Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Medyada PKK Tahlilleri

SİSİFOS'UN KADERİ
Hüseyin ŞENGÜL

25 Ekim 2011 00:02

Yorum Yapılmamış

TSK’ya ve hükümete akıl vermeye kalkan, askeri konularda bilgiçlik taslayan ve PKK’yı yok etmenin askeri yollarını göstermeye soyunan kimi köşe yazarlarının fütursuzluğu sardı ortalığı. Daha düne kadar bu sorunun askeri yollardan çözümünün mümkün olmadığını söyleyenler bugün, her türlü askeri ve polisiye hareketle PKK’nın yok edileceğinden dem vuruyor.
Neden?
Nedeni basit: Düne kadar bu sorunun asıl muhatabı AKP hükümeti değildi. Ama bugün AKP, hükümet olması hesabıyla sorunun asli tarafı.
Hal böyle olunca, AKP’yi her koşulda destekleyen medya çevrelerinde, sorunu çözme ferasetini ortaya koyamayan AKP hükümetinin savaşa devam eğilimlerini destekliyorlar. Hem de her birisi birer akıldanesi kesilerek!

Vesayet rejiminin kalemşorları PKK için neler söylüyorduysa, hükümet yanlısı kalemler de bugün aynı şeyleri söylüyorlar. Her iki kesim de birbirine diş biliyor ve siyasal olarak tezat noktalarda olsalar da, PKK konusunda benzeşiyorlar!
Ne ilginç değil mi?
Belki de ilginç değil!
Dünün muktedirlerinin Kürt meselesine bakışı ile bugünün muktedirlerinin bakışı arasında pek fazla bir fark yok demek ki.
Mesele iktidar olunca, mesele devlet olunca, her iki farklı kesimin ortaya bir bileşeni çıkıyor demek ki.
Bu bileşen, milliyetçiliktir.
İktidar cenahında bunlar yaşanırken, iktidara yakın kalemler de, o yaşananlar doğrultusunda kalem oynatıyor.
Siyasal rakipler olsa da, mantık aynı işliyor, çünkü zihniyet benzeşiyor!

Vesayet rejiminin kalemşorları ne diyordu?
Ortada bir Kürt sorunu yoktur.
PKK askeri yöntemlerle bitirilir.
PKK’yı yabancı ülkeler kullanıyor. (Hatta bazı ülke adları da sayılıyordu: Fransa, İtalya, Yunanistan, Ermenistan, Suriye vs)
Ülkemizi bölmek isteyenler ASALA yerine PKK’yı kurdular vs.

Bugünün hükümet yanlısı ve her koşulda destekçisi kalemşorlar ne diyor?
PKK, Kürtleri temsil etmiyor.
Hükümet Kürt sorununa ilişkin yapacaklarını yaptı. Kürtler haklarına kavuştular, daha ne istiyorlar? Aslında Kürtler bir şey istemiyor ve dolayısıyla bir Kürt sorunu da yoktur. Ortada bir PKK sorunu vardır.
PKK, kendi çıkarı peşine düşmüş olarak bir iktidar alanı talep ediyor.
PKK’yı Esad rejimi destekliyor. Hatta PKK’nın bu son Çukurca saldırısını Suriye uyruklu PKK’lı komutan Fehman Hüseyin yaptırdı.
PKK, derin devletle (Ergenekonla) işbirliği yapıyor. PKK’nın kimi eylemleri, derin devletle yapılan danışıklı dövüşün sonucudur.
PKK’nın asıl destekçisi İsrail’dir. Bölgede bir Yahudi Kürt devleti kurulması amacı vardır.
Şiddet, şiddetle bitirilir vs.
Hele o televizyonlara çıkarılan, kimileri için de “Efsane” falan gibi, alakasız ve abartılı sıfatlar kullanılarak takdim edilen emekli generallerin derin tahlilleri yok mu; güler misin, ağlar mısın?

Dün ile bugün yapılan yorumların, tahlillerin bazı biçimsel farkları olsa da, mantığı aynıdır.
Her iki dönemin tahlillerinin ortak noktasını PKK ile Kürt sorunu arasındaki bağın ok sayılmasıdır.
Bu gerçekliğin yok sayılmasındaki amaç, sorunun siyasi boyutunu gizlemek içindir.
Ortada bir siyasi sorun olmadığına göre, geriye salt terör uygulayan ve onun bunun maşası olan bir örgüt kalır ki, bunun yok edilmesinin tek yolu da askeri yöntemlerdir.
Bu tahlillerden gerçeğe ulaşmak ve sorunu çözmek mümkün mü?
Kesinlikle hayır!

Varsayalım ki bütün bunlar doğru!
PKK’yı yok etmek için savaş da devam etsin.

Ama gelin başka bir şey daha yapalım: Şu Kürtlerle oturup konuşulsun, bunların kimlik talepleri hayata geçirilsin, demokratik bir ülkede birlikte yaşama iradesi eşit yurttaşlık temelinde oluşsun, devlet bölünme saplantısından kurtulsun, Türkler zihinlerindeki Türklük esaretinden kurtularak Kürtleri eşiti kabul etsin, Kürtleri barışa cesaretlendirsin ve her iki kesimden ölümler karşısında ortaklaşa toplumsal tepkiler oluşsun vb.
Saldırılarıyla, asker-sivil öldürmeleriyle barıştan uzaklaşan o PKK, bakalım ne yapıyor?

Bunu kim başlatacak, kim bu sürecin önünü açacak?
Sorunun tek bir cevabı var: Devlet/hükümet.
Kürt sorunun çözümü doğrultusunda atılacak her adımın, genel olarak toplum arkasındadır.
Türk olsun, Kürt olsun, milliyetçi dalgaları abartmamak gerekir.
Sessiz çoğunluğun birlikte ve eşit yaşama iradesi vardır.
Bütün mesele hükümetin demokratik adımları atmasıdır.

30 yıllık teraneleri tekrar etmek, yeni ölümleri devam ettirmektir.
Bir tek insanın dahi ölmesine Türkler ve Kürtler, birlikte karşı durmalıyız.
Ölen yalnızca o insan değil, aynı zamanda değerlerimiz, vicdanımız, insanlığımız da ölüyor.
İnadına barış, inadına demokrasi demeye devam edilmeli.

Okunma Sayısı: 75

Yazarın Diğer Yazıları

Yedi Düvel Teraneleri

Eskiden yedi düvel olarak İngiltere, Fransa, Avusturya-Macaristan, İtalya, Almanya, Rusya devletleri kastedilirken, sonraları bütün dünya...

Anlamak mı Kutsamak mı?

Siyasetin, kültürün ve hatta toplumsal yaşamın Kemalizm ve İslam referanslı siyasetin arasına sıkışmışlığının yarattığı paradoks...

Şanslı kuşağız!

Çok farklı toplumsal yaşam biçimlerini bir arada yaşayan 78 kuşağı, diğer kuşakların ‘tek tipliliğine’ karşın,...

Telafisi Mümkün Olmayan İşler

Bir toplum sisteminde (veya devlet idaresinde) telafisi mümkün olmayan işlerin başında hangi idari birim gelir?...

Ülkücüler Kendinize Hiç Sordunuz mu?

Sizlere ideolojiden, politikadan, ülkedeki sistemden söz etmeyeceğim. Sizlere tarihten, sloganlardan, siyasi kimliğinizin oluşması koşullarından da...