Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Maziye Düşmeyen Güftelerin Ardından


07 Mart 2009 01:02

Yorum Yapılmamış

Adana’da bir öğrenci evinde  bir arkadaş Rıza isimli şiiri mutlaka dinlemelisin demişti.

O evde zaman zaman bir araya gelir, ülke meselelerine çok girmeden insan, aşk, sinema, sanat üzerinden konuşmalar yapardık.

O şiiri dinlediğimde çok etkilenmiştim.

Öncesinde Sinop Ayancıkta bir köy okulunun lojmanında teyibi başa sara sara  saatlerce “şu dağlarda kar olsaydım” şarkısını dinlediğimi hatırlıyorum.

Onun öncesi de var elbette Erzurum’da bir lise öğrencisiyken Türkiye’yi kasıp kavuran Ahmet Kaya şarkılarından en çok etkilendiklerim Yusuf Hayalaoğlu’nun sözlerini yazdığı şarkılar olmuştu.

Bir çok şarkısı her düşünceden milyonlarca insanı derinden etkileyen Ahmet Kaya’nın sanırım en fazla tercih gören şarkılarının sözleri Yusuf Hayaloğlu’na ait olanlardı.

Adana’da Üniversite de uzatmaları oynadığım dönemlerde Duygu cafe denilen öğrencilerin genel uğrak mekanlarından birinde gene bozuk para marifetiyle defalarca giderim şarkısını dinlediğimizi hatıralarımın bir yerlerinde tutuyorum.

Ahmet Kaya ve Yusuf Hayaloğlu beni sarsan bir çok eserin yaratıcısı oldular. Bütün ölümler erken olduğu gibi onlarında ölümleri erken oldu.

Magazin gazetecileri ödül töreninde kürtçe  söyledikleri nedeniyle onu afaroz edip dışlayan bu ülkenin televiyonlarında bugün inatlaşır gibi hemen hergün kürtçe şarkılar gösteriliyor.

Devlete ait bir televizyon kanalı kürtçe yayınlar yapıyor. Ülkesinde kalsaydı yaşasaydı diye serzenişler karşısında hanımı Gülten Kaya’nın söyledikleri çok önem kazanıyor.

Yattıkları toprağın önemi yok, ürettiklerine bakmalıyız diyor.

Ölümünden sonra yıllar geçmiş olmasına rağmen aynı değerde bir şarkısının tozuna bile rastlanmıyor.

Şair Yusuf Hayaloğlu içinde sanırım yıllar sonra aynı üzüntü dolu serzeniş cümlelerini kullanacağız.

Bu ülke değerlerine doğru dürüst sahip çıkmadı. Yeni yeni bir tövbe arayışında. Mezarları taşımak gibi sembolik adımlarla işe koyulduk sonunda. Bu çok anlamlı çünkü ileride en azından kovmayacağımıza, afaroz etmeyeceğimize dair anlamlar taşıyor bu adımlar.

Ama buruk bir duygu içimi yakıyor. Yılmaz Güney’den, Mehmet Uzun’a, Nazım Hikmetten, Ahmet Kaya’ya kovduğumuz onca değer gibi yeni değerler yeni ışıklar görünmüyor ufukta.

Ufukta umudumuzu canlandıracak hiçbir belirti yok bu yönde.

Zenginliklerimizi yüreğiyle, beyniyle, diliyle, dişiyle, dudağıyla ortaya çıkaracak yeni damarlar kurumuşa benziyor.

Büyük bir pişmanlıkla yeni damarların ortaya çıkabileceği olgunlaşmış bu ortamın yaşaması için bütün çabamızı ortaya koymalıyız. Bu cografyada acıları, zulümleri, ihanetleri, vefasızlıkları aydınlar üzerinden yürüten soysuz bir anlayışı hortlamayacak şekilde ölüme terkedebilmeliyiz.

Maviş gözlü dev şairin şiirlerini ve şarkılarını yüreklerimizi yakan ateş tadıyla yeniden yeniden dinleyerek

aydınlarla olan vefamızı somutlaştırabilmeliyiz.

Okunma Sayısı: 75
Kategori: Tamer AVCI
Etiketler: , , ,

Yazarın Diğer Yazıları

Aşkın Toprağına Karıştım

Aşkı yazmak istiyorum bugün. Kandan irinden yaşanmışlıkların yatağını. Seni gördüğüm o ilk gün Yağmur yemiş...

İtibarlı Dış Politika

Dokuz yıl ülke dışında bulunmuş biri olarak yurt dışında en çok aradığım şeyin “ülke itibarı’nın”...

CHP’li Minyeli Abdullah

CHP büyüklenenlerin partisi olmayı sürdürüyor. Bunu yapıyor olmasının bu tepeden bakışı sürdürmesinin siyasal karşılığı olmasa...

Üç Gandi

CHP genel başkanını günlerdir konuşup duruyoruz. Arkasına aldığı o muhteşem rüzgarla Türk solunun tarihinde eşine...

İki Devlet Arasına Sıkışan Ülkücüler

Ülkücü hareket 12 eylülde büyük bir sınavla karşı karşıya. Referandumda geçici 15 .maddenin kaldırılması da...