Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Melezlik ve Türkler

SİSİFOS'UN KADERİ
Hüseyin ŞENGÜL

16 Şubat 2011 00:01

Yorum Yapılmamış

SSCB dağıldıktan sonra Sovyetlerin sınırları içerisinden 15 devlet doğdu. Bunların bir kısmı da ‘Türkî’ Cumhuriyetleriydi. Türkiye ile bu ülkeler arasında hemen yoğun ilişkiler kuruldu. İlişkilerde başat rolü “Türklük” kimliği oluşturuyordu. Öyle ya, ‘Türk, Türk’e hasretti’. Enver Paşa’nın Turancılarının 1940’lı yıllardaki takipçileri bir yandan Hitler’e hayranlık duyuyor, diğer yandan da Stalin diktası altındaki esir Türklerin kurtuluşunu hikâye ediyorlardı. ‘Sürpriz’ bir şekilde Sovyet esareti bitti, Türkler öpüşe koklaşa kucaklaştı. Öyle ki, ağabey Türkiye öncülüğünde demir dövme töreni bile yapıldı. Yani epeyi bir diplomatik zevzeklikler yaşandı.

Bir süre sonra ağabey Türklerin, kardeş Türkî Cumhuriyetlerini kazıkladığı görüldü. Kardeşler de, bu ilişkilerdeki hükümranlık taslamaya ve kazık atmaya kızarak, ağabey ile aralarına mesafe koydular. Birçok yatırımlarını Japonlara ve Fransızlara verdiler. Bizim firmaların büyük bir bölümü de, bu kardeşlere küfür etmeye başladılar.

Gözünü sevdiğimin iktisadi hayatı, bir dozer gibi yol açar ve önünde hiçbir inanç, ideoloji uzun vadeli duramaz. Bizimle Türkî Cumhuriyetleri arasındaki milliyetçilik muhabbetleri de, yatsıya kadar devam etmedi.

Konunun başka bir boyutunu anlatacaktım; böyle bir girişle başlamak zorunda kaldım.
Ülkemizden gidenlere o ülkelerdekiler, “Siz hiç Türklere benzemiyorsunuz” diyorlar. Öyle ya; ablak surat, basık burun, büyük kafa, biraz çekik göz gibi fiziki özelliklere sahip olmayan Türkiye Türkleri, o bölge insanlarına epeyi farklı geliyor.

Bugün bile Türklük konusunu soy, boy, kan gibi özelliklere bağlayarak tarihi, böylesine ilkelliklerle açıklamaya çalışan ve buradan da siyaset üreten zırvalıklarla uğraşıyoruz ya; ne acı, ne ahmaklık.

Peki, Türkiye Türkleri neden diğerlerine benzemiyorlar? Fiziki özellikleri neden çok farklı?
Coğrafya bir etken ama belirleyici değil.
Gerçekte Türkiye Türkleri, büyük çoğunlukla melez!
Melezleşmek iyidir.
Safkanlık, hayvanlarda olur!

Ben işin soy sop kısmında değilim ama buradan bazı gerçekleri ifade etmek istiyorum.
Türklerin Anadolu’daki halklarla hemhal olduğu bir gerçek.
Türklerin Balkanlara yerleşmesiyle o bölge insanlarıyla daha çok zor yoluyla da olsa, hemhal olduğu da bir gerçek.
Bütün bunlar melezleşmeyi doğuruyor.
Ancak bildiğim ama konuyla bağlantısını yeterince kuramadığım konu, Osmanlı’da kölecilikti.
Halil Berktay, tarihçi Halil İnalcık’ın konuya ilişkin kitabından hareketle, 2 gündür Osmanlı’da kölelik üzerine yazıyor.
İlginç yazılar ve özellikle Osmanlıcıların Osmanlı üzerine ürettikleri yalanlara da değiniyor.
Örneğin, sarayda ve toplumda olan eşcinselliğin inkârı vs.

Osmanlı’ya iki yoldan köle giriyor: Kırım ve Mısır.
Habeşli, Sudanlı olan siyahî köleler, Mısır bölgesi üzerinden Osmanlı’ya getiriliyor ve daha çok da ayak işlerinde, haremlerde ve tarımda kullanılıyor. Harem işlerinde kullanılan kölelerin yukarı Nil bölgesindeki Kop manastırlarında korkunç ve vahşi koşullardaki hadım edilişleri ayrı konu! Ancak Kırım üzerinden getirtilen beyaz köleler (Çerkezya, Polonya, Rusya) ise daha çok cariye (bir erkeğin birden çok karısı) ve ev işlerinde kullanılıyor.

Köleler ürüyor ve Osmanlı’da kölenin canına kast ölçeğinde bir vahşi kölelik sistemi olmadığından (bunun nedeni de Osmanlı toplumunun salt ‘insancıllığından’ değil, kapitalizmin gelişmemiş olmasındandır!) köleler başkalarıyla evlenebiliyorlar.

1500 ile 1650 yılları arasında, 150 yılda Osmanlı’ya 1.500.000 (bir milyon beş yüz bin) beyaz kölenin getirildiği hesap ediliyor ki, 1900’lere kadar azalarak da olsa köle ticareti devam ediyor!

Bu köleler, esirler nereye gittiler?
Bunların soyları var mıydı ve ne oldular?

Türklerin Türklere benzemeyişi, işte bu melezleşmenin sonucudur.
Soyunuzun bir Sırp’a, bir Leh’e, bir Çerkez’e, bir Ermeni’ye, bir Rus’a dayanması muhtemeldir. Ya da bozulmamış bir Türk olabilirsiniz.
Bunun çok da bir önemi yok. Çünkü kim ki etnik kimliğiyle övünüyor, o arızalı bir düşünceye sahiptir.
Ancak Türklük konusunda soy, boy gibi zevzeklik edenlere duyurulur: Siz bir Rus’tan, Yunan’dan türemiş olabilirisiniz!

NOT: Benim için fark etmez! Nereden türediğimi ben seçmiyorum. Seçemediğim bir şeyden dolayı, onunla ne övünürüm, ne de yerinirim.

Okunma Sayısı: 87

Yazarın Diğer Yazıları

Yedi Düvel Teraneleri

Eskiden yedi düvel olarak İngiltere, Fransa, Avusturya-Macaristan, İtalya, Almanya, Rusya devletleri kastedilirken, sonraları bütün dünya...

Anlamak mı Kutsamak mı?

Siyasetin, kültürün ve hatta toplumsal yaşamın Kemalizm ve İslam referanslı siyasetin arasına sıkışmışlığının yarattığı paradoks...

Şanslı kuşağız!

Çok farklı toplumsal yaşam biçimlerini bir arada yaşayan 78 kuşağı, diğer kuşakların ‘tek tipliliğine’ karşın,...

Telafisi Mümkün Olmayan İşler

Bir toplum sisteminde (veya devlet idaresinde) telafisi mümkün olmayan işlerin başında hangi idari birim gelir?...

Ülkücüler Kendinize Hiç Sordunuz mu?

Sizlere ideolojiden, politikadan, ülkedeki sistemden söz etmeyeceğim. Sizlere tarihten, sloganlardan, siyasi kimliğinizin oluşması koşullarından da...