Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

MİT-PKK/KCK Görüşmesi


15 Eylül 2011 00:01

Yorum Yapılmamış

Bu memlekette ne zaman ki ciddi bir gelişme olmuşsa, ne zaman ki anlamlı bir atılıma girişilmişse, ne zaman ki olumlu bir hava esmişse mutlaka “gizli” bir el bunu sabote etmeye kalkmıştır.

Şunu öncelikle vurgulamam gerekir ki kim olursa olsun, sorun ne olursa olsun konuşmaktan, diyalogdan, görüşmelerden hiçbir zarar gelmez. Hele hele 50 bini aşkın insanın hayatını kaybettiği bir sorunla ilgili olarak görüşmelerde bulunmak asla yanlış değildir.

Böyle bir dinlemenin varlığından haberdar olmasak da hislerimiz bize, “ileride uygun görülecek bir zamanda (dinlemeyi yapanların hükümete mesajları kâr etmezse) kullanılmak üzere” birilerinin bu tür bir dinlemeyi yaptığını fısıldamıştı.
İsrail geçen bir yıl boyunca Hakan FİDAN’ı karalamaktan başını kaşıyacak fırsat bulamadı. “Yok İran’cı, İslamcı, iş bilmez vs”. İsrail’in tek derdi Hakan FİDAN, MİT değil. Sebep, MİT’in başına Hakan FİDAN gibi tamamen sivil, demokrat ve insan haklarına duyarlı birisinin gelmesi ile birlikte İsrail/MOSSAD’ın Türkiye üzerinde fazla operasyon yapamamasıdır.

Şimdi ses kaydının amacına bakalım, ama ırkçı, şöven hatta faşistçe değil, büyük devlete yakışır bir gözle.

Ses kayıdı devlet/hükümet adına şimdi MİT’in başında bulunan dönemin başbakanlık müsteşar yardımcısı Hakan FİDAN ve MİT’ten önemli bir isim olan Afet GÜNEŞ’in PKK yöneticileri ile OSLO’da yapılan bir görüşmeye ait olup 2009 Mahalli seçimlerinden önce gerçekleşmiştir. O tarihlerde PKK ateşkes ilan etmiş ve seçimlerden sonra ortalık yeniden kana rengine gebe. Böyle bir atmosferde 25 yılda 50 bini aşkın canın öldüğü kanlı süreci ebedi bir barışla noktalama çabasını görmekteyiz.

 Bu görüşmelerde yapıcı bir dil, irite etmeyen bir üslup ve “bağcıyı dövme değil, üzümü yeme” amacını görmekteyiz.

 Şimdi bunun üzerinden hükümeti, MİT’i zor durumda bırakmaya çaba göstermek ne kadar akıllıca bir tavırdır. Bu görüşmeleri “birilerini zor durumda bırakmak için kullanmak” barışa ne kadar hizmet edebilir?

Bunun üzerinden kendilerince başta sayın başbakan olmak üzere hükümeti ve Hakan FİDAN’ı zor durumda bırakacaklarmış. Bu ses kaydı ile “ülkede infial olacak da, halk hükümete tepki gösterecek de, hükümet ses kaydını gerçekleştiren mahfillerin isteklerine boyun eğecek…” PEH PEH PEH!

Nedenmiş?
Çok “samimi” görüşmeymiş.
Peki ne bekliyordunuz beyler?
“La teröristler, gelin teslim olun yoksa yakarız” demelerini mi?
Amcalarınız bu dili 25 yıl kullandılar, sonuç 50 bin can kaybı.

Siz hangi tarihten ibret alıyorsunuz? İnsan en çok kendi yaşadıklarından ibret almalı değil mi?  Hani nerede?
Kan dursun diye görüşme yaparken yapıcı dil kullanmak büyük devletlerin geleneğidir. Diğeri İsrail gibi korsanların geleneği ve dilidir, bunun sonuçları da ortada.

Şahsen bu ses kayıtları ile ilgili olarak 7 Ekim 2010’da yazmıştım;
“Kürt Sorunu ile ilgili çok güzel gelişmelerin yaşanma arifesinde gündemi ‘başbakanı zora sokacak ses kayıtları belirliyorsa bir yerlerde birileri’nin bununla hükümete ve çevresine mesaj vermek istediğini’ anlamamız gerek.”

İşte o mesajlar kâr etmediği için, hükümetten istedikleri tavizi alamadıkları için şantaj olarak kullanılmak isteniyor. Ses kayıtları bununla sınırlı değildir. Dahası da var ama bu şantajlar bizi doğruları yapmaktan alıkoymamalıdır.Kim yapıyor bunu? Amaçları ne? Yine 12 ay önce yazdığım yazıdan okuyalım;
“Kim?
Hangi mesaj?
Neden vb. soruları cevaplamamız mümkündür.

Şimdi durum bu minvalde seyrederken aklınıza ne gibi kuşkular gelebilir?

1.   Birileri (bu birileri genellikle İsrail/MOSSAD ve yandaşları olur) Türkiye ile kendisini ilgilendiren bir konuda bilek güreşine girmiş bulunmaktadır. Bu yarışı/güreşi kazanamayacağını bilen o birileri müsabaka esnasında rakibinin potlarını! fısıldayıp onun moralini bozarak avantaj sağlamak istiyor olabilir.

2.   Türkiye/başbakan birilerini rahatsız etmiş ve o birileri de “başbakanın bu rahatsızlığa son vermemesi halinde” elindeki bazı belgeleri/ses kayıtlarını, dinlemeleri basına vereceği tehdidinde bulunuyor olabilir.

3.   Veya her iki şık da doğru olabilir.”

Şimdi “sızdıranların kim olduklarına bakalım” diyenlere bir sorum var?

Çok mu önemli?
Kim olduklarından ziyade;
Bu ses kaydı “niçin yayımlandı” konusuna önem verirsek daha anlamlı olmaz mı?
Evet, niçin yayımlandı sorusunu soralım.

Başbakanın tarihi Mısır ve Libya gezileri -ki İsrail için çok olumsuz bir gezi- öncesi,
PKK ile yeniden görüşmeler başlasın çağrılarının yapıldığı bir süreç ve;
Askeri, yargı vesayetlerinin sona erdirildiği ve bu süreçte mevzi kaybeden herkesin “tek umut PKK” dedikleri bir dönem, çok anlamlı…

MİT ne yapmış?
Kanın durması için eli silahlı olan tarafla görüşmüş. Dünyanın her ülkesinde olan neyse bizde de yapılan aynısı. O zaman neden bu görüşme böyle yankılansın ki? Ha, eğer kanın akmasını sürdürmek istiyorsanız, öncekilerin yaptığı gibi çok kan aksın diye 25 yıl daha çatışmaları sürdürürsünüz.

Bu ülkede demokrasi, insan hakları, huzur ve esenlik isteyen herkes bu tür görüşmelerin olmasını değil olmamasını yadırgamalı. Elbette ki bu görüşmeler davul zurna ile duyurularak yapılmaz, hatta zamanı olgunlaşmadan görüşmeleri deşifre etmek suretiyle kesintiye uğratmak isteyen olursa devletin/hükümetin kamuoyuna “evet görüşüyoruz” demesini bekleyemezsiniz. Bu görüşmeler ciddiyet ister ve milletin güvenliği gereği hassasiyetle sürdürülür.

Şimdi avuçlarını ovuşturan kriz senaristlerine gün doğacağını umanlara, gördüklerinin “fecr-i  kazib” olduğunu hatırlatmak istiyorum. Zira bu halk artık kanın dökülmesini istemiyor. Bunun içinde onurlu bir kardeşlik ve barış için gereken adımların atılmasından yanadır.

 Bakın, halkın bu son ses kayıtlarına gösterdiği toleransın Güneydoğu’da nasıl yankılandığını söyleyeyim;

Dünden beri entelektüelinden, esnafına, işsizinden, memuruna kadar görüştüklerimin % 100’ü bu görüşmelerin ebedi barış ve esaslı birliktelik için çok değerli adımlar olduğunu kabul ettiklerini beyan etmişlerdir.

 Halkın kardeşliliği zedelemek isteyen iç ve dış güçlere cevabı ayan beyandır;
Avucunuzu yalarsınız.

Okunma Sayısı: 58
Kategori: Ahmet AY
Etiketler: , , ,

Yazarın Diğer Yazıları

Başkan Erdoğan’dan Kıbrıs Çıkarması

“Devletlerin dili” konusunda 1-2 yazı yazdığımı hatırlıyorum. Devletlerin dilinin bizim günlük konuştuğumuz dilden farklı olmadığını...

Biden’a Neden Sevindiler?

  Öncelikle kardeş Azerbaycan’ın mütecaviz ve işgalci Ermenistan’ı yenerek elde ettiği destansı zaferini kutluyorum. Allah...

“İslam’a Karşı Soğuk Savaş”

Millet olarak Avrupalı’da potansiyel olarak var olan ve özellikle belirli dönemlerde siyasiler tarafından körüklenip tedavüle...

Macron’un Aradığı Müslüman

Kendi din ve dindarına ihanet eden Hristiyan Batı medeniyeti, şimdi de İslam dinini kendi dinlerine...

Kafkasya Sorunu

Azerbaycan’ın cephede ilerleyişine cephe savaşında karşılık veremeyen Ermenistan, uzaktan Azerbaycan şehirlerine füze atmak suretiyle savaşı...