Genel başkanı da;

Türkiye coğrafyasında bin yıldır Kürt, Arnavut, Laz, Çerkez, Alevi ve Sünni’nin birlikte yaşadı, hepsinin adı, yani milletin adı büyük Türk milletidir. Büyük Türk milletinin resmi dili Türkçe’dir. Bunun yanına başka bir şeyler ima etmek, soruşturmak, bununla alakalı hayaller kurmak ihanettir, görülen rüyadır, bu millet görülen rüyaları kâbusa çevirir. Herkes aklını başına toplamalı. Biz tabii ki bu ülkede herkesin anadan getirdiği dilini, örfünü, âdetini yaşamasını isteriz. İleri demokrasi yaşayan ülkelere baktığımızda nerede görülmüş bir milletin resmi dili yanına etnik dilini koymak. Bu hayallerini onlara zindan ederiz. Bu ülke sahipsiz değil. Kandil ve İmralı talimatıyla hareket eden 3–5 eşkıya artığına teslim olacak değildir. İktidar da muhalefet de üstüne düşeni yapacak. İktidar partisine, bölücü sözcüleri ile görüştüğünü söyleyenler, kendilerinin de aynı yoldan geçtiğini unutuyorlar. Kendi sırtlarındaki bagajları görmüyorum. Yapmamız gereken iş, Meclis iç tüzüğünü harekete geçirin. İç tüzük gereği dokunulmazlıkların kaldırılması için bunların ağzını kapatın, üç parti birlikte önerge verin, gereğini yapın. Sonra savcılar harekete geçsin, hukuk işlesin.”[3]

MHP ve BBP liderleri “akıllı olun” uyarısı yaptıktan sonra “kaygı ve fırtınalar” ilettiler. Bu hız kesmeyince;

“…Körükleyenler akıllarını başlarına alsınlar, … hepsini adı Türk milletidir, …kabusa çevirir, …zindan ederiz, …harekete geçirin, …bunların ağzını kapatın …” (Ruslar mı ülkeyi bastı ne?.. Şimdi yumurta atan gençleri anlıyorsunuz değil mi? Çocuklar ne kadar da masum eylem yapıyorlar. Neticede yumurta. Tamam, yumurtalar bittikten sonra konuşmacıyı konuştursalar EYVALLAH kocamanından) Bunların nihai olarak yaptıkları yapacaklarının teminatıdır. Bakın ulusalcı kesime; saygıdeğer düşün adamı Nabi YAĞCI’ya yaptıklarına bakın.* BBP ve MHP’nin buna destek vermelerinin sonucunu siz düşünün, gari…

Evet,

Bunlar, “iki dil”li tartışmalara iki Türk-İslamcı siyasi partimizin katkıları!

Peki, cumhuriyetimizi kuran (evet buna inanıyorum. Çünkü cumhuriyeti askerler kurdu ama biz de benimsedik ve halk da benimsemedi değil. Fakat bir türlü halkın cumhuriyeti olmasına izin verilmiyor) ve tarih boyunca da koruyup kollayacağına yemin eden ordumuz ne yapar dersiniz?

Derhal e-muhtıravari bir edayla klavyeye geçen asker;

“Son günlerde ‘dilimiz’ üzerinde kamuoyunun gündeminde yer alan birtakım tartışmaların, cumhuriyetimizin temel kuruluş felsefesini kökten değiştirecek bir noktaya doğru hızla götürülmeye çalışıldığı endişeyle izlenmektedir.

TSK; cumhuriyeti ve demokrasiyi koruma görevi kapsamında; ulus devlet, üniter devlet ve laik devletin korunmasında her zaman taraf olmuş ve olmaya devam edecektir” denildi.[4] (Der, çünkü normlar böyle emrediyor. Yasalar ve Kırmızı Kitap’ta koruma-kollama görevi verilirse olacağı bu. Bunu değiştirmediğiniz müddetçe de koruyup kollama TSK’nındır. Canı istediğinde hem “koruyacak” ve hem de “kollayacak”. İlgili-ilgisiz herkese duyurulur)

TSK’nın açıklaması (her ne kadar siyasi konularda TSK’nın açıklama yapmasına karşıyımsam da) iki siyasi partimizin açıklamalarından daha mutedil. Siyasi partileri –ki uğruna can verip can alacak olan, gözü kara taraftarı/sempatizanı, gençlik kol ve kurulları mevcut, verilecek emri gözünü kırpmadan yerine getirecek militanlara sahip- böyle bir ülke de TSK ve üniversite gençliğinin tepkileri çok da anormal değil.

Son ayların “en demokrat” görüntüsü veren CHP lideri kurultayda bence çok anlamlı olan;

_ …………….. ifadeleriyle! herkesin anlayacağı tepkisini! sergiledi.

Neyse söz uzadı, ama ben son derece mutlu olduğum şu anlamlı “iltifatları” da bu iki siyasi partimizden duydum. Eğer yazmazsam haklarını yemiş olurum! İşte o muhteşem sözler:

“Bin yıldır birlikte yaşadık, kardeşiz neticedeve “Elbette ki herkes dilini kullanacak …”

DEVAM EDECEK…


[1]  Yandaş Basın ve diğerleri

[2] Haber90dakika; 01 Ağustos’09

[3] Yandaş Basın ve diğerleri

* Nabi Hoca’ya yapılan saldırıyı çok ciddiye almak gerek. Zira TKP’nin son başkanıydı. Onu da böyle saldırıyla susturmaya çalıştıklarına göre durum farklı. Sivil inisiyatif geliştirmek gerek diye düşünüyorum.

[4] Gnl Kurmay İnt. Sitesi ve cümle âlem.

Okunma Sayısı: 111
Kategori: Ahmet AY
Etiketler: , , ,

Yazarın Diğer Yazıları

Başkan Erdoğan’dan Kıbrıs Çıkarması

“Devletlerin dili” konusunda 1-2 yazı yazdığımı hatırlıyorum. Devletlerin dilinin bizim günlük konuştuğumuz dilden farklı olmadığını...

Biden’a Neden Sevindiler?

  Öncelikle kardeş Azerbaycan’ın mütecaviz ve işgalci Ermenistan’ı yenerek elde ettiği destansı zaferini kutluyorum. Allah...

“İslam’a Karşı Soğuk Savaş”

Millet olarak Avrupalı’da potansiyel olarak var olan ve özellikle belirli dönemlerde siyasiler tarafından körüklenip tedavüle...

Macron’un Aradığı Müslüman

Kendi din ve dindarına ihanet eden Hristiyan Batı medeniyeti, şimdi de İslam dinini kendi dinlerine...

Kafkasya Sorunu

Azerbaycan’ın cephede ilerleyişine cephe savaşında karşılık veremeyen Ermenistan, uzaktan Azerbaycan şehirlerine füze atmak suretiyle savaşı...

Yazıya Yapılan Yorumlar

  1. Hasret Tosun dedi ki:

    Rabbim bol bol şifalar versin.
    Dualarım sizinle..

    Hasret Tosun

  2. azize dedi ki:

    oflayacağım.

  3. ismail sezgin dedi ki:

    Sevgili Kardeşim.
    Önce hoş bulduk diyelim. Daha birbirimizi tanımıyoruz ama; yorumlarınıza teşekkür ederim. İnşallah tanışırız. Bu arada Acil Şifalar Dilerim. Yazınızı da okudum elinize sağlık. Ben aranıza FATSA dan katıldım. Laborantım. Devlet hastanesinde çalışıyorum. Ahmet beyin hemşerisiyim.
    Görüşmek ümidiyle …..

  4. Abdulvahap YILDIZ dedi ki:

    Ahmet Ağabeyime acil şifalar diliyorum, İnşallah en kısa zamanda sağlığına kavuşur, çünkü daha yapacak çok işi ve yürüyecek çok yolu var Allahın izniyle.Yorumlara gelince, bi ara televizyonda bir reklamdaydı galiba! bi.bi.bi.bi tanesin diyordu.İçimden Ahmet Ağabeyime bi.bi.bi.bi tanesin demek geldi.Eline, yüreğine sağlık Ahmet Ağabey.Müsteşarlığımı tehlikeye atmıyorum inşallah.

  5. Ay Yildiz dedi ki:

    Ahmet bey,
    Oncelikle gecmis olsun.
    Turkiye’nin calkantili bir donem gecirdigi bilinen bir gercek.
    Konudan konuya gecislerde yorumunuzu yavanlastirmis.
    Bu kadar uzun paragraflarin farkli konulardan olmasi sizin yorumlariniza bir tat katmamis.
    Sizin renginizi bi turlu anlamis degilim.
    Es baskan ,es baskan diye diye birilerinin primlerini artirdiginizi dusunemiyor musunuz?

    “O Dilini Keserim (Yerim) Senin!”

    Simdiye kadar kurtce konusanlarin tavuguna kim kisst dedi ki,bundan sonra kisst diyecek? Amaclari farkli bunlarin.Amaclarinin farkli oldugu herkes tarafindan biliniyor.Yiyecek birsey bulamadiniz mi?

    “Bunlar, “iki dil”li tartışmalara iki Türk-İslamcı siyasi partimizin katkıları!”

    Kisacasi sacmaladiginizi kabul edin.

    “Peki, cumhuriyetimizi kuran (evet buna inanıyorum. Çünkü cumhuriyeti askerler kurdu ama biz de benimsedik ve halk da benimsemedi değil. Fakat bir türlü halkın cumhuriyeti olmasına izin verilmiyor) ve tarih boyunca da koruyup kollayacağına yemin eden ordumuz ne yapar dersiniz?

    “Derhal e-muhtıravari bir edayla klavyeye geçen asker”
    Klavye basindan kalktiktan sonra misket havasin da oyun mu oynuyor?????

    Allahini seversen Ahmet bey, biz kim?,halk kimdir?
    bu yazinizi anlayan birleri varsa bana tercume etsin:)))))
    Yaziniza yorum yazan AZIZE gibi bende oflayacagim.
    Bu tur yazilari yayina koymadan once okuyan yokmuuu?
    Ankara’dan selamlar…

  6. Ahmet AY dedi ki:

    Sayın AY Yıldız,
    Geçmiş olsun dilekleriniz için teşekkür ediyorum.
    “Paragraflarımın ‘tadı’nın olmamasından” dolayı üzgünüm. Bu ‘tad’sızlıktan rengimi de belirleyememişsiniz. En net renge sahip olduğuma inanıyorum;
    Halkın iradesini esas alan, insan haklarını dini, dili, rengi, ırkı, siyasi düşüncesi vs. ne ve nasıl olursa olsun 6 milyar için savunan, ayrıca dindar olmayı hedefleyen bir aktivistim. Bilmem net mi? Değilse;
    İnsanlık ailesinin eşit, özgür, hakkaniyete uygun birlikteliklerini esas kabul eden biriyim.
    Eş başkan konusundaki tuhaflığı gidereyim;
    Bizim burda eş başkanlara eş başkan diyorlar. Biz de bu sebeple eş başkan olana eş başkan diyoruz. Bilmem açıklayıcı oldu mu?
    “Şu ana kadar Kürtçe konuşanın tavuğuna kışt diyen” olmamıştı. Çünkü tavuğu kesiyorlardı sahibine de en insaf dışı cezalar veriliyordu. “Tavuklara kışt dememe” daha birkaç yıl önce başladı.
    Doğrusu “klavye başından kalkan asker”in ne yaptığını merak etmiyorum. Herhalde darbe planı yapmıyorlardır.
    “Biz kim, halk kim?” diye sormuşsunuz; işte bunu ben bile bilmiyorum!
    “Yazının tercümesi” için size yardımcı olamayacağım için son derece üzgünüm!
    Zira yazılarımı anlayabilmek için kişinin “yazar olmasa da okur” olması gerek. En kötü koşullarda ilk okul mezunu olma şartı vardır.
    Diyar-ı Bekir yani Amed’den selamlar.

  7. asmin dedi ki:

    hocam geçmiş olsun sorun ne örene bilir miyim

  8. Ahmet AY dedi ki:

    Teşekkür ediyorum, geçti ama ne olduğunu bir türlü bulamadılar.

  9. bayram yılmaz dedi ki:

    hocam çok geçmiş olsun