Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Mezarında Bile Rahat Bırakılmayan Şehzade Cem Sultan (III)


01 Temmuz 2020 00:01

Yorum Yapılmamış

Cem Sultan, 25 Şubat 1495’te vefat etti. Osmanlı ile papaya karşı ittifak halinde olan Napoli Kralı, 1499 senesinde II. Cem Sultan’ın ölüsünü Osmanlı’ya teslim etti.

Şehzade Cem’in naaşı Bursa’da büyükbabası Sultan II. Murad’ın yaptırdığı caminin bahçesine kardeşi Şehzade Mustafa’nın yanına gömüldü.

*

Annesi ve çocuklarının ne oldukları da acıklıdır. Cem Sultan’ın annesi Çicek Hatun Mısır’da 1495’te vebadan ölmüştür. Cem Sultan’ın oğullarından olan Oğuz daha üç yaşındayken babası Fransa’ya götürüldüğü zaman 1482’de amcası II. Bayezid tarafından öldürüldü. Sultan Cem’in diğer oğlu Murat, Rodos’ta kalmış ve Hristiyan olmuştur. Murat, kendi oğlu ile birlikte Kanuni Sultan Süleyman’ın Rodos kuşatmasında şövalyelerin yanında bulunmuştu. Rodos Osmanlı kuvvetleri tarafından ele geçirildikten sonra, Cem’in oğlu Murad ve torunu yakalandı ve fetihten sonra I. Süleyman’ın emriyle boğularak öldürüldü.

Yüzyıllar sonra dahi Avrupa’da kalan bir-iki torununun soyundan gelenleri, bugünün Osmanlı hanedanı Cem Sultan’ın torunlarını kuzen olarak tanıyorlar, ama aralarına almayı kabul etmiyorlar.

*

Sultan şairler arasında şiirlerinde şahsî duygularını ifade etmede en başarılı sayılanı, Cem Sultan’dır. Şiir ve edebiyatla çok küçük yaşlardan beri meşgul olmuş bir şehzâde olan Cem’in çevresinde, adına “Cem şairleri” denen bir grup şair bulunmuştur. Sadisi, Haydar Bey, Sehâî, Kandî, Şâhidî gibi dönemin ünlü şairlerinden oluşan bu gruptan bazı şairler, Cem’i gurbette de yalnız bırakmamışlardır. Cem Sultan, şiirlerinde yaşadığı sıkıntıları, oldukça duygulu bir anlatımla dile getirir. Cem’in “Fal-i Reyhan” adli 48 beyitlik manzum bir çiçek falı bulunmaktadır. Cem Sultan’ın biri Farsça diğeri Türkçe olmak üzere iki divanı vardır. Ayrıca ve Hüsrev ü Şirin adlı mesnevisi vardır. Divan’ı baştan sona neredeyse hüzünle doludur.

Cem Sultan ve SALTUKNAME

Hayatı hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığımız Sarı Saltuk, XIII. yüzyılın gazi-derviş tipinin en meşhur şahsiyetidir. Trakya ve Balkanların İslamlaşma tarihiyle yakından ilgili olan bu dervişin faaliyetlerini ihtiva eden Saltukname, destan edebiyatımızın en renkli yadigârlarından biridir. Rivayete göre Bizans İmparatoru, Selçuklu Sultanı II. İzzeddin Keykavus’a Dobruca’yı tahsis edince İznik-İzmit bölgesinden 20-30 obalık bir Türkmen nüfus Sarı Saltuk’la beraber 1263 yılında bu bölgeye intikal etmiştir. Yaklaşık otuz yıllık bir mücadeleden sonra vefat edince zaviyesinin bahçesinde defnedilmiş ve o bölgeye de Babadağı adı verilmiştir.

Konya’da Sancakbeyliğine atanan şehzade, Konya’ya gitmeden önce bir gün dostu Ebulhayr Rumî ile birlikte Edirne’den Balkanlara doğru bir seyahat yapmış ve Babadağı bölgesinde halk ile yaptığı sohbetlerde bir şeyin farkına varmış: Halk arasında anlatılagelen zengin bir menkıbe kültürü. Sarı Saltuk’un merkezinde bulunduğu bu kültürün önemini fark eden genç şehzade hemen gereğini yapmış ve yanındaki dostuna görevini vermiş: Bu menkıbeleri topla!

Ebulhayr Rumî tarafından kaleme alınan Saltukname sadece Balkanlar’daki dinî, tasavvufî, siyasî ve askerî hayatın detaylarını aktarmakla kalmamış o günkü İslam dünyasının her köşesinden haberler de aktarmıştır. Hindistan’dan Habeşistan’a, Türkistan’dan Lehistan’a uzanan geniş bir coğrafyada Hz. Peygamber ’den Hz. Fatih’e, Hz.Osman’dan Osman Gazi’ye, Karaca Ahmet Sultan’dan Emir Sultan’a, Gıyaseddin Keyhüsrev’den Mevlana’ya uzanan büyük şahsiyetlerin menkıbelerini de tatlı bir üslupla bize taşımıştır .

Ebulhayr Rumî’nin Saltuknâme’nin son satırları:

… Ben fakire işaret oldu. Ebu’l-hayri Rumi demekle maruf idüm. Bana buyurdu kim bu azizün sahihen kanda kim menakıbın bulam dervişlerden soram bilem ta kim bu azizün kıssaların cem idem.

Pes Cem Sultan emriyle memlekette yürüdüm. Kangı yerde kim bunun menakıbın işittüm, yazdum. Birbirine tertip üzre uydurup bir kitap idüp yedi yılda tamam eyledüm. Sultan katuna götürüp teslim ettim. Daim bu kitabı Sultan Cem okutup dinlerdi. Hamza kıssasın dinlemezdi, daim bu kıssayı dinlerdi. Ahd etti kim ‘eyer padişah olursam Edirne’den gayri yerde oturmayam’ dedi.

 

Okunma Sayısı: 311

Yazarın Diğer Yazıları

Vakıf Üniversiteleri-Yeni Üniversiteler ve Acı Bir Deneyim

Dünyanın en milliyetçi halkı kimdir? Diye sorduğunuzda benden alacağınız cevap Kırım Tatarlarıdır. 1944 yılında Stalin...

Milli Eğitim Bakanına Açık Mektup

Eğitim konusundaki tecrübeniz başlangıçta herkesi umutlandırmıştı. Tecrübenize diyecek yoktu, tek kusur eğitim alanına yatırım yapmış...

Mezarında Bile Rahat Bırakılmayan Şehzade Cem Sultan (IV)

MEMLUKLERİN HEDEF ALINMASI Padişah II. Bayazit’ın Memlûklerle savaşmasını altında Şehzade Cem’e kucak açmaları yatar. Gerçi,...

Mezarında Bile Rahat Bırakılmayan Şehzade Cem Sultan (II)

Sultan II. Bayezid, ordusuyla birlikte Cem Sultan’ın üzerine yürüdü. Yenişehir Ovası’nda 20 Haziran 1481 tarihinde...

Mezarında Bile Rahat Bırakılmayan Şehzade Cem Sultan (I)

Yerli ve yabancı yazarlar tarafından hakkında onlarca yazı yazılmış tek Şehzade Cem Sultan (1459-1495) ’dır....