Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Mahir Kaynak: Kürt Meselesi


07 Eylül 2009 00:02

2 Yorum

Bilindiği üzere; “Demokratik Açılım Süreci” ya da diğer bir ifadeyle “Kürt Açılımı”, gündemi fazlasıyla meşgul eden bir konu halini aldı. Hükümet ve muhalefet, birbiriyle söz düellosuna girerken; “açılımın” en fanatik taraftar grubu DTP, bir yandan AKP ile el ele olmanın mutluluğunu yaşıyor, diğer yandan CHP ve MHP’den gelecek olası bir uzlaşma mesajıyla tahta kurulmayı arzuluyor. Halkın birbirinden farklı kesimleri, sanatçılar, aydınlar ve bu süreçte söz sahibi olduğuna inanan herkes, demokratik bir şekilde fikrini paylaşıyor olur olmaz her yerde. Böylesine zor bir döneme giren Türkiye için ya da kendi kendini zor duruma sokan Türkiye’m için “Kürt Açılımı”; yazılı ve görsel medyadan sonra, birçok kitaba da konu oldu. Mahir Kaynak imzalı Kürt Meselesi de bunlardan biri…

Mahir Kaynak, Cem Küçük önderliğindeki strateji-analiz kitabında; Kürt kültürü ve dilinin, zamanın akışına karşı koyarak bağımsız bir kültür ve dil olarak yaşama şansının az olduğunu belirtiyor. Sonraki sayfalarda dile getirilen düşünceler şu şekilde: “… Bu nedenle de Kürtler’e karşı dostane yaklaşım bence en iyi tavırdır. Kaldı ki Kuzey Irak’ta kurulacak devletin adı Kürt devleti olmayıp, Kürt-Türk Federasyonu da olabilir ve en doğrusu da budur”. Deneyimli yazar, satır aralarında, Türkiye’ye ve Türkiye’deki gelişmelere dış kaynakların etki ettiğini mutlak suretle belirtirken şunları söylüyor: ” ABD, Türkiye’nin çok kültürlü ve din karşıtı olmayan bir çizgiye gelmesini isterken, Avrupa daha küçük ama gelişmiş bir Türkiye’yi içine almak istiyordu. Güneydoğusu koparılmış bir Türkiye’nin Avrupa standartlarında olacağı düşünülüyordu”. Bazen yazarla çelişseniz de birçok noktada hemfikir olabiliyorsunuz. Ki; az önceki cümle bence bunların en önemlilerinden. Hükümet, her ne kadar “açılım” bizim kendi fikrimiz, kendi projemiz dese de halk (bazı kesim) ve muhalefet tarafından pek samimi bulunmuyor. Baykal ve Bahçeli, işin içinde Amerika’nın olduğunu söylüyor ama Mahir Kaynak, aslında bunun bir Avrupa Birliği projesi olabileceği ihtimali üzerinde duruyor.

Şöyle bir gerçek var ki; “Demokratik Açılım Süreci”, demokratik olmaktan çok uzakta ve bütünüyle zorlayıcı niteliktedir. ABD ya da AB; kendi çıkarları doğrultusunda, içinde Türkiye’nin de bulunduğu birçok ülkeye yön verme niyetiyle donanmış görünüyor. Bunu daha açık bir şekilde araştırmacı yazar Mahir Kaynak’tan dinleyelim: “ABD, bağımsız bir Kürt devletini desteklerse Türkiye’yi kaybedecek; Türkiye’nin yanında yer alırsa Kürtleri karşısına alacaktı. Bu durumda orta bir yol izledi ve Türkiye’nin Kürt kimliğini tanımasını ama bağımsız bir Kürt devletine izin verilmemesini benimsedi”. İnsanın bu cümleleri okuduktan sonra tam bağımsız Türkiye diye haykırası geliyor…

Mahir Kaynak, kitabın farklı bölümlerinde DTP ve PKK’dan da söz ediyor. Yazara göre DTP, PKK’nın devamı ya da siyasi görüntüsü değil değiştirilmiş halidir. Oysa ben DTP’yi her zaman, aynı anne-farklı babadan olma iki kardeşe benzetmişimdir. Bizim için PKK bu anlamlara gelirken acaba ABD için ne ifade ediyordu? Eserin 65. ve 148. sayfalarında son derece objektif açıklamalara yer veriliyor: “ABD, PKK’yı tasfiye etmek yerine yönetme yolunu tercih etmiş ve amacına ulaşınca tasfiyeye karar vermiştir. Bu amaç, Türkiye’de Kürt kimliğinin tanınması ve ülke dışındaki Kürtler’in bu kimlikle kabul edilmesiydi”. “… ABD, PKK liderini Türkiye’ye teslim ederken ne düşünüyordu? Onun hayatta kalmasını şart koyarken, yerine seçilmesi muhtemel liderin önünü kesmek mi istiyordu yoksa insan haklarına saygısının (!) bir gereğini mi yerine getirdi. Onun yerine geçmesi muhtemel kişi acaba başka bir güç, mesela bir Avrupa ülkesi tarafından mı kontrol ediliyordu”. Bu sorulara cevap ararken aslında bu projelerin birdenbire nasıl gündeme geldiğini ya da kimler tarafından gündeme getirildiğini kolaylıkla anlayabiliriz…

Mahir Kaynak, önemli saptamalarına kitabın farklı bölümlerinde devam ediyor. Hatırlayacağımız gibi yakın geçmişte, “koruculuk” faciasıyla yüzleşmişti Türkiye. Doğu illerinde yaşanan feodal düzenle… İşte bu noktada da yazarın söyleyeceği bazı önemli detaylar vardı: “… Siz şimdi 200-300 kişiyle başa çıkmak için, Güneydoğu’daki bütün halkı silahlandırırsanız, kendi güvenliğinizi kendiniz sağlayın derseniz, bu aczin ifadesidir. Kendi güvenliğini sağlayan adam, devlet olmanın ilk adımını atmıştır açıkçası”. “… Bazı kişileri korucu yaparak, onlara silah ve para vererek diğerlerinin kıskançlığını tahrik ediyor, onların da başka bir kanaldan-PKK’dan bunları sağlamasının yolunu açıyorduk. Korucu olamayanlar PKK’nın güvenlik şemsiyesi ve parasal desteğine sığındı. Koruculuk ve PKK birbirinden besleniyordu. PKK olduğu için koruculara ihtiyaç duyuluyor, korucular olduğu için PKK’ya yönelim artıyordu”

Toplumsal araştırmalarla bezenmiş keyifli kitabın son kısımlarında yazar, Kürt Meselesi için bazı önerilerde bulunarak okura veda ediyor…

– Yapılacak ilk iş, bölgesel bir ekonomik plân hazırlamaktır. En uygun ekonomik faaliyetin hayvancılık olduğu söylenebilir. Modern teknolojilerin kullanılması uygun olur. Eğitime mutlaka ve mutlaka önem verilmeli. Müspet bilimlerin yanında sanat eğitimi de desteklenmelidir.

– Herhangi bir vatandaşın kendini ezik hissetmesi, kimliğinin yadsındığını düşünmesi sadece onların değil hepimizin sorunudur… Burda araya girerek, Sayın Başbakan’a seslenmek istiyorum. Toplum lideri olarak halka ya sev ya terket demek, o halkı rencide etmek demektir. Bu nedenle herkesi kendinden kabul etmenin öncüsü, açılımların fikirbabalığını yapanlar/yaptırılanlar olmalıdır. Söz tekrara yazarda… Türkçe ortak bir iletişim aracıdır. Ama herkes; kendi anadilini serbestçe konuşabilmeli, eğitimini yapabilmeli, gelişmesinin önünde herhangi bir engel olmamalıdır. Bu, gelecek için öngörülenler açısından da gereklidir.

– Özerklik ya da federasyon oluşacak birlikteliği zayıflatır. Bir bölgeye sıkışmak yerine herkes ülkenin her yerinde ve her kademede yaşayabilmeli ve görev yapabilmelidir. Bir Kürt kendi kimliğiyle ülkeyi yönetecek konuma gelebilmeli, Kürtler’in yoğun olduğu bir bölgede başka bir bölgenin insanı yerel yönetici olabilmelidir.

Kürt Açılımı ve diğer birçok güncel konuda, yelpazenin farklı yüzlerini görmek için;

Mahir Kaynak / Profil Yayınları / Kürt Meselesi mutlaka okuyun…

Okunma Sayısı: 185
Kategori: Yavuz YAVUZER

Yazarın Diğer Yazıları

Yokuş Ocak’tan İnciler!..

Günümüz şairlerinin ve şiirlerinin eksiklikleri, açmazları, çıkmazları diyorsunuz. Söylenecek o kadar söz var ki …...

YOKUŞ Edebiyat (Ocak 2010) Çıktı!..

Aylık Kültür Sanar Edebiyat dergimiz, YOKUŞ Edebiyat, ilk sayısıyla kitabevlerindeki yerini almıştır....

Mahir Kaynak ile Demokratik Açılım Söyleşisi

Türkiye, çok önemli bir süreçten geçiyor: Kürt Meselesi. Farklı adlarıyla; Kürt Açılımı, Demokratik Açılım Projesi…...

Edebiyat Dergilerine Bir Yenisi Daha: Yokuş

2010’da YOKUŞ çıkıyoruz!..  Türk Edebiyatı’nda; Varlık, Berfin Bahar, Türk Dili, Yasak Meyve gibi birçok önemli ...

Nâzım Hikmet: Yatar Bursa Kalesi’nde

Sevdalınız komünisttir, on yıldan beri hapistir, yatar Bursa Kalesi’nde.   1947 tarihli şiirinde, sevenlerine bu...

Yazıya Yapılan Yorumlar

  1. Ugur Ozaltin dedi ki:

    Mahir Kaynak çok sevdiğim ve okuduğum bir yazardır
    Fikirleri de önemlidir
    Sizin yazınızda güzel olmuş bilgilendim

  2. Yavuz Yavuzer dedi ki:

    Beğeniniz için teşekkür ederim iyi okumalar…